logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 12-19-2018
Saat: 11:13

Yevmiye Maddesi

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir YAKUP ÜÇKARDEŞ
Site Map Contacts anasayfa

KATEGORİLER

TAKVİM

Aralık 2018
P S Ç P C C P
« Mar    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  
Ana Sayfa
yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 7 Şubat 2012 / 22:39

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

 

ÇEK İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

 

Soru 1- Tacir olan ve tacir olmayan kişilerin kullanacağı çekler ile hamiline düzenlenecek çeklerin ayırt edici özellikleri neler dir?

Cevap 1 – Çeklerin ayırt edici özellikleri

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 26 Ocak 2012 / 23:34

(Sigorta başlangıç yaşı) SSK (4/a) sigortalılarının sigorta başlangıç tarihinin hesabında 01.04.1981 tarihi önem taşımaktadır. 5510 sayılı kanunun 38. Maddesinde “18 yaşından önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Bu tarihten önceki süreler için ödenen malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.” denilmek sureti ile sigorta başlangıcı 18 yaşından önce olsa bile sigortalılık başlangıcı 18 yaş kabul edileceği vurgulanmakla birlikte aynı kanun geçici 6. Maddesinde ise “506 sayılı Kanuna göre 1/4/1981 tarihinden önce malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında, bu Kanunun 38 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki sigortalılık süresinin 18 yaşın doldurulduğu tarihten başlayacağına ilişkin hükmü uygulanmaz.” denilerek 01.04.1981 tarihinden önce sigortalı (4/a) olanların sigortalı oldukları tarih başlangıç kabul edilecektir.

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 23 Ocak 2012 / 11:05

İştigal Konusu : Tır İle Yük Nakli ve Kaba İnşaat Malzemeleri Satış ve Tedariki

Araç Özelliği : 8,30 mt Damperli Dorse 

Yetkili : İlhan Güneş

İrtibat Tlf.: 0532 -386 19 64

Faaliyet Alanı : Tüm Türkiye’ ye Nakliye Hizmeti Verilmektedir.

Adres : Şile/İst.

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 21:08

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

TİCARİ TAKSİLERDE ÇALIŞANLAR SSK’LI (SGK) OLMAK ZORUNDA MI?

BASİT USUL MÜKELLEFLERİNİN YANINDA ÇALIŞAN HİZMET ERBABI, DİĞER ÜCRETLİ KAPSAMINDA TESCİL EDİLİP VERGİLENDİRİLİRLER.

 

07.06.2005 tarihinde kabul edilen 21.06.2005 tarihli 25852 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu yayınlanması ile daha önce yürürlükte olan 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

507 sayılı kanunun uygulamasında, taksi sahibi olmadığı halde taksilerde çalışan şoförlerde esnaf kapsamında olup odalara kayıt açtırıp, sosyal güvenlik açısından da Bağ-Kur’a kayıt oluyorlardı.

Yürülükten kaldırılan 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Kanunun 2. Maddesi Kanun Kapsamı başlığını taşımakta olup, “ MADDE 2 – İster gezici olsun, ister bir dükkân veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti, sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, aynı niteliğe (sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren, hizmet, meslek ve sanat sahipleriyle bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin birinci maddede belirtilen amaçlarla kuracakları odalar bu kanun hükümlerine tabidir.” hükmü gereğince esnaf ve sanatkarların yanında çalışanlarıda esnaf ve sanatkar kabul etmekte idi. 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Kanununu yürülükten kaldıran 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunun 3. Madesi “ Tanımlar “ başlığını taşımakta olup,

“ Tanımlar

MADDE 3. — Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri,” denilmek sureti ile Esnaf ve Sanatkarların tanımından “bunların yanlarında çalışanlar “ ibaresi çıkarıldığından, 5362 sayılı kanunun yayınlanmasından sonra esnaf ve sanatkarların yanında çalışanlar, esnaf ve sanatkar kapsamından çıkarılmışlardır. Bu durumdaki hizmet erbabının esnaf odalarına da kayıtları yapılmamaktadır. Bu durumda hizmet erbabı esnaf ve sanatkar statüsünden çıkmış olup “ işçi “ statüsüne geçmişlerdir.

31.05.2006 tarihinde kabul edilen 5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU kapsamında düşünüldüğünde ticari taksi sahibi yanında çalışan şoförler 5510 sayılı kanun kapsamında 4 (b) ( eski adı Bağ-Kur) kapsamında değil, 4 (a) (eski adı SSK) kapsamında sigortalı olacaklardır.

 

BASİT USUL MÜKELLEFLERİNİN YANINDA ÇALIŞAN HİZMET ERBABI, DİĞER ÜCRETLİ KAPSAMINDA TESCİL EDİLİP VERGİLENDİRİLİRLER.

Basit Usul Mükellefin yanında çalışan hizmet erbabı (şoför)’ ün 5510 sayılı kanun kapsamında 4 (a) (eski adı SSK)’ lı olmaları ile durum neticelenmiş olmayıp bir de budurumda olan kişilerin vergilendirilmesine de değinmekte fayda var. Aksi taktirde SSK sigorta açılışı yapıldığı halde vergi dairesine gerekli tescil işlemini yaptırmayanlar sonradan ciddi külfetlerle karşılaşabilirler.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 64. Madesi Diğer Ücretler başlığını taşır ve 1. Bendinde “ Aşağıda yazılı hizmet erbabının safi ücretleri takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 25′idir” hükmü yer almaktadır.

Basit Usul Mükellefin yanında çalışan hizmet erbabı (Taksi şoförü v.s.) ikametgahlarının bağlı olduğu vergi dairelerine de kendilerini Diğer Ücretli olarak tescil ettirecekler ve bunun yıllık iki taksitte vergisini ödeyecekler.

Tescil İçin gerekli Evraklar

a- Açılış İçin Dilekçe ( Taksilerde, araç sahibinin şoföre aracında çalışabileceğine dair muvafakat yazısı )

b- Nüfus Cüzdan fotokopisi

c- Resimli İkametgah

d- Sözleşme (Taksi sahibi ile şoför arasında yapılacak sözleşme)

2010 yılı için Basit Usul Mükellefin Yanında Çalışan Hizmet Erbabı İçin Gelir Vergisi Hesabı

Matrah : Takvim Yılı Başındaki Asgari Ücret x 12 ay x %25 = 729,00 x%25= 2.187,00

Vergi Hesabı : 2.187,00 x %15 ( 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu 103. Maddesindeki 1. Tarife dilimi)

Vergi Hesabı : 2.187,00 x % 15 = 328,05 TL 2010 yılı için ödenecek vergi tutarı

Diğer Ücretli olarak tescil edilen hizmet erbabı takip eden yıllarda Şubat ayında dilekçe vererek ilgili yılın vergilerini, bağlı oldukları vergi dairesine tahakkuk ettirecekler ve iki taksite ödeyeceklerdir. 215 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde “51. Kazançları basit usulde vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalışanların vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar” denilmek suretiyle ile taksi şoförünün Diğer Ücretli kapsamında ödeyeceği gelir vergisi hususunda taksi sahibine de sorumluluk yüklemektedir.

Diğer Ücretli yılın ilk altı aylık döneminde çalışıp ikinci altı aylık döneme girmeksizin işi bırakır ise tahakkuk eden ikinci altı aylık vergiyi iptal ettirebilir.

 

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 20:58

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

A. FATURADA KDV’ NİN AYRICA GÖSTERİLMESİ

B. TAKSİCİ ESNAFININ DÜZENLEDİĞİ FATURA VE PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİNİN İŞLETMELER TARAFINDAN GİDER OLARAK KULLANILMASI VE BU BELGELERDEKİ KDV ‘NİN İNDİRİM KONUSU YAPILMASI

 

A. FATURADA KDV’ NİN AYRICA GÖSTERİLMESİ

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 34. Maddesinde

“ 1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.

2. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur.”

İfadesi ile KDV ‘ nin indirim konusu yapılabilmesinin şartlarından birinin, faturada KDV’nin ayrıca gösterilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. KDV ‘ nin faturada ayrıca gösterilmeyip KDV DAHİL yazılması durumunda KDV indirim konusu yapılamayacağı açıktır. Örneğin: deftere tabi nakliyecilik faaliyeti ile iştigal eden şoför esnafı kamyonu için yedek parça satın aldığında satıcı faturada KDV‘ yi ayrıca gösterdiğinde şoför esnafı KDV’ yi indirim konusu yapabilecek fakat satıcı tarafından düzenlenen faturada KDV ayrıca gösterilmeyip KDV DAHİL dahil ibaresi yer aldığında şoför esnafı tarafından KDV indirim konusu yapılamayacaktır.

 

B. TAKSİCİ ESNAFININ DÜZENLEDİĞİ FATURA VE PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİNİN İŞLETMELER TARAFINDAN GİDER OLARAK KULLANILMASI VE BU BELGELERDEKİ KDV ‘NİN İNDİRİM KONUSU YAPILMASI

Taksici esnafının büyük bir kısmı Basit Usul Mükellef olmakla birlikte bir kısmı ise deftere tabi gelir vergisi mükellefidir. Aynı işi yapmakta olan taksicilerin basit usul mükellef ile deftere tabi mükellef arasında ki farklardan biri de deftere tabi taksicilerin taksi hizmet bedeli %18 KDV ‘ye tabi olduğu halde basit usul mükellefin hizmeti KDV ‘ye tabi değildir. Vergi mükellefleri tarafından, deftere tabi taksicilerden alınan belgeler üzerinden KDV hesaplanıp indirim konusu yapılabildiği halde basit usul mükellef hizmeti KDV’ ye tabi olmadığından indirim konusu yapılamaz. Yani 59,00 TL lik bir taksi hizmeti satın aldığınızda belgeyi düzenleyen basit usul mükellefi ise KDV’ yi indirim konusu yapamayıp 59,00 TL nin tamamını gider yazmak durumundasınız, oysa ki belgeyi düzenleyen taksici esnafı deftere tabi ise 59,00 TL lik taksi giderinin 50,00 TL lik kısmı deftere gider yazılacak 9,00 TL lik KDV ise yasal defterlere kayıt etmek şartı ile KDV beyannamesinde indirim konusu yapılır.

Deftere tabi taksici esnafının düzenlemiş olduğu fatura ve perakende satış fişlerinde KDV DAHİL ibaresi yer alması durumunda KDV indirim konusu yapılabilir mi? Sorusu akla gelmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 20. Maddesinin 4.fıkrasında “Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez.” denilmiş 22 SERİ NO’LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ’ nin B – Verginin İndirimi kısmında “ Katma Değer Vergisi Kanununun 34. maddesine göre, verginin indirim konusu yapılabilmesi için fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, uygulama kapsamına giren mükelleflerden gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınabilecek mal ve hizmet satın alan mükellefler, satın alınan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisini indirim konusu yapabilmek için, düzenlenecek fatura ve benzeri vesikalarda verginin mutlak surette ayrıca gösterilmesini isteyeceklerdir. “

Ancak, tarifesi vergi dahil olarak tespit edilen işler ile özel matrah şekillerine tabi mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanıp indirim konusu yapılabildiğinden, bu mal ve hizmetlere ilişkin fatura ve benzeri vesikalarda katma değer vergisi ayrıca gösterilmeyecek, vergi dahil tek tutar olarak ifade edilebilecektir.” Denilmek sureti ile tarifeye bağlı işlerde örneğin Ticari Taksi işletmelerinde ücret belirlenmesi tarifeye tabi olduğundan deftere tabi taksici esnafının düzenlemiş olduğu perakende satış fişinde KDV DAHİL yazılsa da iç yüzde yöntemi ile uygulanarak hesaplama yapılacaktır.

Örnek : İşletmeler tarafından işleri ile ilgili yapmış oldukları taksi ulaşım gideri karşılığında deftere tabi taksici esnafı tarafından KDV Dahil 59,00 TL perakende satış fişi düzenlendiğinde;

( KDV Dahil Tutar / 1,18 = KDV Matrah ) = 59,00 / 1,18 = 50,00 TL (KDV Matrahı)

( KDV Matrahı X 18 /100 = KDV tutarı ) = 50,00 x 18 / 100 = 9,00 TL KDV

hesaplaması ile matrah ve KDV hesaplanıp 50,00 TL deftere gider yazılacak 9,00 TL lik KDV ise yasal deftere kayıt edilmek şartı ile KDV beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.

Taksici esnafının düzenlediği belgelerin üzerinde durmamızın sebebi önem arz etmesinden dir. 59,00 TL lik tutarın neresi önem arz eder der iseniz, bu hususu belirtmek isterim. Elli ay önce basit usul mükellef taksici esnafı size bir fatura düzenleyip vermiş olsa ve siz yanılıp bu belge üzerinden KDV hesaplayıp indirim konusu yapsanız ve maliye bu hatayı tespit etmiş olsa size ilgili dönemin KDV beyannamesini düzelttirecektir. Eğer KDV ‘ niz sürekli devreden bir yapıya sahip ise düzletme yaptığınız dönemde sonraki dönemlere devreden KDV ile takip eden dönemde ki önceki dönemden devreden KDV farklı olacağından takip eden dönemin KDV beyannamesini de düzetmek zorunda kalacaksınız ve belki de böylece 50 aylık KDV beyannamesini düzeltme zorunda kalacaksınız.

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 19:29

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

İŞSİZLİK SİGORTASI, SAĞLANAN HAKLAR VE YARARLANMA ŞARTLARI

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 01.06.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup işsizlik sigortası uygulamaları ile ilgili sık sorulan sorulara aşağıda cevap verilmeye çalışılmıştır.

* İşsizlik Ödeneği Nasıl Hesaplanır: Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde kırkıdır ( % 40 ) Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

(Kaynak : 15.05.2008 tarih 5763 sayılı kanunun 15. maddesi ile değişmiş hali)

* İşsizlik ödeneğini ne kadar süre ile ödenir ? Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan,

son üç yıl içinde;

a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,

b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,

c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

Süre ile işsizlik ödeneği verilir. (Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

* İşsizlik ödeneği ne zaman ödenir ? İşsizlik ödeneği her ayın sonunda aylık olarak işsizin kendisine ödenir.İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

* İşsizlik ödeneğine hak kazanma şartları:

Madde 51 – Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.

a) 25/08/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/04/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/06/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi işveren tarafından sona erdirilmiş olmak,

b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak,

c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak,

d) Hizmet akdinin belirli süreli olması halinde, bu sürenin bitimi nedeniyle işsiz kalmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 7 nci maddesinin (II) numaralı bendinde belirtilen hizmet akdinin belirli bir sefer için yapılmış olması nedeniyle sefer sonunda işsiz kalmak,

e) İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedenleriyle işten çıkarılmış olmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (IV) numaralı bendindeki nedenlerle işsiz kalmak,

f) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesi kapsamında işsiz kalmak.

g ) (Ek bent: 24/08/2000 – KHK/617, md.38; İptal: Anayasa M.nin 31/10/2000 – E. 2000/63, K. 2000/36 S. K.; (Yeniden düzenlenen bend: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Yukarıdaki bentlerde belirtilen iş kanunları kapsamına girmeyen sigortalılardan hizmet akitleri, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında yapılmış olan toplu iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmesi bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerindeki hükümlere paralel olarak sona ermiş olmak.

(Değişik fıkra: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Ancak, işsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler nedeniyle askıya alınmamış olması gerekmektedir.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 51 )

* Sigortalı işsize sağlanan yardımlar ve ödemeler nelerdir?

Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır;

a) İşsizlik ödeneği,

b) (Değişik bent: 17/04/2008-5754 S.K./90.mad.) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri,

c) Yeni bir iş bulma,

d) Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi.

( Değişik fıkra: 15/05/2008-5763 S.K/14.md.) Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan Devlet payının yüzde otuzunu geçemez. Bu oranı yüzde elliye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.

İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkeye gönderilen sigortalıların hak ve yükümlülükleri bu görevi yaptıkları sürece devam eder. Ülkeye dönmeleri ve 51 inci maddede belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde kendilerine işsizlik sigortasından hak ettikleri ödemeler yapılır ve hizmetlerden yararlanmaları sağlanır.

 

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 19:14

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

ÖDEMELERİN TEVSİKİ (BELGELENDİRMESİ)

 

  Ödemelerin tevsiki ile ilgili yayınlanan 04.07.2003 tarih ve 25158 no’ lu 320 sıra no’ lu vergi usul kanunu genel tebliği ile Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafa kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 5.000.000.000.-Türk Lirasını aşan tahsilat ve ödemelerinin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunluluğu getirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun (VUK) 320 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile tahsilat ve ödemeler ile ilgili aracı kılınan kurumlara, Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, (PTT) ‘de dahil edilmiştir.

  01/08/2003 tarih ve 25186 nolu resmi gazetede yayınlanan 323 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile limit 10.000,00 Tl’ ye çıkarılmıştır.

  Ödeme ve tahsilatlar ile ilgili aracı kılınan kurumlardan yapılacak havale, çek, kredi kartı ve bu kurumlar aracılığıyla tahsil edilen senetler gibi bankacılık araçları kullanılarak yapılan ödemeler ve tahsilatlar karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden tevsik edilmiş sayılacaktır. Banka ve özel finans kurumlarının internet şubeleri üzerinden yapılan işlemlerde aynı kapsamdadır.

  Tespit edilen tutarın altında kalan tahsilat veya ödemelerin banka veya özel finans kurumları aracılığıyla yapılması ihtiyaridir. (isteğe bağlı) Tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunludur. Tespit edilen tutarın üzerinde kalan işlemlerin tevsik zorunluluğundan kaçınmak amacıyla parçalara ayrılması kabul edilmeyecek, aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemler tek bir ödeme veya tahsilat kabul edilecektir. Ödemelerin tevsiki ile ilgili durum sadece ödeme tutarları ile sınırlı olmayıp fatura tutarı tevsik zorunluluğu getirilen tutarı aşması halinde bu faturalarında durumu tevsik kapsamında değerlendirilerek bu durumdaki faturaların tamamının bir defada veya parça parça ödenmesi, ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır. (VUK 324 no’ lu tebliğ)

  İşletmelerin kendi ortakları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketlerinin de işlem tutarları belirlenen haddi aşıyor ise bunlar da tevsik kapsamında olacağından bu şekilde ki ödeme ve tahsilatlarda banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla yapılacaktır. VUK’ nun 324 no’ lu tebliğinde kişilerin, ortağı oldukları şirketten borç para almış olmaları ve tutarında belirlenen haddi aşması halinde, tahsilat ve ödemelerin banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla yapılacağı vurgulanmaktadır.

  27.04.2004 tarih 25445 nolu resmi gazetede yayınlanan 332 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile 10.000,00 TL (eski para 10.000.000.000 – on milyar) olan tevsik limiti 8.000,00 (eski para 8.000.000.000 – sekiz milyar) Tl’ ye indirilmiştir.

 

TEVSİK ZORUNLULUĞU OLMAYAN ÖDEME VE TAHSİLATLAR

  VUK 320 sıra nolu Genel Tebliğinde, “Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerinin banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu bulunmamaktadır.”denildikten sonra 21.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 323 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile kapsam genişletilmiştir. İlgili tebliğde, 4. Tevsik Zorunluluğu Olmayan Ödeme ve Tahsilatlar başlıklı kısımda aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda tevsik zorunluluğu kapsamından çıkarılmıştır.

  “ Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerine ilave olarak aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda yapılan işlemler de ilave edilmiştir.

1-Sermaye piyasası aracı kurumlarında,

2-Yetkili döviz müesseselerinde,

3-Noterlerde,

4-Tapu idarelerinde

yapılan işlemlere konu ödeme ve tahsilatların belirtilen kurumlar aracı kılınarak yapılması zorunlu bulunmamaktadır. “ denilmiştir. Daha sonra yayınlanan 332 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar ile ilgili “ Genel ve Katma Bütçeli İdareler, İl Özel İdareleri, Belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, Kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarları, belirtilen limiti aşsa bile bunlara ilişkin ödeme ve tahsilatların; banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.” Denilmek sureti ile kapsam biraz daha genişletilmiştir.

TEVSİK ZORUNLULUĞUNA UYMAYANLARA UYGULANACAK CEZAİ MÜEYYİDE

  Vergi Usul Kanununun Mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hükme göre, mükerrer 257 nci maddenin 2. bendi ile getirilen zorunluluklara uymayanlara hem ödemeyi yapana hem de tahsil edene VUK 355. Maddesinin 1. Bendine göre 1. Sınıf tüccarlara ( sermaye şirketlerine, bilanço esasına göre defter tutan şahıs firmalarına .v.s.) 01.0.1.2010 dan itibaren 1.000,00 Tl’ den 2. Bendinde ise 2. Sınıf tüccarlara (İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar)’a 01.01.2010 dan itibaren 500,00 Tl’ den az olmamak üzere tevsik (ispat) zorunluluğuna uyulmayan tutarın % 5’ i kadar özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Bu itibarla tahsilat ve ödemelerinde bu Tebliğle getirilen zorunluluğa uymayan mükelleflere her bir işlem için özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

  Kesilecek olan cezalar tevsik zorunluluğuna uyulmayan yıl veya dönemde geçerli olan ceza miktar veya nispetinde kesilir. Örnek: 2005 yılında tevsik zorunluluğuna uymayan 1. Sınıf tüccarlara 1.180,00 TL ceza kesilmekte iken 2010 yılında uygulanacak ceza 1.00,00 Tl dir. Uygulanacak ceza her bir işlem için ayrı ayrı uygulanacağı için 3 kez mal alışı yapıldığında,

  1. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 10.000,00 TL

  2. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 20.000,00 TL

  3. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 30.000,00 TL olduğunu düşündüğümüzde uygulanacak ceza

2005 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)

  1. Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  2. Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  3. Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.

Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.

2010 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)

  1. Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  2. Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  3. Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.

Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.

Sonuç : Yapılan düzenlemeler ile sadece ödeme ve tahsilatlar değil, fatura bedelleri de 8.000,00 TL lik haddi aşması halinde tevsik kapsamına girecek ve bu durumdaki faturaların farklı zamanlarda taksitle ve parça parça ödenmesi durumu değiştirmeyecek ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır.

 

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 18:56

ÇELİK HUKUK & DANIŞMANLIK

AV.SAADET ÇELİK

Tel : 0532 498 56 38

0216 683 21 71

 

Çek Ve Çek Keşide Etmek İle İlgili Faydalı Bilgiler

 

Değerli okuyucu,

Ticaret hayatının vazgeçilmez ve en önemli ödeme araçlarından biri olan çekin doğru kullanılmadığı zaman keşidecisine büyük zararlar verdiği bilinen bir gerçektir.

Bu sebeple, aşağıda çek ile ilgili önemli bazı detayları soru-cevap şeklinde bilgilerinize sunuyorum. Faydalı olması ümidiyle;

 

1- Yeni çek yasasına göre çek karnesi tipleri nelerdir?

a) Tacir çeki

b) Tacir olmayan kişi çeki

c) Tacir hamiline çeki

d) Tacir olmayan hamiline çeki

 

2- Çek keşide edilirken nelere dikkat edilmelidir?

** Tacir ve tacir olmayan çek yaprakları keşide edilirken, çekin emre ( isim veya unvan yazılarak ) düzenlenmesi gerekmektedir. Bu tip çekler kesinlikle hamiline düzenlenmemelidir. Düzenlenmesi halinde çek keşidecisi her bir çek için bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.

** Hamiline çek keşide etmek isteyen keşideciler “Tacir Hamiline” veya “Tacir Olmayan Hamiline” çek defterlerini kullanmalıdır.

** Çek keşide edilirken; Keşide Yeri, Keşide Tarihi, Çek Tutarı, Keşidecinin Adı ve Soyadı ile Emrine Düzenlenen Kişinin Adı-Soyadı veya Unvanı okunaklı şekilde yazılarak imzalanmalıdır. Çekin geçerliliğini etkileyen bu kısımlar boş bırakılmamalıdır.

** Çek düzenlendikten sonra keşideci tarafından çek üzerinde herhangi bir düzeltme yapılması gerekiyorsa yapılan düzeltme mutlaka keşideci imzası/parafı ile onaylanmalıdır.

** Tüzel kişi tarafından keşide edilecek olan çeklerde, çeke imzasını atan yetkilinin ad ve soyadının belirtilmesi kanunen gereklidir.

** Çek yapraklarının keşideci tarafından doldurulması gereken kısımları doldurulmadan, boş olarak imzalanıp hamile verilmemelidir.

** Bankalardan alınan çek karnelerinin özenle saklanması gerekmektedir.

 

3- Tacir olan bir kişi bankadan tacir olmayan kişinin kullanması gereken çek karnesini talep eder ve bu çeki kullanırsa ne olur?

Tacir kişi, ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerinde, “tacir olmayan” çek defteri kullanarak çek keşide ederse 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.

 

4- Karşılıksız çek keşide etmenin cezası nedir?

Hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası hükmolunur. Belirlenen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezası uygulanır.

 

5- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki çek yapraklarını ait oldukları bankalara iade etmek zorunda mıdır?

Keşideci bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür.

 

6- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, yasaklı olmasına rağmen çek keşide ederse cezası nedir?

Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

7- Keşidecinin adres değişikliği olması halinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak eski adrese yapılan tebligatlar geçerli midir?

Keşideci herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunmadığı sürece hesap sahibinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese tebligat çıkarılır.Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terk edilmiş olması halinde de tebligat yapılmış sayılır.

 

8- Keşidecinin çek yapraklarını kaybetmesi/çaldırması durumunda ne yapması gerekmektedir?

Bankaya yazılı olarak bilgi verilmeli ve aynı gün savcılığa başvurulmalı, mahkemeden çek iptal/tedbir kararı alınmalıdır. Bankanın çeki ödememesi ancak mahkeme kararı veya savcılığın bankaya talimatı ile mümkün olabilir.

 

9- Keşideci tarafından elden ödenen çekler bankaya iade edilmeli midir?

Çekin banka aracılığı ile değil keşideci tarafından hamile elden ödenmesi durumunda, ödenen çekin mutlaka bankaya iade edilmesi gerekir.

 

10- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, bu karardan önce keşide ederek müşterilerine verdiği ancak henüz ibraz edilmemiş olan çeklerle ilgili ne yapmalıdır?

Keşideci, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, bu karardan önce keşide ederek müşterilerine verdiği ancak henüz ibraz edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste halinde vermekle yükümlüdür.

 

11- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, düzeltme hakkını nasıl kullanacaktır?

Karşılıksız çeklerde “düzeltme hakkı” kavramı, yeni çek kanunu ile birlikte yerini “etkin pişmanlık” kavramına bırakmıştır.

Bu uygulamaya göre;

** Karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan keşide tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek ( 3095 sayılı kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak ) faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında;

– Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,

– Kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,

– Mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir.

** Çek alacaklısının şikayetten vazgeçmesi halinde de yukarıda belirtilen hükümler

uygulanır.

** Keşidecinin, mahkum olduğu adli para cezasını tamamen ödemesinden veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakılmasından itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra keşideci, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir.

 

12- Şahıs hesaplarından vekaletname ile çek keşide edilir mi?

Gerçek kişi, kendisi adına çek keşide etmek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Vekaleten çek keşide edilmiş ise bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.

 

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 18:48

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

Genel Sağlık Sigortası Uygulaması, Soru Ve Cevaplar

 

SORU : Kimler Genel Sağlık Sigortası kapsamındadır?

Cevap : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Olduğu, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 60. maddesinde belirtilmiştir.

“Genel sağlık sigortalısı sayılanlar

MADDE 60- (Değişik: 17/4/2008-5754/38 md.)

İkametgahı Türkiye’de olan kişilerden;

a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;

1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler,

2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,

b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler,

c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan;

1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,

2) Vatansızlar ve sığınmacılar,

3) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

4) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler,

5) 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

6) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

7) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler, Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,

9) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre görevlendirilen kişiler ile aynı Kanunun ek 16 ncı maddesine göre aylık alan kişiler,

10) 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Dünya Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonluğu Kazanmış Sporculara ve Bunların Ailelerine Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

d) Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler,

e) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun gereğince işsizlik ödeneği ve ilgili kanunları gereğince kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılan kişiler,

f) Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler,

g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.

Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Tarafından Yayınlanan 2011/39 Sayılı Genelge de Ayrıntılı Olarak Genel Sağlık Sigortası Kapsamındakiler Hakkında Ayrıntılı Açıklama Yapılmıştır.

 

Soru : Herhangi bir sağlık güvencesi bulunmayanlar (GSS) Genel Sağlık Sigortası gelir testi için hangi kuruma başvuruda bulunmaları gerekir?

Cevap : 01.01.2012 tarihinden itibaren bir ay içerisinde ikamet edilen il/ilçenin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına gelir testi yaptırmak için başvurulması gerekir.

 

Soru : Yeşil kart sahiplerinin Genel Sağlık Sigortası karşısındaki durumu ne olacak?

Cevap : Yeşil kart sahipleri 01.01.2012 tarihinde SGK tarafından başka bir işleme gerek kalmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılacaklar.

 

Soru : Gelir testi uygulamasında uygulanacak unsurlar nelerdir?

Cevap : Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutar hesap edilecektir.

Kaynak : ( 5510 sayılı kanun madde 60/c(1))

 

Soru : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası primleri Devlet tarafından karşılanacak ?

Cevap : 5510 sayılı Kanun ile birlikte ilk kez sağlık primlerinde Devlet katkısı getirilmiştir.

1- Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Puanlama Formülüne göre tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden (1/3) az olan vatandaşlar.

2. İstiklal madalyası alanlar

3. Vatani hizmet aylığı alanlar

4. Terörle mücadele aylığı alanlar

5. Harp malulleri

6. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakılacak çocuklar

7. Köy korucuları

8. Basarili sporcuların (Dünya, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonları) genel sağlik sigortası primleri devlet tarafından karşılanacaktır.

Soru : Yanlızca Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında prim ödeyecek olanlara uygulanacak prim oranı kaç dır? Genel Sağlık Sigortası (GSS)’ na ödenecek primler nasıl hesaplanacak?

Cevap : % 12 dir.” Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendi ve bu Kanunun geçici 13 üncü maddesinde belirtilenlerin genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın % 12′sidir.”

(Kaynak : Prim oranları ve Devlet katkısı madde 81 (f) bedi)

01.01.2012 tarihi ile 30.06.2012 tarihi arasında;

1- Aile içindeki kişi başına gelir Asgari Ücretin 1/3 ‘ ünden Asgari ücrete kadar olanlar Asgari ücretin Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının üçte biri (1/3) üzerinden %12 oranında GSS primi ödeyecekler

Asgari ücret : 886,50 /3 x %12 = 295,50 x 12/100 = 35,46 TL prim ödenecek

2- Aile içindeki kişi başına gelir asgari ücretten, asgari ücretin iki katına kadar olduğu tespit edilen kişiler için otuz günlük tutar üzerinden %12 oranında GSS primi ödeyecekler

886,50 / 1.773,00 arası : 886,50 x % 12 = 886,50 x 12 / 100 = 106,38 TL prim ödenecek

3- Asgari ücretin iki katından (1.773,00 TL) fazla olduğu tespit edilen kişiler için iki katı prime esas asgari

kazanç tutarı olarak esas alınarak %12 oranında GSS primi ödeyecekler

1.773,00 x % 12 = 1.733,00 x 12 / 100 = 212,76 TL

 

SORU : Ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde çalışanların genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?

Cevap : “6111 sayılı Kanunun 51 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 6 ncı madde ile ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde kısmi süreli çalışanlardan çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olan kişiler sigortalı sayıldıklarından ek 6 ncı madde kapsamında sigortalılıkları başlatılanlar genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.” (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)

 

SORU : 4/b (eski bağkur) kapsamında bulunup SGK’ ya prim borcu bulunanları eş ve çocuklarının genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?

Cevap : “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı

sayılanlardan; 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcu bulunan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirme talebi bulunmayan sigortalıların 18 yaş altı çocukları hariç olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerin talepte bulunmaları halinde, bu kişiler Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.”

Kaynak : (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)

 

Soru : 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar (eski ssk, eski bağkur, eski emekli sandığı) çalışmakta iken sigortalılığı sona erdiğinde sağlık hizmetlerinden faydalanabilme süresi kaç gündür?

Cevap : “60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar, zorunlu sigortalıklarının sona erdiği tarihten itibaren on gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanırlar. Bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle (…)(1) bakmakla yükümlü olduğu kişiler dahil sağlık hizmetlerinden yararlandırılırlar.”

Kaynak : ( 5510 sayılı kanun madde 67)

 

Soru : 18 yaşın altındaki kişilerin GSS (genel sağlık sigortalılığı) kapsamındaki durumları

Cevap : 60 ıncı madde gereği genel sağlık sigortalısı sayılanların çocukları, ana ya da babanın tescil edilmiş olmasına bakılmaksızın ve ayrıca bir işleme gerek olmaksızın 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlandırılır. 18 yaşından küçük çocuğun ana ve babası da yok ise 18 yaşını dolduruncaya kadar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (7) numaralı alt bendi kapsamında primi Devlet tarafından ödenmek üzere genel sağlık sigortalısı sayılır

(Kaynak : 5510 sayılı kanun madde 61)

 

Konu : Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi yaptırmak istemeyenlere uygulanacak ceza

Cevap : Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarının 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katından fazla olduğu kabul edilerek taleplerinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih itibariyle 60 ıncı maddenin (g) bendi kapsamında tescilleri yapılacak ve 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı üzerinden ödeyeceği prim miktarı kendilerine tebliğ edilecektir.

01.01.2012 / 30.06.2012 arası Brüt Asgari Ücret Tutarı = 886,50 x 2 = 1.773,00 x 12/100 = 212,76 TL ödenecek prim.

 

Soru : Ay içinde 30 günden az (kısmi süreli) çalışan kişilerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında ki uygulama nasıl olacak?

Cevap : Ek fıkra: 13/2/2011-6111/49 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar ile bu Kanuna göre ev hizmetlerinde ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü 1/1/2012 tarihinde başlar.

(Kaynak : 5510 sayılı kanun Geçici 12. Maddesi)

Soru : Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi yaptırmayanların durumu?

Cevap : Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarının 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katından fazla olduğu kabul edilerek taleplerinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih itibariyle 60 ıncı maddenin (g) bendi kapsamında tescilleri yapılacak ve 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı üzerinden ödeyeceği prim miktarı kendilerine tebliğ edilecektir.

(Kaynak : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünün 2011/39 sayılı Genelge 6.3- 1/1/2012 tarihine kadar genel sağlık sigortalısı olmak için talepte bulunanlar)

 

SORU : Türkiye İş Kurumunun eğitimlerine katılan kursiyerlerin genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?

Cevap : “6111 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (e) bendinde yapılan değişiklikle Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerlerden bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar genel sağlık sigortalısı sayılacaktır.” (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)

 

yazarYazar: S.M.M.M. YAKUP ÜÇKARDEŞ | tarihTarih: 22 Ocak 2012 / 18:11

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

TÜKETİCİ HAKLARI VE MÜKELLEFLER TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR, SORU VE CEVAPLAR

 

1- Mesafeli Sözleşme Nedir? : Yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. (İnternet üzerinden yapılan ürün satışları da bu kapsamdadır.)

2- Ayıplı Mal Nedir? : Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

3- Tüketiciler ayıplı mal ile ilgili ayıbı ne kadar zaman içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür? : Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür.

4- Ayıplı mal ile ilgili tüketici, satıcıdan hangi taleplerde bulunabilir? :
a- Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,
b- Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi
c- Ayıp oranında bedel indirimi ya da
d- Ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir
Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

5- Ayıplı malda zaman aşımı süresi ne kadar dır?: ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

6- Satışa sunulan ayıplı malın üzerine veya ambalajına satıcı/imalatçı tarafından bir ikaz notu yazılması gerekir mi? : Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur.

7- Ayıplı Hizmet nedir? : Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

8- Tüketiciler ayıplı hizmet ile ilgili ayıbı ne kadar zaman içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür? : Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür.

9- Ayıplı hizmet ile ilgili tüketici, satıcıdan hangi taleplerde bulunabilir? : Tüketici bu durumda,
a- Sözleşmeden dönme,
b- Hizmetin yeniden görülmesi veya
c- Ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir.

10- Ayıplı hizmette zaman aşımı ne kadar?: Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

11- Satıcı işyeri vitrininde teşhir ettiği ürünün satışından kaçınabilir mi? : Üzerinde “numunedir” veya “satılık değildir” ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.
Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.

12- Haksız Şart ne dir? : Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

13- Taksitli satış sözleşmesinde şekil şartı ve sözleşmede olması gereken asgari koşullar neler dir? : Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda gösterilmiştir:
a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri,
b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı,
c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,
d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,
e) Peşinat tutarı,
f) Ödeme planı,
g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.
Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir.

14- Kapıdan satış ne dir? : Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.

15- Kapıdan satışlarda tüketici hiçbir gerekçe göstermeden malı iade edebilir mi?
Cevap : Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir.

16- Kapıdan satışlarda satıcı, tüketicinin iade talebinde bulunduğu malı ne kadar zaman içinde geri almak zorunda dır?
Cevap : Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

17- Mesafeli satış sözleşmesinden önce satıcı bakanlığı ön gördüğü bilgileri tüketiciye bildirmek zorunda mıdır?
Cevap : Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.

18- Tüketicinin iade ettiği maldan dolayı ödediği bedeli veya kıymetli evrakı satıcı ne kadar zaman içinde iade etmek zorunda dır?
Cevap : Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.

19- Tüketici Sorunları Hakem Heyeti : Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, 4077 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.

20- İhtilafa konu ticari mal ile ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru yapabilmek için bir alt veya üst limit var mı dır?
Cevap : Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.
Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilân edilir.

21- Tüketici mahkemesine başvurunun resim ve harç maliyeti nedir?
Cevap : Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.

22- Tüketiciler ile satıcılar arasında doğan uyuşmazlıkları çözmek için oluşturulan heyetin adı nedir?
Cevap : Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun (4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.
Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen tüketici sorunları hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur.

23- Tüketiciler ile satıcılar arasında doğan uyuşmazlıklara hangi mahkemeler de bakılır?
Cevap : Bu Kanunun(4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır.

24- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında inceleme ve araştırma yapmaya kim/kimler yetkilidirler?
Cevap : Bu Kanunun uygulamasında, Bakanlık müfettişleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, mağaza, dükkan, ticarethane, depo, ambar gibi her türlü mal konulan ve/veya satılan veya hizmet sunulan yerlerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidirler.

25- Tüketiciler mesafeli satış sözleşmelerinden önce bilgilendirilmeleri gerekir mi?
Cevap : “ Tüketici, mesafeli sözleşmenin kurulmasından önce aşağıdaki bilgilerin tamamını içerecek şekilde açık, anlaşılır ve kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun bir şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir.
a) Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.
b) Sözleşme konusu mal veya hizmetin temel nitelikleri.
c) Tüm vergiler dâhil olmak üzere mal veya hizmetin Türk Lirası olarak satış fiyatı.
ç) Varsa teslim masrafları.
d) Ödeme ve teslim veya ifa ile ilgili bilgiler.
e) Cayma hakkının kullanılmasının şartları ve bu hakkın nasıl kullanılacağı.
f) Uzaktan iletişim aracının kullanım bedelinin olağan ücret tarifesi üzerinden hesaplanmadığı durumlarda, bu iletişim aracının kullanılması nedeniyle tüketicilere yüklenen ilave maliyeti.
g) Mal veya hizmete ilişkin fiyat dâhil taahhütlerin geçerlik süresi.
ğ) Sözleşme konusunu, sürekli veya dönemsel olarak ifa edilen bir mal veya hizmet ediminin oluşturduğu hâllerde söz konusu sözleşmenin asgari süresi.
h) Belirsiz süreli veya süresi bir yıldan fazla olan borç ilişkilerinin feshedilme şartları.
ı) Tüketicilerin şikâyet ve itirazları konusunda başvuruların, Bakanlıkça her yıl Aralık ayında belirlenen parasal sınırlar dâhilinde tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya ikametgâhının bulunduğu yerdeki tüketici sorunları hakem heyetine veya tüketici mahkemesine yapılabileceğine ilişkin bilgi.
(2) Satıcı veya sağlayıcı, mallar için sözleşme konusu mal tüketiciye ulaşmadan, hizmetler için de sözleşmenin ifasından önce makul bir sürede, birinci fıkrada yer alan bilgilerin tamamını içeren bilgilendirme formunu yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısı vasıtasıyla tüketiciye ulaştırmak zorundadır. Telefon gibi sözlü uzaktan iletişim araçlarının kullanıldığı durumlarda, satıcı birinci fıkrada yer alan bilgilerin tamamını içeren bilgilendirme formunu en geç mal teslimi sırasında tüketiciye teslim etmek zorundadır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin, kullanılan uzaktan iletişim araçlarına uygun olarak ve iyiniyet ilkeleri çerçevesinde ergin olmayanlar ile ayırtım gücünden yoksun veya kısıtlı erginleri koruyacak şekilde ticari amaçlarla verildiğinin belirtilmesi zorunludur.
(4) Telefon gibi sözlü uzaktan iletişim araçlarının kullanılması durumunda, ayrıca her görüşmenin başında satıcı veya sağlayıcının kimliğinin ve görüşmenin ticari amacının tüketiciye açık bir şekilde bildirmesi zorunludur.”
Kaynak : Mesafeli Sözleşmelere Dair Yönetmelik – madde 5

25- Mesafeli satış sözleşmesine konu ürün satın alan tüketicinin ürünü iade etmek istemesi halinde, ürünü hangi şartlarda ve ne kadar zaman içinde satıcıya iade etmesi gerekir?
Cevap : Mesafeli sözleşmelerde tüketici, yedi gün içerisinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısıyla bildirilmesi yeterlidir.
Cayma hakkı süresi, malın teslimine ilişkin sözleşmelerde, tüketicinin malı teslim aldığı günden itibaren, diğer sözleşmelerde ise sözleşmenin akdedildiği günden itibaren işlemeye başlar.

 

ÖNEMLİ NOT . BU WEB SİTESİNDEKİ BİLGİLER BİLGİLENDİRME AMAÇLI OLUP HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL EDİLMEZ

 

Toplam 29 sayfa« İlk...89101112...20...Son »