Kategori arşivi: Makaleler

2019 YILINDA GEÇERLİ OLAN İŞVEREN SGK PRİM TEŞVİKLERİ

1-Malullük, Yaşlılık Ve Ölüm Sigortası İşveren Hissesinden 5 Puanlık İndirim

2-Yurtdışına Götürülen/ Gönderilen Sigortalılar İçin Prim İndirimi

3- İlave 6 Puanlık İndirim

4-Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararlar Çerçevesinde Uygulanan Sigorta Primi Teşviki

5- Genç ve Kadın İstihdamı İle Mesleki Belgesi Olan Sigortalı İstihdamı Halinde Uygulanan

6-Engelli Sigortalı İstihdamında Sigorta Primi Teşviki

7- Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Kapsamında

8-Kültür Yatırımları ve Girişimlerine Sigorta Prim Teşviki
9- İşsizlik Ödeneği Alanların İstihdamı Halinde Sağlanan Teşvik Uygulaması

10. İşbaşı Eğitim Programlarını Tamamlayanların İstihdamına İlişkin Teşvik
11. Sosyal Yardım Alanların İstihdamı Halinde Uygulanan Prim Teşviki

12. Sosyal hizmetlerden faydalanan kişilerin istihdamı halinde uygulanan teşvik

13. Yeni Nesil Teşviki (4447 sayılı kanunun Geçici 19. Maddesi)

14. 4447 Sayılı Kanunun Ek 4 üncü Maddesinde Öngörülen Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşyerlerinde İşsizlik Sigortası İşveren Hissesi Teşviki Uygulaması

Benzer Kavramlar           :

Prim Teşviki

Sigorta Teşviki

İşveren Teşviki

Primlerin devlet tarafından karşılanması

Primlerin sigorta tarafından karşılanması

Primlerin işkur tarafından karşılanması

Teşvikli sigortalı çalıştırma

Sigorta ödemeden eleman çalıştırma

Prim ödemeden eleman çalıştırma


					

BASİT USUL MÜKELLEFİYET Mİ? DEFTERE TABİ MÜKELLEFİYET Mİ?

Yeni mükellef olmak isteyenlerin sık sordukları sorulardan biride vergi uygulamaları açısından

şahıs işletmeleri (deftere tabi mükellefler) ile basit usul mükellefiyet arasında ne fark olduğudur.

Aşağı da karşılaştırmalı olarak konu ana hatları ile izah edilmeye çalışılmıştır.

Öncelikle her isteyen kişi basit usule tabi mükellef olamamaktadır. Maliye bakanlığının basit usul mükellefiyet açısından belirlediği genel ve özel esasların yanısıra bazı sektörler de basit usul kapsamı dışında tutulmuştur. Örneğin; Sarraflar, kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar, Sigorta prodüktörler, Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar gibi daha bir çok sektör basit usul mükellefiyet uygulamasının dışında tutulmuştur.

 

Verilen Beyannameler Açısından Karşılaştırma
Basit Usul Mükellefler İşletme Defteri Tutan Mükellefler
 Gerçek
usulge
gelir vergisi mükellefleri)

Sadece yıllık beyanname verirler. (Yıllık gelir vergisi beyannamelerini takip eden yılın Şubat ayında verirler.)
KDV beyannamesi verirler (Aylık veya üç aylık olabilir)
Muhtasar Beyanname (Aylık veya üç aylık olabilir)
Geçici Vergi Beyannamesi ( Üç Aylık)
Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi (Yıllık gelir vergisi beyannamelerini takip eden yılın Mart ayında verirler.)
Katma Değer Vergisi Uygulaması Açısından Değerlendirme
Basit Usul Mükellefler

İşletme Defteri Tutan Mükellefler
 Gerçek
usulge
gelir vergisi mükellefleri)
Basit usul mükelleflerin mal teslimi veya hizmet ifaları KDV vergisine tabi değildir.
Düzenledikleri belgelerde KDV göstermezler ve KDV dahil ibaresi de kullanmazlar. Aksi taktirde düzenledikleri belgeler de KDV gösterilmesi veya Kdv dahil ibaresine yer verilmesi durumunda belgede ki KDV’ yi ödenmek zorundadır.
Alış vesikalarında ki KDV’yi gider veya maliyet olarak kayda alırlar
Mal teslimi ve hizmet ifaları KDV’ ye tabidir.
(KDV açısından mevzuat açısından istisna tutulan durumlar vardır.)
Alış vesikaların da ki KDV’ yi KDV hesabında indirim konusu yaparlar.
(Genel tanımın istisnası vardır.)


Muhtasar Beyanname Açısından Değerlendirme
Basit Usul Mükellefler İşletme Defteri Tutan Mükellefler
Gerçek usulge gelir vergisi mükellefleri)
Basit usul mükelleflerin ödeme işlemleri tevkifata (kesintiye) tabi değildir bu yüzden Muhtasar beyanname vermezler.Gerçek usulde gelir vergisine tabi mükelleflerin ödeme işlemleri tevkifata (kesintiye) tabidir. Mevzuatın ön gördüğü hususlarda yapmış oldukları ödemelerden kesinti yaparak Muhtasar Beyanname ile beyan ederler
Geçici Vergi Beyannamesi Açısından Değerlendirme
Basit Usul Mükelleflerİşletme Defteri Tutan Mükellefler
Gerçek usulge gelir vergisi mükellefleri)
Geçici Vergiye (peşin vergiye) tabi değillerdir.Geçici vergiye tabidirler, üç aylık dönemlerde net kar üzerinden hesaplama yöntemine dayalı geçici vergi beyannamesi verirler.
Amortisman Uygulaması Açısından Değerlendirme
Basit Usul Mükelleflerİşletme Defteri Tutan Mükellefler
Gerçek usulge gelir vergisi mükellefleri)
Satın almış oldukları duran varlıklar bedeli üzerinden amortisman ayırmazlar, gider leştirme yapmazlar.
Duran varlık satışlarında da fatura düzenlemezler.
Duran varlıkların gider leştirilmesinde amortisman uygulamasına tabidirler.
Amortisman; vergi uygulamaları açısından belirli bir rakamın üzerinde ki duran varlıklar direkt gider leştirilmeyip maliye bakanlığının belirlemiş olduğu oranlar üzerinden yıllara bölünerek giderleştirilirler. Örneğin alınan binek otomobilin bedeli beş yıla bölünüp beş yılda giderleştirilir.
Personelin Vergilendirilmesi Açısından Değerlendirme
Basit Usul Mükelleflerİşletme Defteri Tutan Mükellefler
Gerçek usulge gelir vergisi mükellefleri)
Basit usul mükellefin yanında çalışmakta olanlar gelir vergisi kanuna göre Diğer Ücretli kapsamında vergilendirilirler.
Çalışan kendi adına ikametgahının bağlı bulunduğu vergi dairesine gidip kendi adına vergi mükellefiyeti açtırması gerekmektedir.
Ücretlerinin aylık vergi tutarının hesabında yıl başında ki asgari ücretin % 25’inin % 15’i hesaplanarak aylık vergi tutarları hesap edilir. 2019 yılı için
(2.558,40 x %25) x (%15) = 95,94 TL/Aylık
Yıllık toplam vergi 1,151.28 TL dir.
Yıllık vergilerini Şubat ve Ağustos aylarında iki taksitte öderler.
Çalışanların vergilendirilmesi işverenin adına düzenlenen Muhtasar beyanname ile olmaktadır. Çalışanların ücretlerine gelir vergisi kanunun 103. maddesindeki oranlar uygulanarak hesaplama yapılmaktadır.

Tutulan Defter Açısından Değerlendirme
Basit Usul Mükelleflerİşletme Defteri Tutan Mükellefler
Gerçek usulge gelir vergisi mükellefleri)
01.01.2018 tarihinden itibaren Defter Beyan Sistemine geçmiş bulunmaktalar. 01.01.2018 tarihinden itibaren tüm belgeleri maliyenin sistemine işlenmektedir.
Basit usul mükellefler en geç üçer aylık dönemler halinde belgelerini defter beyan sistemine kayıt etmeleri gerekmektedir. Üçer aylık dönemler
2019/1-2-3
2019/4-5-6
2019/7-8-9
2019/10-11-12
Her üç aylık dönem takip eden ayın sonuna kadar defter beyan sitemine işlenmesi gerekmektedir.
Örneğin : 2019/1-2-3 dönemi 30.04.2019 tarihine kadar defter beyan sistemine işlenmek zorundadır.
01.01.2019 tarihinden itibaren Defter Beyan Sistemine geçmişlerdir.
KDV beyannamesi aylık olan mükellefler için takip eden ayın 26’sına kadar belgeleri Defter Beyan sistemine işlenmesi gerekmekte ve aynı tarihe kadar tahakkukunun düzenlenip ödemesi yapılması gerekmektedir.
Örnek : Temmuz ayının KDV beyannamesi ile ilgili beyan ve ödeme işlemleri Ağustos Ayının 26’sına kadar yapılması gerekmektedir.
KDV’si üç aylık olan mükellefler de üç aylık dönemi takip eden ayın 26’ sına kadar beyanname verme ve ödeme işlemlerini yapmaları gerekmektedir.

KDV ve KDV TEVKİFATI İLE İLGİLİ KONU, SORU VE CEVAPLAR

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

  

KDV ve KDV TEVKİFATI İLE İLGİLİ KONU, SORU VE CEVAPLAR

KATMA DEĞER VERGİSİ TEVKİFATI

Kaynak : 117 No’ lu KDV Genel Tebliğ

 

Soru : KDV (Katma Değer Vergisi)’nin mükellefi kimlerdir?

Cevap : KDV açısından mükellefin kim olduğu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 8. Maddesinde belirtilmiştir.

8. maddenin tam metni;

Mükellef:

Madde 8 – 1. Katma Değer Vergisinin Mükellefi:

a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanlar,

b) İthalatta mal ve hizmet ithal edenler,

c) Transit taşımalarda gümrük veya geçiş işlemine muhatap olanlar,

d) PTT İşletme Genel Müdürlüğü ve radyo ve televizyon kurumları,

e) (Değişik: 14/3/2007-5602/10 md.) Her türlü şans ve talih oyunlarını tertip edenler,

f) (Mülga: 14/3/2007-5602/11 md.)

g) 1 inci maddenin 3 üncü fıkrasının (c) bendine giren hallerde bunları tertipleyenler veya gösterenler,

h) Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenler,

ı) İsteğe bağlı mükellefiyette talepte bulunanlardır.

2. (Değişik : 3/6/1986 – 3297/2 md.) Vergiye tabi bir işlem sözkonusu olmadığı veya katma değer vergisini fatura veya benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde; düzenlediği bu tür vesikalarda katma değer vergisi gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir. (Değişik son cümle: 25/12/2003-5035/6 md.) Bu gibi sebeplerle fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir.

 

Soru : KDV Tevkifatı Nedir? KDV Tevkifatının Yasal Dayanağı Nedir?

Cevap : Genel anlamda KDV (Katma Değer Vergisi) mal tesliminde veya hizmet ifasında bulunulması halinde satıcının alıcıdan tahsil ettiği KDV’ yi, KDV beyannamesi ile  beyan ettiği, ödediği, harcama ve gider kalemlerinden alınan vergidir.  

KDV Tevkifatının dayanağı ise 3065 sayılı kanun 9. Maddesindeki “Mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” ibaresidir. İlgili madde vergini ödenmesi (intikali) konusunda mal alan veya hizmetten faydalananları da KDV nin ödenmesi konusunda sorumlu tutulabileceğine dair Maliye Bakanlığına yetki vermiştir. Bu durumda KDV tevkifatı uygulaması,  teslim veya hizmet ifalarında KDV nin tamamı veya bir kısmı teslimden faydalanan veya kendisine hizmet ifa edilen kişiler tarafından satıcıya veya hizmet ifa edene ödenmeyip sorumlu sıfatıyla kendileri tarafından beyan edilip ödenmesi esasına dayanır.

 

Soru : KDV tevkifatı neden uygulanmaktadır?

Cevap : Maliye bakanlığı, vergi alacağını güvence altına almak amacıyla ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlar ile bunların dışında gerekli gördüğü diğer hallerde de verginin ödenmesinden işleme taraf olanları sorumlu tutmaktadır.

 

Soru : KDV tevkifatını alıcımı? Satıcımı yapar?

Cevap: KDV tevkifatını mal veya hizmet satın alanlar yapar. Bu kapsamda tevkifat kapsamında mal veya hizmet alanlar maliye bakanlığı tarafından uygun görülen oranda işleme konu KDV nin belirli bir kısmını satıcıya ödemeyip KDV2 beyannamesi ile kendileri bildirecek ve ödeyeceklerdir.

 

Soru : Her hangi bir işlem ile ilgili KDV nin tevkifata tabi tutulup tutulmayacağını alıcı ve satıcı kendileri belirleyebilir mi?

Cevap :  KDV tevkifatı ihtiyari bir uygulama olmayıp, Maliye Bakanlığınca tevkifat uygulaması kapsamına alınan işlemlerde alıcılar tarafından tevkifat yapılması zorunludur. Diğer taraftan, Maliye Bakanlığınca tevkifat kapsamına alınmamış işlemlerde alıcılar tarafından tevkifat yapılması mümkün değildir.

 

Konu : KDV Tevkifatının türleri

Açıklama : KDV tevkifatında, tam Tevkifat ve kısmi tevkifat uygulaması mevcuttur.

Tam tevkifat : Teslim veya hizmet bedeli üzerinden hesaplanan verginin tamamının işleme muhatap olan alıcılar tarafından beyan edilip ödenmesidir.

Kısmi tevkifat : Hesaplanan verginin Maliye Bakanlığınca belirlenen kısmının, işleme muhatap olan alıcılar tarafından, diğer kısmının ise işlemi (teslim veya hizmeti) yapan tarafından beyan edilip ödenmesidir.

 

Soru : Sorumlu sıfatı ile tevkif edilen KDV nasıl beyan edilecek?

Cevap : Tevkifat, genel bütçeli idareler hariç, tevkifata tabi işlemin yapıldığı dönemde vergi sorumlularına ait 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilecektir.

 

Soru : Sorumlu sıfatı ile tevkif edilen KDV ne zaman beyan edilecek?

Cevap : İşleme ait fatura veya benzeri belge izleyen ay içinde düzenlense dahi sorumlu sıfatıyla beyan, işlemin vuku bulduğu dönemin beyan süresi içinde yapılacaktır. Kısmi tevkifat uygulamasında satıcının mükellef sıfatıyla 1 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edeceği kısım da aynı dönemde beyan edilecektir.

Hizmet işlemlerinde, hizmetin ayın sonunda tamamlanması halinde de fatura izleyen ayda düzenlense dahi bu şekilde işlem yapılacaktır. İşlem bedelinin ödenmemesi, işleme ait faturanın süresinde düzenlenmemesi, alıcıya geç gelmesi veya hiç gelmemesi tevkifatın yapılıp yukarıda belirtilen süre içinde sorumlu tarafından beyan edilmesine engel değildir.

 

Soru : KDV tevkifatı yapılmayan dönemlerde de sorumlu sıfatı ile KDV2 beyannamesi verilmek zorunda mı?

Cevap : 2 No.lu KDV Beyannamesi sadece tevkifata tabi işlemlerin olduğu dönemlerde verilecektir.

 

Soru : Sürekli KDV1 mükellefiyetinin olup olmaması KDV2 beyannamesinin beyanında nasıl bir farklılığa yol açar?

Cevap : Gerçek usulde KDV mükellefleri (KDV1 vergi türünden mükellef sicilinde kayıtlı olanlar) tevkifata tabi tutulan KDV’nin beyanında 1015B beyanname kodlu KDV2 beyannamesini, gerçek usulde KDV mükellefiyeti bulunmayanlar ise söz konusu verginin beyanında 9015 beyanname kodlu KDV2 beyannamesini kullanacaklardır.

 

Soru : Tevkif edilen KDV nin sorulu sıfatı ile KDV2 beyannamesi ile beyan edilmesi durumunda diğer işlemler nedeni ile indirim konusu yapılabilecek KDV de KDV2 beyannamesinde indirim konusu yapılabilir mi?

Cevap : 2 No.lu KDV Beyannamesinde herhangi bir surette indirim yapılması mümkün olmadığından tevkif edilen KDV’nin tamamının beyan edilerek vergi dairesine ödenmesi gerekmektedir.

 

Soru : Sorulu sıfatı ile KDV2 beyannamesinde beyan edilen KDV, KDV1 beyannamesinde indirim konusu yapılabilir mi?

Cevap : Tevkifat uygulayan alıcının KDV mükellefiyetinin bulunması ve tevkifat uyguladığı teslim veya hizmeti indirim hakkı tanınan işlemlerde kullanacak olması halinde, sorumlu sıfatıyla beyan edilen tutar, beyanın yapıldığı ay içinde verilmesi gereken 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabilecektir. Bu indirimin dayanağı 2 No.lu KDV beyannamesi olacaktır.

Kısmi tevkifata tabi işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin;

– Satıcı tarafından beyan edilecek kısmı, takvim yılı aşılmamak şartıyla işleme ait fatura veya benzeri belgenin defterlere kaydedildiği döneme ilişkin olarak verilmesi gereken,

– Sorumlu sıfatıyla beyan edilen kısmı ise 2 No.lu KDV Beyannamesinin verildiği ay içinde verilmesi gereken,

1 No.lu KDV Beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.

 

Soru : İkametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi türkiyede bulunmayanlar tarafından yapılan işlemlerden yurtiçinde faydalananların sorumlu sıfatı ile KDV2 beyannamesi verebilmeleri için KDV1 beyannamesi yönünden de mükellef olmaları gerekir mi?

Cevap : KDV’nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye’de faydalanan muhatabın KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır.

 

KİRA GELİRLERİNİN BEYANI VE ÖNEM ARZEDEN HUSUSLAR

 

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş

Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.

Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4

Ümraniye/İst.

Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31

web : www.yevmiyemaddesi.com

mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

 

KİRA GELİRLERİNİN BEYANI VE ÖNEM ARZEDEN HUSUSLAR

 

2011 yılı Kira gelirlerinin beyan tarihi 01.03.2012 ile 25.03.2012 tarihleri arasındadır.

    Sadece mesken kira geliri elde eden kişiler için 2011 yılı kira gelirlerinin 2.800 TL lik kısmı vergiden istisnadır. Mesken kira gelirlerindeki istisna birden çok kira geliri olması durumunda sadece bir meskene uygulanacaktır. Bu kişiler toplam yıllık kira gelirlerinden 2.800 TL yi indirim konusu yapıp geri kalan kısmı üzerinden vergi matrahını hesaplama yoluna gideceklerdir. İşyeri kira gelirlerinde ise 2.800 TL lik istisna yoktur. Mesken ve işyeri kira gelirlerinin birlikte elde edilmesi halinde 2.800 TL lik istisna sadece mesken kira gelirlerine uygulanır.

            Kira ödemeleri nakden tahsil edilebileceği gibi, ayin olarak da (malla) ödeme söz konusu olabilir. Örneğin; kira borcunu kiracı nakit yerine kişisel bilgisayarını vererek de ödemiş olabilir işte kira borcunun mal vererek ödenmesi durumunda ilgili malın vergi usul kanununa göre emsal değeri ile paraya çevirip buna göre işlem yapılmalıdır.

            Kira gelirinin beyanı açısından maliye iki ölçü uygulamaktadır. Birinci ölçü; kira gelirinin yıllık toplamı o meskenin belediyede ki emlak vergi değerinin % 5’ inden aşağı olamaz. Örnek; emlak değeri 50.000 TL olan bir meskenin yıllık kira bedeli 50.000 x %5 = 2.500 TL den aşağı olamaz. İkinci Ölçü ise emsal kira bedelidir. Meskenin kira gelirinin emsal meskenlere göre kirasının düşük olup olmadığı maliye tarafından kıyaslanabilir.

            Meskenlerin sahipleri tarafından birinci derece yakınlarına; çocuklarına, anne/babasına , kardeşlerine ikamet amaçlı sadece birer daire tahsis edilmesi halinde emsal kira bedeli uygulanmaz. Bahsi geçen yakınlara birden çok daire tahsis edilmesi halinde birden sonraki daireler için emsal kira bedeli uygulaması yapılır

            Yıl içinde kıst dönem mesken kira geliri elde edenler yani oniki ayın altında mesken kira geliri elde edenler sadece kira geliri elde ettikleri dönemleri kira beyannamelerine dahil edecekler ve bu tutar 2.800 TL nin altında ise yıllık beyanname vermeyip durumu bir dilekçe ile ikametgahlarının bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeleri gerekir.

            Kira gelirlerin beyan edilip vergilendirilmesinde tahsilat esası geçerlidir. Bir kişi gerçekten almadığı bir kirayı beyan edip ödemek zorunda değildir. Örnek vermek gerekir ise aylık 500 TL den kiraya verilmiş bir meskenin kiracısı zor durumda olması nedeni ile 9 ay kira ödeyebilmiş 3 ay kira ödeyememiştir. Yıllık Kira geliri 9 x 500 = 4.500 TL dir ve kiranın 3 x 500 = 1.500 TL lik kısmı tahsil edilmediğinden sadece tahsil edilen 4.500 TL lik gelir beyana dahil edilip vergi hesaplanacaktır. Tahsil edilemeyen kira takip eden yıllarda ne zaman tahsil edilir ise tahsil edildiği yılın beyannamesine dahil edilecektir. (Maliye, kiracınızdan gerçekten kirayı tahsil etmediğinizi tespit etme hakkına sahiptir. Bununla ilgili sizi veya kiracınızı beyana çağırabilir, yoklama çıkarabilir.)

            Aynı meskene birden çok kişinin ortak (hissedar) olması durumunda her ortak kendi hissesine isabet eden kira gelirini beyan edecektir. Miras olarak intikal emiş fakat miras taksimi yapılmamış ise her mirasçı 2.800 TL lik mesken kira geliri istisnasından ayrı ayrı yararlanacaklardır.

            Kira geliri elden edenler elde etmiş oldukları kira geliri karşılığında giderde gösterebileceklerdir. Gider gösterme hususunda iki yöntem kullanılmaktadır. Birinci yöntem gerçek gider yöntemidir. İkinci yöntem ise götürü gider yöntemidir. Götürü gider yöntemi her hangi bir belge olmaksızın elde edilen gelirin istisna tutarı düşüldükten sonraki (2011 yılı için 2.800 TL) bedelin %25’ ini gelir vergisi matrahından indirim konusu yaparlar. Götürü gider yöntemini seçenler iki yıl geçmedikçe gerçek gider yöntemine geçemezler.

            Gerçek gider yönteminin tercih edilmesi halinde aşağıdaki unsurlar indirim konusu yapılabilecektir;

– Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için ödenen

aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri,

– Kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile

orantılı olan idare giderleri,

– Kiraya verilen mal ve haklara ait sigorta giderleri,

– Kiraya verilen mal ve haklar dolayısıyla yapılan ve bunlara harcanan

borçların faiz giderleri,

– Konut olarak kiraya verilen bir adet gayrimenkulün iktisap yılından

itibaren 5 yıl süre ile iktisap bedelinin % 5’i (İktisap bedelinin % 5’i

tutarındaki bu indirim, sadece ilgili gayrimenkule ait hasılata uygulanacak,

indirilmeyen kısım gider fazlalığı sayılmayacaktır. 2007 yılından

önce iktisap edilen konutlar için indirimden yararlanılması mümkün

bulunmamaktadır.)

– Kiraya verilen mal ve haklar için ödenen vergi, resim, harç ve şerefiyelerle

kiraya veren tarafından belediyelere ödenen harcamalara katılma

payları,

– Amortismanlar,

– Kiraya veren tarafından kiraya verilen gayrimenkul için yapılan onarım

giderleri ile bakım ve idame giderleri,

– Kira ile tuttukları mal ve hakları kiraya verenlerin ödedikleri kiralar ve

diğer gerçek giderler,

– Sahibi bulundukları konutları kiraya verenlerin kira ile oturdukları konut

veya lojmanların kira bedeli,

Türkiye’de yerleşik olmayan mükelleflerin (Çalışma veya oturma izni

alarak altı aydan daha fazla bir süredir yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları

dahil), yabancı ülkelerde ödedikleri kira bedelleri Türkiye’de elde ettikleri kira gelirinden gider olarak indirim konusu yapılamaz.

– Kiraya verilen mal ve haklarla ilgili olarak sözleşmeye, kanuna veya ilama

istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

Gerçek gider yönteminin seçilmesi ve konut kira gelirlerine uygulanan

istisnadan yararlanılması durumunda, gerçek gider tutarının istisnaya isabet

eden kısmı, gayri safi hasılattan indirilemeyecektir.

 

KONU İLE İLGİLİ ÖRNEKLER

            Örnek 1 : Serkan bey mesken kira geliri dışında bir geliri olmayan bir kişidir ve sahibi olduğu konutu aylık 500 TL den kiraya vermiştir.

Serkan beyin kira gelirinin vergilendirilmesi;

Götürü gider yöntemi seçilmiştir.

    6.000 – Brüt Kira Geliri ( 12 ay x 500 TL = 6.000 TL )

– 2.800 – 2011 Yılı Mesken Kira Geliri istisnası

   3.200 – İstisna Öncesi Kira geliri

–     800 – Götürü Gider Tutarı ( 3.200 x %25  = 800 )

  2.400 – Gelir Vergisi Matrahı

      360 – ödenecek gelir Verisi (gelir vergisi matrahı x %15 = 2.400 x  %15 = 360 )

Ödenecek gelir vergisi Mart ve Temmuz aylarında iki eşit taksit olarak ödenecektir.

 

            Örnek 2 : Serkan bey bir mesken ve bir de kiracısı tarafından vergi tevkifatı uygulanan sahibi olduğu işyerinden kira geliri elde etmektedir.

Serkan bey kiradaki meskeninden aylık 500 TL kira geliri, işyerinden de 1.600 TL net kira geliri elde etmektedir. ( Kiracı tarafından aylık 400 TL  ve yıllık 4.800 TL gelir vergisi tevkifatı yapılmıştır.)     

Hem mesken hem de tevkifata tabi işyeri kira geliri elde edenler mesken kira gelirin istisnadan sonraki tutarı ile brüt işyeri kira geliri toplamı GVK madde 103 de ki esas tarifenin ikinci dilimini (2011 yılı için 23.000 TL) aşan kira gelirleri var ise hem mesken hem de işyeri kira gelirinin tamamını kira beyannamelerine dahil edecekler, limitin altında kira geliri elde edenler ise sadece mesken kira gelirlerini beyan edeceklerdir.(GVK madde 86 –  Toplama Yapılmayan Haller )

Serkan beyin kira gelirinin vergilendirilmesi;

Götürü gider yöntemi seçilmiştir.

   6.000 – Brüt Kira Geliri ( 12 ay x 500 TL = 6.000 TL )

– 2.800 – 2011 Yılı Mesken Kira Geliri istisnası

   3.200 – (A) İstisna Öncesi Kira geliri

   24.000 – (B) İşyeri Kira Geliri Brüt Tutarı ( Net işyeri kira gelirinin brüt tutarı hesaplanıp beyan sınırının hesaplanmasında bu tutar işleme alınacaktır.)

(A) + (B)= 3.200 + 24.000 = 27.200 TL 2011 yılının asgari limiti olan 23.000 TL nin üzerinde olduğu için Serkan bey hem mesken kira gelirini hem de işyeri kira gelirini birlikte beyan edecek.

 

   6.000 – Brüt Kira Geliri ( 12 ay x 500 TL = 6.000 TL )

– 2.800 – 2011 Yılı Mesken Kira Geliri istisnası

  3.200 – İstisna Öncesi Kira geliri

+  24.000 – İşyeri kira geliri

  27.200 – Toplam Kira Geliri

     6.800 – Götürü Gider Tutarı ( 3.200 x %25  = 800 )

   20.400 – Gelir Vergisi Matrahı

     3.610 – Ödenecek gelir Verisi

Serkan beyin ödenecek kira gelir vergisi 3.610 TL hesaplandığı halde kiracısı tarafından 4.800 TL kira stopajı ödendiği için 4.800 – 3.610 = 1.190 TL’ yi Serkan bey maliyeden fazla ödenen gelir vergisi olarak iade talep edebilecektir.

 

Örnek 3 : Örnek 2 de ki örneklemeyi Serkan beyin Mali Müşavirlik faaliyetinden dolayı serbest meslek geliri elde eden deftere tabi gelir vergisi mükellefi olması durumuna göre ele alırsak;

Serkan beyin sahibi olduğu gayrimenkuller işletmesine dahil olmayan ama kendi adına kayıtlı olan gayrimenkullerdir.

Serkan beyin 2011 yılında ki gelirleri:

5.000 – Serbest Meslek Kazancı (Tevkifata Tabi Olmayan )  

6.000 – Mesken kira geliri tutarı

18.000 – Brüt işyeri kira geliri ( 1.500 x 12 = 1.800 TL brüt kira geliri)

3.600 – İşyeri kiracısı tarafından ödenen toplam kira stopajı

                ((1.500 x %20) x 12 ay = 3.600 TL

 

Serbest Meslek Faaliyeti açısından durum;  

Mali Müşavir Serkan bey 2011 yılı içinde elde etmiş olduğu 5.000 Tl lik serbest meslek kazancını her halükarda Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile beyan edecektir.

 

Mesken kira geliri açısından durum;

  Mali Müşavir Serkan bey,deftere tabi serbest meslek kazancından dolayı gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu için GVK madde 21 de ki mesken kira geliri istisnasından faydalanamayacak ve elde ettiği 6.000 Tl lik mesken kira gelirinin tamamını beyan edecektir.  

 

İşyeri kira geliri açısından durum;

Serkan beyin tevkifata tabi tutulmuş işyeri kira gelirinin beyannameye dahil edilip edilmeyeceği ise Serbest Meslek Kazancı + Mesken Kira Geliri + Brüt İşyeri Kira gelirinin toplamı 193 sayılı Gelir Vergisi Kanun 103. Maddesindeki Esas Tarifenin ikinci gelir dilimi olan (2011 yılı için 23.000 TL) rakamı geçmiyor ise işyeri kira gelirini beyannamesine dahil etmeyecek şayet toplam tutar ikici gelir dilimdeki rakamı geçiyor ise beyannameye işyeri kira gelirini de dahil edilecek ve işyeri kiracısının yapmış olduğu tevkifat (kesinti) da, çıkacak vergiden mahsup (indirim) edilecek.

 

Serbest Meslek Kazancı + Mesken Kira Geliri + Brüt İşyeri Kira geliri

5.000 + 6.000 + 18.000 = 29.000 TL GVK 103.madde ki ikinci gelir dilimi olan 23.000

 

TL nin üzerinde olduğu için Serkan bey tevkifata tabi işyeri kira gelirini de beyannamesine dahil edecektir.

 

Serkan beyin kira gelirinin vergilendirilmesi;

Götürü gider yöntemi seçilmiştir.

5.000 – Serbest Meslek Kazancı (Tevkifata Tabi Olmayan )  

6.000 – Mesken kira geliri tutarı

18.000 – Brüt işyeri kira geliri

   3.600 – Kiracı tarafında tevkif edilerek ödenen kira stopajı yıllık toplamı

 VERGİ HESAPLAMA

     6.000 – Mesken Kira Geliri

+ 18.000 – Brüt İşyeri Kira Geliri

   24.000 – Toplam Kira Geliri

–  6.000 – %25 (1/4) Götürü Gider

    18.000 – Net Kira Geliri

+   5.000 – Serbest Meslek Kazancı (Tevkifata tabi olmayan gelir)

 23.000 – Vergi Matrahı

  4.130 – Hesaplanan Gelir Vergisi

 – 3.600 – Kesinti Yolu İle Ödenen Vergi (kiracının ödediği stopaj )

     530  – Ödenecek Gelir Vergisi

 + 47,45 – Beyanname Damga Vergisi

  577,45 – Toplam Tahakkuk Tutarı

Serkan bey ödenecek 530 TL lik verginin yarısı olan 265 TL ile 47,45 TL lik damga vergisinin toplamı olan 312,45 TL yi birinci taksit olarak Mart 2012 de verginin diğer yarısı olan 265 TL yi de Temmuz 2012 de ödeyecektir.

 

 

 

DERNEKLER HAKKINDA KONU, SORU VE CEVAPLAR

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş

Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.

Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4

Ümraniye/İst.

Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31

web : www.yevmiyemaddesi.com

mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

 

 

07.03.2012

DERNEKLER HAKKINDA KONU, SORU VE CEVAPLAR

 

İlgili Kanun : 5253 sayılı Dernekler Kanunu

 

Derneğin Tanımı : Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklardır.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 2 )

 

Soru : Çocuklar derneğe üye olabilir mi? Çocuklar dernek kurabilir mi? :

Cevap : Onbeş yaşını bitiren ayırt etme gücüne sahip küçükler; toplumsal, ruhsal, ahlakî, bedensel ve zihinsel yetenekleri ile spor, eğitim ve öğretim haklarını, sosyal ve kültürel varlıklarını, aile yapısını ve özel yaşantılarını korumak ve geliştirmek amacıyla yasal temsilcilerinin yazılı izni ile çocuk dernekleri kurabilir veya kurulmuş çocuk derneklerine üye olabilirler.

Oniki yaşını bitiren küçükler yasal temsilcilerinin izni ile çocuk derneklerine üye olabilirler ancakv yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar.

Çocuk derneklerine onsekiz yaşından büyükler kurucu veya üye olamazlar.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 3 )

 

Soru : Derneğin tüzüğü olmak zorunda mıdır?

Cevap : Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Bu tüzükte aşağıda gösterilen hususların belirtilmesi zorunludur:

a) Derneğin adı ve merkezi.

b) Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı.

c) Derneğe üye olma ve üyelikten çıkmanın şart ve şekilleri.

d) Genel kurulun toplanma şekli ve zamanı.

e) Genel kurulun görevleri, yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve şekilleri.

f) Yönetim ve denetim kurullarının görev ve yetkileri, ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısı.

g) Derneğin şubesinin bulunup bulunmayacağı, bulunacak ise şubelerin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri ile dernek genel kurulunda nasıl temsil edileceği.

h) Üyelerin ödeyecekleri giriş ve yıllık aidat miktarının belirlenme şekli.

ı) Derneğin borçlanma usulleri.

j) Derneğin iç denetim şekilleri.

k) Tüzüğün ne şekilde değiştirileceği.

l) Derneğin feshi halinde mal varlığının tasfiye şekli

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 4 )

 

Soru : Dernekler siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddi yardım alabilirler mi?

Cevap : Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve işveren sendikalarından ve meslekî kuruluşlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 10 )

 

Soru : Derneklerin gelirleri hangi belge ile toplanır?

Cevap : Dernek gelirleri alındı belgesi ile toplanır.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 11 )

 

Soru : Alındı belgeleri ve harcama belgelerinin saklama süresi kaç yıldır?

Cevap : Alındı belgeleri ve harcama belgelerinin saklama süresi beş yıldır

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 11 )

Soru : Dernek adına gelir toplama yetkisi kime aittir?

Cevap : Dernek gelirlerini toplayacak kişiler yönetim kurulu kararıyla belirlenir ve bunlar adına yetki belgesi düzenlenir.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 11 )

 

Soru : Adına yetki belgesi düzenlenmediği halde dernek adına gelir toplayanlara uygulanacak ceza nedir?

Cevap : Adına yetki belgesi düzenlenmediği halde gelir toplayanlar ile bilerek bu şekilde gelir toplanmasına izin veren yönetim kurulu üyelerine bin Türk Lirası idarî para cezası verilir.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 32/d )

 

Soru : Dernek yönetim ve denetim kurulu başkan ve üyelerine ücret ödene bilir mi?

Cevap : Dernek yönetim ve denetim kurullarının kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerine ücret verilebilir. Verilecek ücret ile her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri dışındaki üyelere ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık ödenemez.

Dernek hizmetleri için görevlendirilecek üyelere verilecek gündelik ve yolluk miktarları genel kurul tarafından tespit olunur.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 13 )

 

Soru : Dernekler, yıllık beyannamelerini ne zaman ve nereye verirler?

Cevap : Dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini, gelir ve gider işlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl Nisan ayı sonuna kadar mülkî idare amirliğine vermekle yükümlüdürler.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 19 )

 

Soru : Dernekler yurt dışından yardım alabilirler mi?

Cevap : Dernekler mülkî idare amirliğine önceden bildirimde bulunmak şartıyla yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan aynî ve nakdî yardım alabilirler. Bildirimin şekli ve içeriği yönetmelikte düzenlenir. Nakdî yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunludur.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 21 )

 

Soru : Yurt dışı yardımı bankalar aracılığıyla almayan dernek yöneticilerine verilecek ceza nedir?

Cevap : Yurt dışı yardımı bankalar aracılığıyla almayan dernek yöneticilerine, bu şekilde alınan paranın yüzde yirmi beşi oranında idarî para cezası verilir.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 32/c )

 

Soru : Dernekler, taşınmaz mal alabilirler mi? Taşınmaz mal alışlarını bildirmek zorunda mıdır?

Cevap : Dernekler genel kurullarının yetki vermesi üzerine yönetim kurulu kararıyla taşınmaz mal satın alabilir veya taşınmaz mallarını satabilirler. Dernekler edindikleri taşınmazları, tapuya tescilinden itibaren bir ay içinde mülkî idare amirliğine bildirmekle yükümlüdürler.

( Kaynak : 5253 sayılı Dernekler Kanun madde 22 )

 

Soru : Derneklerin ilk genel kurul toplantısı ne zaman yapılır?

Cevap : Kuruluş bildiriminde, tüzüğünde ve diğer belgelerinde Kanuna aykırılık veya noksanlığın bulunmaması ya da Kanuna aykırılık ve noksanlığın verilen süre içinde giderilmesi durumda, keyfiyetin derneğe yazılı olarak bildirilmesinden itibaren altı ay içinde derneğin ilk genel kurul toplantısını yapması ve organlarını oluşturması zorunludur.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 12 )

 

Soru : Derneklerde genel kurul toplantıları ne zaman yapılır?

a) Dernek tüzüğünde belli edilen zamanlarda olağan,

b)Yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hallerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı isteği üzerine otuz gün içinde olağanüstü toplanır.

Olağan genel kurul toplantılarının en geç üç yılda bir yapılması zorunludur.

Genel kurul toplantıya yönetim kurulunca çağrılır.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 13 )

 

Soru : Üyelerin Genel kurula çağrılması nasıl yapılır? (Çağrı Usulü)

Cevap : Yönetim kurulu, dernek tüzüğüne göre genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesini düzenler. Genel kurula katılma hakkı bulunan üyeler, en az onbeş gün önceden, günü, saati, yeri ve gündemi bir gazetede ilan edilmek veya yazılı ya da elektronik posta ile bildirilmek suretiyle toplantıya çağrılır. Bu çağrıda, çoğunluk sağlanamaması sebebiyle toplantı yapılamazsa, ikinci toplantının hangi gün, saat ve yerde yapılacağı da belirtilir. İlk toplantı ile ikinci toplantı arasındaki süre yedi günden az, altmış günden fazla olamaz.

Toplantı, çoğunluk sağlanamaması sebebinin dışında başka bir nedenle geri bırakılırsa, bu durum geri bırakma sebepleri de belirtilmek suretiyle, ilk toplantı için yapılan çağrı usulüne uygun olarak üyelere duyurulur. İkinci toplantının geri bırakma tarihinden itibaren en geç altı ay içinde yapılması zorunludur. Üyeler ikinci toplantıya, birinci fıkrada belirtilen esaslara göre yeniden çağrılır.

Genel kurul toplantısı bir defadan fazla geri bırakılamaz.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 13 )

 

Soru : Genel kurul toplantılarında toplantı usulü nasıldır?

Cevap : Genel kurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesi toplantı yerinde hazır bulundurulur. Toplantı yerine girecek üyelerin resmi makamlarca verilmiş kimlik belgeleri, yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulunca görevlendirilecek görevliler tarafından kontrol edilir. Üyeler, yönetim kurulunca düzenlenen listedeki adları karşısına imza koyarak toplantı yerine girerler. Kimlik belgesini göstermeyenler, belirtilen listeyi imzalamayanlar ile genel kurula katılma hakkı bulunmayan üyeler toplantı yerine alınmaz. Bu kişiler ve dernek üyesi olmayanlar, ayrı bir bölümde genel kurul toplantısını izleyebilirler.

Toplantı yeter sayısı sağlanmışsa durum bir tutanakla tespit edilir ve toplantı yönetim kurulu başkanı veya görevlendireceği yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından açılır. Toplantı yeter sayısı sağlanamaması halinde de yönetim kurulunca bir tutanak düzenlenir.

Açılıştan sonra, toplantıyı yönetmek üzere bir başkan ve yeteri kadar başkan vekili ile yazman seçilerek divan heyeti oluşturulur.

Dernek organlarının seçimi için yapılacak oylamalarda, oy kullanan üyelerin divan heyetine kimliklerini göstermeleri ve hazırun listesindeki isimlerinin karşılarını imzalamaları zorunludur.

Toplantının yönetimi ve güvenliğinin sağlanması divan başkanına aittir. Genel kurul, gündemdeki konuların görüşülerek karara bağlanmasıyla sonuçlandırılır. Genel kurulda her üyenin bir oy hakkı vardır; üye oyunu şahsen kullanmak zorundadır.

Toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar bir tutanağa yazılır ve divan başkanı ile yazmanlar tarafından birlikte imzalanır. Toplantı sonunda, tutanak ve diğer belgeler yönetim kurulu başkanına teslim edilir. Yönetim kurulu başkanı bu belgelerin korunmasından ve yeni seçilen yönetim kuruluna yedi gün içinde teslim etmekten sorumludur.

Mahkemece kayyım atanması veya Medeni Kanunun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre görevlendirilme yapılması halinde, bu maddede yönetim kurulana verilen görevler bu kişiler tarafından yerine getirilir.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 15 )

 

Soru : Derneklerde defter tutma esası nasıldır? (Derneklerde defter düzeni)

Cevap : Dernekler işletme hesabı esasına göre defter tutarlar. Ancak, yıllık brüt gelirleri 2005 yılı için 500 Bin YTL’yi aşan dernekler takip eden hesap döneminden başlayarak bilanço esasına göre defter tutarlar.

(Ek fıkra:RG-30/10/2011-28100) Şubesi bulunan derneklerin bilânço esasına göre defter tutmaları halinde, birinci fıkrada belirtilen hadlere bakılmaksızın, bu derneklerin şubeleri de bilânço esasına göre defter tutarlar. Her halde dernekler ile şubelerinin aynı esasta defter tutmaları zorunludur.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan dernekler, yukarıda belirtilen hadde bağlı kalmaksızın yönetim kurulu kararı ile bilanço esasına göre defter tutabilirler.

Bilanço esasına geçen dernekler, üst üste iki hesap döneminde yukarıda belirtilen haddin altına düşerlerse, takip eden yıldan itibaren işletme hesabı esasına dönebilirler.

Ticari işletmesi bulunan dernekler, ticari işletmeleri için, ayrıca Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre defter tutarlar.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 31 )

 

Soru : Derneklerde tutulacak defterler nelerdir?

Cevap : Dernekler aşağıda yazılı defterleri tutarlar.

a) İşletme hesabı esasında tutulacak defterler ve uyulacak esaslar aşağıdaki gibidir:

1) Karar Defteri: Yönetim kurulu kararları tarih ve numara sırasıyla bu deftere yazılır ve kararların altı toplantıya katılan üyelerce imzalanır.

2) Üye Kayıt Defteri: Derneğe üye olarak girenlerin kimlik bilgileri, derneğe giriş ve çıkış tarihleri bu deftere işlenir. Üyelerin ödedikleri giriş ve yıllık aidat miktarları bu deftere işlenebilir.

3) Evrak Kayıt Defteri: Gelen ve giden evraklar, tarih ve sıra numarası ile bu deftere kaydedilir. Gelen evrakın asılları ve giden evrakın kopyaları dosyalanır. Elektronik posta yoluyla gelen veya giden evraklar çıktısı alınmak suretiyle saklanır.

4) Demirbaş Defteri: Derneğe ait demirbaşların edinme tarihi ve şekli ile kullanıldıkları veya verildikleri yerler ve kullanım sürelerini dolduranların kayıttan düşürülmesi bu deftere işlenir.

5) İşletme Hesabı Defteri: Dernek adına alınan gelirler ve yapılan giderler açık ve düzenli olarak bu deftere işlenir.

6) Alındı Belgesi Kayıt Defteri (EK- 10): Alındı belgelerinin seri ve sıra numaraları, bu belgeleri alan ve iade edelerin adı, soyadı ve imzaları ile aldıkları ve iade ettikleri tarihler bu deftere işlenir.

b) Bilanço esasında tutulacak defterler ve uyulacak esaslar aşağıdaki gibidir:

1) (a) bendinin 1, 2, 3 ve 6 ncı alt bentlerinde kayıtlı defterleri bilanço esasında defter tutan dernekler de tutarlar.

2) Yevmiye Defteri, Büyük Defter ve Envanter Defteri: Bu defterlerin tutulma usulü ile kayıt şekli Vergi Usul Kanunu ile bu Kanununun Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye istinaden yayımlanan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri esaslarına göre yapılır.

Bu maddede sayılan ve derneklerce tutulması zorunlu olan defterlerin dernekler biriminden veya noterden onaylı olması zorunludur.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 32 )

 

Konu : Derneklerde hesap dönemi

Derneklerde hesap dönemi bir takvim yılıdır. Hesap dönemi 1 ocakta başlar ve 31 aralıkta sona erer. Yeni kurulan derneklerde hesap dönemi kuruluş tarihinde başlar ve 31 aralıkta sona erer.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 35 )

 

Soru : Dernek defterleri nasıl tasdik ettirilir?

Cevap : Bu Yönetmelikte yazılı defterleri kullanacak dernekler, bunları kullanmaya başlamadan önce il dernekler müdürlüğüne veya notere tasdik ettirirler. Bu defterlerin kullanılmasına sayfaları bitene kadar devam edilir ve defterlerin ara tasdiki yapılmaz. Ancak, bilanço esasına göre tutulan defterler ile form veya sürekli form yapraklı defterlerin, kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda, her yıl yeniden tasdik ettirilmesi zorunludur.

Derneğin adı, kütük numarası, yerleşim yeri, defterin türü, defterin kaç sayfadan ibaret olduğu, tasdik tarihi, tasdik numarası, tasdiki yapan makamın resmi mühür ve imzasını içeren tasdik şerhleri defterin ilk sayfasına yazılır veya (EK- 11)’de belirtilen Tasdik Şerhi Formu doldurulup defterin ilk sayfasına yapıştırılarak köşeleri tasdiki yapan makam tarafından mühürlenir. Defterin son sayfası, defterin kaç sayfadan ibaret olduğu, tasdik tarihi ve numarası belirtilerek tasdik makamı tarafından mühürlenir ve imzalanır.

Defterlerin her sayfası sıra numarasıyla teselsül edip etmediği kontrol edilerek mühürlenir.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 36 )

 

Soru : Dernek adına gelir tahsilatına yetkili olanlar yapmış oldukları tahsilatı ne kadar zaman içinde dernek saymanına teslim etmek zorundadırlar?

Cevap : Dernek adına gelir tahsil etmekle yetkili olan kişiler, tahsil ettikleri paraları otuz gün içerisinde dernek saymanına teslim ederler veya derneğin banka hesabına yatırırlar. Ancak, tahsilatı 2005 yılı için 1000.- YTL’yi geçenler, 30 otuz günlük süreyi beklemeksizin tahsil ettikleri parayı en geç iki iş günü içinde dernek saymanına teslim ederler veya derneğin banka hesabına yatırırlar.

Dernek kasasında bulundurulabilecek para miktarı, ihtiyaçlar dikkate alınarak yönetim kurulunca belirlenir.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 47 )

 

Soru : Derneklerin lokal açabilmeleri için bir süre tahdidi var mıdır?

Cevap : Lokal açabilmesi için derneğin en az bir yıldan beri faaliyette bulunması şarttır.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 56 )

 

Soru : Derneklerin lokal açmasında başvuru usulü nasıldır?

Cevap : İl merkezlerinde açılacak lokaller için valiliğe, büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalan ilçeler dahil olmak üzere diğer ilçelerde açılacak lokaller için kaymakamlığa bir dilekçe ile başvurulur. Başvurulara aşağıda belirtilen belgeler eklenir.

a) Lokal açılması konusunda alınmış yönetim kurulu kararının örneği,

b) (Değişik:RG-30/10/2011-28100) Lokal olarak açılacak yerin mülk sahibi veya kiracısı olduğuna, ana gayrimenkulün mesken, iş veya ticaret yeri olduğuna, belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunup bulunmadığına dair dernek başkanı tarafından imzalanmış yazılı beyan,

c) Ana gayrimenkulun tapu kayıtlarında mesken olarak görünen yerler için kat maliklerinin oy birliği ile aldıkları kararın örneği, mesken ve işyerinin birlikte yer aldığı binalarda mesken sahiplerinin tamamının onayı ve işyeri sahiplerinin oy çokluğu ile aldıkları kararın örneği, iş hanlarında ise yönetim kurulu kararı örneği,

d) Derneklerin; belediye ve mücavir alanlar içinde açacakları lokaller için yapı kullanma (iskan) izin belgesi, bu belgenin bulunmadığı durumlarda ise ilgili belediyeden alınacak söz konusu yerin lokal olarak kullanılmasında sakınca olmadığına dair belge; bu alanlar dışındaki lokaller için bayındırlık ve iskan müdürlüklerinden alınacak lokal olarak kullanılmasında sakınca olmadığına dair belge.

Belgeleri eksik olan veya mevzuata uygun olmayan başvurular değerlendirmeye alınmaz ve eksikliklerin tamamlanması için otuz günlük ek süre tanınır. Bu süre sonunda eksikliklerin tamamlanmaması halinde başvuru işlemden kaldırılır.

Lokal olarak açılan yerin yerleşim yerinin değiştirilmesi halinde yukarıda sayılan işlemler tekrar edilir.

( Kaynak : Dernekler Yönetmeliği Resmi Gazete Tarihi: 31.03.2005 Resmi Gazete Sayısı: 25772 – madde 58 )

 

ÇEK İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

 

ÇEK İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

 

Soru 1- Tacir olan ve tacir olmayan kişilerin kullanacağı çekler ile hamiline düzenlenecek çeklerin ayırt edici özellikleri neler dir?

Cevap 1 – Çeklerin ayırt edici özellikleri Okumaya devam et

Ticari Taksilerde Çalışanlar SSK’lı (SGK) Olmak Zorunda Mı?

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

TİCARİ TAKSİLERDE ÇALIŞANLAR SSK’LI (SGK) OLMAK ZORUNDA MI?

BASİT USUL MÜKELLEFLERİNİN YANINDA ÇALIŞAN HİZMET ERBABI, DİĞER ÜCRETLİ KAPSAMINDA TESCİL EDİLİP VERGİLENDİRİLİRLER.

 

07.06.2005 tarihinde kabul edilen 21.06.2005 tarihli 25852 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu yayınlanması ile daha önce yürürlükte olan 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.

507 sayılı kanunun uygulamasında, taksi sahibi olmadığı halde taksilerde çalışan şoförlerde esnaf kapsamında olup odalara kayıt açtırıp, sosyal güvenlik açısından da Bağ-Kur’a kayıt oluyorlardı.

Yürülükten kaldırılan 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Kanunun 2. Maddesi Kanun Kapsamı başlığını taşımakta olup, “ MADDE 2 – İster gezici olsun, ister bir dükkân veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti, sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, aynı niteliğe (sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren, hizmet, meslek ve sanat sahipleriyle bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin birinci maddede belirtilen amaçlarla kuracakları odalar bu kanun hükümlerine tabidir.” hükmü gereğince esnaf ve sanatkarların yanında çalışanlarıda esnaf ve sanatkar kabul etmekte idi. 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Kanununu yürülükten kaldıran 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunun 3. Madesi “ Tanımlar “ başlığını taşımakta olup,

“ Tanımlar

MADDE 3. — Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri,” denilmek sureti ile Esnaf ve Sanatkarların tanımından “bunların yanlarında çalışanlar “ ibaresi çıkarıldığından, 5362 sayılı kanunun yayınlanmasından sonra esnaf ve sanatkarların yanında çalışanlar, esnaf ve sanatkar kapsamından çıkarılmışlardır. Bu durumdaki hizmet erbabının esnaf odalarına da kayıtları yapılmamaktadır. Bu durumda hizmet erbabı esnaf ve sanatkar statüsünden çıkmış olup “ işçi “ statüsüne geçmişlerdir.

31.05.2006 tarihinde kabul edilen 5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU kapsamında düşünüldüğünde ticari taksi sahibi yanında çalışan şoförler 5510 sayılı kanun kapsamında 4 (b) ( eski adı Bağ-Kur) kapsamında değil, 4 (a) (eski adı SSK) kapsamında sigortalı olacaklardır.

 

BASİT USUL MÜKELLEFLERİNİN YANINDA ÇALIŞAN HİZMET ERBABI, DİĞER ÜCRETLİ KAPSAMINDA TESCİL EDİLİP VERGİLENDİRİLİRLER.

Basit Usul Mükellefin yanında çalışan hizmet erbabı (şoför)’ ün 5510 sayılı kanun kapsamında 4 (a) (eski adı SSK)’ lı olmaları ile durum neticelenmiş olmayıp bir de budurumda olan kişilerin vergilendirilmesine de değinmekte fayda var. Aksi taktirde SSK sigorta açılışı yapıldığı halde vergi dairesine gerekli tescil işlemini yaptırmayanlar sonradan ciddi külfetlerle karşılaşabilirler.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 64. Madesi Diğer Ücretler başlığını taşır ve 1. Bendinde “ Aşağıda yazılı hizmet erbabının safi ücretleri takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 25′idir” hükmü yer almaktadır.

Basit Usul Mükellefin yanında çalışan hizmet erbabı (Taksi şoförü v.s.) ikametgahlarının bağlı olduğu vergi dairelerine de kendilerini Diğer Ücretli olarak tescil ettirecekler ve bunun yıllık iki taksitte vergisini ödeyecekler.

Tescil İçin gerekli Evraklar

a- Açılış İçin Dilekçe ( Taksilerde, araç sahibinin şoföre aracında çalışabileceğine dair muvafakat yazısı )

b- Nüfus Cüzdan fotokopisi

c- Resimli İkametgah

d- Sözleşme (Taksi sahibi ile şoför arasında yapılacak sözleşme)

2010 yılı için Basit Usul Mükellefin Yanında Çalışan Hizmet Erbabı İçin Gelir Vergisi Hesabı

Matrah : Takvim Yılı Başındaki Asgari Ücret x 12 ay x %25 = 729,00 x%25= 2.187,00

Vergi Hesabı : 2.187,00 x %15 ( 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu 103. Maddesindeki 1. Tarife dilimi)

Vergi Hesabı : 2.187,00 x % 15 = 328,05 TL 2010 yılı için ödenecek vergi tutarı

Diğer Ücretli olarak tescil edilen hizmet erbabı takip eden yıllarda Şubat ayında dilekçe vererek ilgili yılın vergilerini, bağlı oldukları vergi dairesine tahakkuk ettirecekler ve iki taksite ödeyeceklerdir. 215 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde “51. Kazançları basit usulde vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalışanların vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar” denilmek suretiyle ile taksi şoförünün Diğer Ücretli kapsamında ödeyeceği gelir vergisi hususunda taksi sahibine de sorumluluk yüklemektedir.

Diğer Ücretli yılın ilk altı aylık döneminde çalışıp ikinci altı aylık döneme girmeksizin işi bırakır ise tahakkuk eden ikinci altı aylık vergiyi iptal ettirebilir.

 

Faturada KDV ‘nin Ayrıca Gösterilmesi

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

A. FATURADA KDV’ NİN AYRICA GÖSTERİLMESİ

B. TAKSİCİ ESNAFININ DÜZENLEDİĞİ FATURA VE PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİNİN İŞLETMELER TARAFINDAN GİDER OLARAK KULLANILMASI VE BU BELGELERDEKİ KDV ‘NİN İNDİRİM KONUSU YAPILMASI

 

A. FATURADA KDV’ NİN AYRICA GÖSTERİLMESİ

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 34. Maddesinde

“ 1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.

2. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur.”

İfadesi ile KDV ‘ nin indirim konusu yapılabilmesinin şartlarından birinin, faturada KDV’nin ayrıca gösterilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. KDV ‘ nin faturada ayrıca gösterilmeyip KDV DAHİL yazılması durumunda KDV indirim konusu yapılamayacağı açıktır. Örneğin: deftere tabi nakliyecilik faaliyeti ile iştigal eden şoför esnafı kamyonu için yedek parça satın aldığında satıcı faturada KDV‘ yi ayrıca gösterdiğinde şoför esnafı KDV’ yi indirim konusu yapabilecek fakat satıcı tarafından düzenlenen faturada KDV ayrıca gösterilmeyip KDV DAHİL dahil ibaresi yer aldığında şoför esnafı tarafından KDV indirim konusu yapılamayacaktır.

 

B. TAKSİCİ ESNAFININ DÜZENLEDİĞİ FATURA VE PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİNİN İŞLETMELER TARAFINDAN GİDER OLARAK KULLANILMASI VE BU BELGELERDEKİ KDV ‘NİN İNDİRİM KONUSU YAPILMASI

Taksici esnafının büyük bir kısmı Basit Usul Mükellef olmakla birlikte bir kısmı ise deftere tabi gelir vergisi mükellefidir. Aynı işi yapmakta olan taksicilerin basit usul mükellef ile deftere tabi mükellef arasında ki farklardan biri de deftere tabi taksicilerin taksi hizmet bedeli %18 KDV ‘ye tabi olduğu halde basit usul mükellefin hizmeti KDV ‘ye tabi değildir. Vergi mükellefleri tarafından, deftere tabi taksicilerden alınan belgeler üzerinden KDV hesaplanıp indirim konusu yapılabildiği halde basit usul mükellef hizmeti KDV’ ye tabi olmadığından indirim konusu yapılamaz. Yani 59,00 TL lik bir taksi hizmeti satın aldığınızda belgeyi düzenleyen basit usul mükellefi ise KDV’ yi indirim konusu yapamayıp 59,00 TL nin tamamını gider yazmak durumundasınız, oysa ki belgeyi düzenleyen taksici esnafı deftere tabi ise 59,00 TL lik taksi giderinin 50,00 TL lik kısmı deftere gider yazılacak 9,00 TL lik KDV ise yasal defterlere kayıt etmek şartı ile KDV beyannamesinde indirim konusu yapılır.

Deftere tabi taksici esnafının düzenlemiş olduğu fatura ve perakende satış fişlerinde KDV DAHİL ibaresi yer alması durumunda KDV indirim konusu yapılabilir mi? Sorusu akla gelmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 20. Maddesinin 4.fıkrasında “Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez.” denilmiş 22 SERİ NO’LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ’ nin B – Verginin İndirimi kısmında “ Katma Değer Vergisi Kanununun 34. maddesine göre, verginin indirim konusu yapılabilmesi için fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, uygulama kapsamına giren mükelleflerden gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınabilecek mal ve hizmet satın alan mükellefler, satın alınan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisini indirim konusu yapabilmek için, düzenlenecek fatura ve benzeri vesikalarda verginin mutlak surette ayrıca gösterilmesini isteyeceklerdir. “

Ancak, tarifesi vergi dahil olarak tespit edilen işler ile özel matrah şekillerine tabi mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanıp indirim konusu yapılabildiğinden, bu mal ve hizmetlere ilişkin fatura ve benzeri vesikalarda katma değer vergisi ayrıca gösterilmeyecek, vergi dahil tek tutar olarak ifade edilebilecektir.” Denilmek sureti ile tarifeye bağlı işlerde örneğin Ticari Taksi işletmelerinde ücret belirlenmesi tarifeye tabi olduğundan deftere tabi taksici esnafının düzenlemiş olduğu perakende satış fişinde KDV DAHİL yazılsa da iç yüzde yöntemi ile uygulanarak hesaplama yapılacaktır.

Örnek : İşletmeler tarafından işleri ile ilgili yapmış oldukları taksi ulaşım gideri karşılığında deftere tabi taksici esnafı tarafından KDV Dahil 59,00 TL perakende satış fişi düzenlendiğinde;

( KDV Dahil Tutar / 1,18 = KDV Matrah ) = 59,00 / 1,18 = 50,00 TL (KDV Matrahı)

( KDV Matrahı X 18 /100 = KDV tutarı ) = 50,00 x 18 / 100 = 9,00 TL KDV

hesaplaması ile matrah ve KDV hesaplanıp 50,00 TL deftere gider yazılacak 9,00 TL lik KDV ise yasal deftere kayıt edilmek şartı ile KDV beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.

Taksici esnafının düzenlediği belgelerin üzerinde durmamızın sebebi önem arz etmesinden dir. 59,00 TL lik tutarın neresi önem arz eder der iseniz, bu hususu belirtmek isterim. Elli ay önce basit usul mükellef taksici esnafı size bir fatura düzenleyip vermiş olsa ve siz yanılıp bu belge üzerinden KDV hesaplayıp indirim konusu yapsanız ve maliye bu hatayı tespit etmiş olsa size ilgili dönemin KDV beyannamesini düzelttirecektir. Eğer KDV ‘ niz sürekli devreden bir yapıya sahip ise düzletme yaptığınız dönemde sonraki dönemlere devreden KDV ile takip eden dönemde ki önceki dönemden devreden KDV farklı olacağından takip eden dönemin KDV beyannamesini de düzetmek zorunda kalacaksınız ve belki de böylece 50 aylık KDV beyannamesini düzeltme zorunda kalacaksınız.

İşsizlik Sigortası, Sağlanan Haklar Ve Yararlanma Şartları

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

İŞSİZLİK SİGORTASI, SAĞLANAN HAKLAR VE YARARLANMA ŞARTLARI

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 01.06.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup işsizlik sigortası uygulamaları ile ilgili sık sorulan sorulara aşağıda cevap verilmeye çalışılmıştır.

* İşsizlik Ödeneği Nasıl Hesaplanır: Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde kırkıdır ( % 40 ) Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

(Kaynak : 15.05.2008 tarih 5763 sayılı kanunun 15. maddesi ile değişmiş hali)

* İşsizlik ödeneğini ne kadar süre ile ödenir ? Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan,

son üç yıl içinde;

a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,

b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,

c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

Süre ile işsizlik ödeneği verilir. (Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

* İşsizlik ödeneği ne zaman ödenir ? İşsizlik ödeneği her ayın sonunda aylık olarak işsizin kendisine ödenir.İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

* İşsizlik ödeneğine hak kazanma şartları:

Madde 51 – Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.

a) 25/08/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/04/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/06/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi işveren tarafından sona erdirilmiş olmak,

b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak,

c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak,

d) Hizmet akdinin belirli süreli olması halinde, bu sürenin bitimi nedeniyle işsiz kalmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 7 nci maddesinin (II) numaralı bendinde belirtilen hizmet akdinin belirli bir sefer için yapılmış olması nedeniyle sefer sonunda işsiz kalmak,

e) İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedenleriyle işten çıkarılmış olmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (IV) numaralı bendindeki nedenlerle işsiz kalmak,

f) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesi kapsamında işsiz kalmak.

g ) (Ek bent: 24/08/2000 – KHK/617, md.38; İptal: Anayasa M.nin 31/10/2000 – E. 2000/63, K. 2000/36 S. K.; (Yeniden düzenlenen bend: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Yukarıdaki bentlerde belirtilen iş kanunları kapsamına girmeyen sigortalılardan hizmet akitleri, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında yapılmış olan toplu iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmesi bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerindeki hükümlere paralel olarak sona ermiş olmak.

(Değişik fıkra: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Ancak, işsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler nedeniyle askıya alınmamış olması gerekmektedir.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 51 )

* Sigortalı işsize sağlanan yardımlar ve ödemeler nelerdir?

Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır;

a) İşsizlik ödeneği,

b) (Değişik bent: 17/04/2008-5754 S.K./90.mad.) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri,

c) Yeni bir iş bulma,

d) Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi.

( Değişik fıkra: 15/05/2008-5763 S.K/14.md.) Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan Devlet payının yüzde otuzunu geçemez. Bu oranı yüzde elliye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.

İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkeye gönderilen sigortalıların hak ve yükümlülükleri bu görevi yaptıkları sürece devam eder. Ülkeye dönmeleri ve 51 inci maddede belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde kendilerine işsizlik sigortasından hak ettikleri ödemeler yapılır ve hizmetlerden yararlanmaları sağlanır.

 

Ödemelerin Tevsiki (Belgelendirmesi)

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

ÖDEMELERİN TEVSİKİ (BELGELENDİRMESİ)

 

  Ödemelerin tevsiki ile ilgili yayınlanan 04.07.2003 tarih ve 25158 no’ lu 320 sıra no’ lu vergi usul kanunu genel tebliği ile Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafa kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 5.000.000.000.-Türk Lirasını aşan tahsilat ve ödemelerinin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunluluğu getirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun (VUK) 320 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile tahsilat ve ödemeler ile ilgili aracı kılınan kurumlara, Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, (PTT) ‘de dahil edilmiştir.

  01/08/2003 tarih ve 25186 nolu resmi gazetede yayınlanan 323 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile limit 10.000,00 Tl’ ye çıkarılmıştır.

  Ödeme ve tahsilatlar ile ilgili aracı kılınan kurumlardan yapılacak havale, çek, kredi kartı ve bu kurumlar aracılığıyla tahsil edilen senetler gibi bankacılık araçları kullanılarak yapılan ödemeler ve tahsilatlar karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden tevsik edilmiş sayılacaktır. Banka ve özel finans kurumlarının internet şubeleri üzerinden yapılan işlemlerde aynı kapsamdadır.

  Tespit edilen tutarın altında kalan tahsilat veya ödemelerin banka veya özel finans kurumları aracılığıyla yapılması ihtiyaridir. (isteğe bağlı) Tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunludur. Tespit edilen tutarın üzerinde kalan işlemlerin tevsik zorunluluğundan kaçınmak amacıyla parçalara ayrılması kabul edilmeyecek, aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemler tek bir ödeme veya tahsilat kabul edilecektir. Ödemelerin tevsiki ile ilgili durum sadece ödeme tutarları ile sınırlı olmayıp fatura tutarı tevsik zorunluluğu getirilen tutarı aşması halinde bu faturalarında durumu tevsik kapsamında değerlendirilerek bu durumdaki faturaların tamamının bir defada veya parça parça ödenmesi, ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır. (VUK 324 no’ lu tebliğ)

  İşletmelerin kendi ortakları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketlerinin de işlem tutarları belirlenen haddi aşıyor ise bunlar da tevsik kapsamında olacağından bu şekilde ki ödeme ve tahsilatlarda banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla yapılacaktır. VUK’ nun 324 no’ lu tebliğinde kişilerin, ortağı oldukları şirketten borç para almış olmaları ve tutarında belirlenen haddi aşması halinde, tahsilat ve ödemelerin banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla yapılacağı vurgulanmaktadır.

  27.04.2004 tarih 25445 nolu resmi gazetede yayınlanan 332 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile 10.000,00 TL (eski para 10.000.000.000 – on milyar) olan tevsik limiti 8.000,00 (eski para 8.000.000.000 – sekiz milyar) Tl’ ye indirilmiştir.

 

TEVSİK ZORUNLULUĞU OLMAYAN ÖDEME VE TAHSİLATLAR

  VUK 320 sıra nolu Genel Tebliğinde, “Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerinin banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu bulunmamaktadır.”denildikten sonra 21.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 323 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile kapsam genişletilmiştir. İlgili tebliğde, 4. Tevsik Zorunluluğu Olmayan Ödeme ve Tahsilatlar başlıklı kısımda aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda tevsik zorunluluğu kapsamından çıkarılmıştır.

  “ Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerine ilave olarak aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda yapılan işlemler de ilave edilmiştir.

1-Sermaye piyasası aracı kurumlarında,

2-Yetkili döviz müesseselerinde,

3-Noterlerde,

4-Tapu idarelerinde

yapılan işlemlere konu ödeme ve tahsilatların belirtilen kurumlar aracı kılınarak yapılması zorunlu bulunmamaktadır. “ denilmiştir. Daha sonra yayınlanan 332 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar ile ilgili “ Genel ve Katma Bütçeli İdareler, İl Özel İdareleri, Belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, Kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarları, belirtilen limiti aşsa bile bunlara ilişkin ödeme ve tahsilatların; banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.” Denilmek sureti ile kapsam biraz daha genişletilmiştir.

TEVSİK ZORUNLULUĞUNA UYMAYANLARA UYGULANACAK CEZAİ MÜEYYİDE

  Vergi Usul Kanununun Mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hükme göre, mükerrer 257 nci maddenin 2. bendi ile getirilen zorunluluklara uymayanlara hem ödemeyi yapana hem de tahsil edene VUK 355. Maddesinin 1. Bendine göre 1. Sınıf tüccarlara ( sermaye şirketlerine, bilanço esasına göre defter tutan şahıs firmalarına .v.s.) 01.0.1.2010 dan itibaren 1.000,00 Tl’ den 2. Bendinde ise 2. Sınıf tüccarlara (İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar)’a 01.01.2010 dan itibaren 500,00 Tl’ den az olmamak üzere tevsik (ispat) zorunluluğuna uyulmayan tutarın % 5’ i kadar özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Bu itibarla tahsilat ve ödemelerinde bu Tebliğle getirilen zorunluluğa uymayan mükelleflere her bir işlem için özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

  Kesilecek olan cezalar tevsik zorunluluğuna uyulmayan yıl veya dönemde geçerli olan ceza miktar veya nispetinde kesilir. Örnek: 2005 yılında tevsik zorunluluğuna uymayan 1. Sınıf tüccarlara 1.180,00 TL ceza kesilmekte iken 2010 yılında uygulanacak ceza 1.00,00 Tl dir. Uygulanacak ceza her bir işlem için ayrı ayrı uygulanacağı için 3 kez mal alışı yapıldığında,

  1. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 10.000,00 TL

  2. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 20.000,00 TL

  3. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 30.000,00 TL olduğunu düşündüğümüzde uygulanacak ceza

2005 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)

  1. Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  2. Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  3. Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.

Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.

2010 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)

  1. Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  2. Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.

  3. Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.

Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.

Sonuç : Yapılan düzenlemeler ile sadece ödeme ve tahsilatlar değil, fatura bedelleri de 8.000,00 TL lik haddi aşması halinde tevsik kapsamına girecek ve bu durumdaki faturaların farklı zamanlarda taksitle ve parça parça ödenmesi durumu değiştirmeyecek ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır.

 

Çek Ve Çek Keşide Etmek İle İlgili Faydalı Bilgiler

ÇELİK HUKUK & DANIŞMANLIK

AV.SAADET ÇELİK

Tel : 0532 498 56 38

0216 683 21 71

 

Çek Ve Çek Keşide Etmek İle İlgili Faydalı Bilgiler

 

Değerli okuyucu,

Ticaret hayatının vazgeçilmez ve en önemli ödeme araçlarından biri olan çekin doğru kullanılmadığı zaman keşidecisine büyük zararlar verdiği bilinen bir gerçektir.

Bu sebeple, aşağıda çek ile ilgili önemli bazı detayları soru-cevap şeklinde bilgilerinize sunuyorum. Faydalı olması ümidiyle;

 

1- Yeni çek yasasına göre çek karnesi tipleri nelerdir?

a) Tacir çeki

b) Tacir olmayan kişi çeki

c) Tacir hamiline çeki

d) Tacir olmayan hamiline çeki

 

2- Çek keşide edilirken nelere dikkat edilmelidir?

** Tacir ve tacir olmayan çek yaprakları keşide edilirken, çekin emre ( isim veya unvan yazılarak ) düzenlenmesi gerekmektedir. Bu tip çekler kesinlikle hamiline düzenlenmemelidir. Düzenlenmesi halinde çek keşidecisi her bir çek için bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.

** Hamiline çek keşide etmek isteyen keşideciler “Tacir Hamiline” veya “Tacir Olmayan Hamiline” çek defterlerini kullanmalıdır.

** Çek keşide edilirken; Keşide Yeri, Keşide Tarihi, Çek Tutarı, Keşidecinin Adı ve Soyadı ile Emrine Düzenlenen Kişinin Adı-Soyadı veya Unvanı okunaklı şekilde yazılarak imzalanmalıdır. Çekin geçerliliğini etkileyen bu kısımlar boş bırakılmamalıdır.

** Çek düzenlendikten sonra keşideci tarafından çek üzerinde herhangi bir düzeltme yapılması gerekiyorsa yapılan düzeltme mutlaka keşideci imzası/parafı ile onaylanmalıdır.

** Tüzel kişi tarafından keşide edilecek olan çeklerde, çeke imzasını atan yetkilinin ad ve soyadının belirtilmesi kanunen gereklidir.

** Çek yapraklarının keşideci tarafından doldurulması gereken kısımları doldurulmadan, boş olarak imzalanıp hamile verilmemelidir.

** Bankalardan alınan çek karnelerinin özenle saklanması gerekmektedir.

 

3- Tacir olan bir kişi bankadan tacir olmayan kişinin kullanması gereken çek karnesini talep eder ve bu çeki kullanırsa ne olur?

Tacir kişi, ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerinde, “tacir olmayan” çek defteri kullanarak çek keşide ederse 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.

 

4- Karşılıksız çek keşide etmenin cezası nedir?

Hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası hükmolunur. Belirlenen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezası uygulanır.

 

5- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki çek yapraklarını ait oldukları bankalara iade etmek zorunda mıdır?

Keşideci bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür.

 

6- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, yasaklı olmasına rağmen çek keşide ederse cezası nedir?

Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

 

7- Keşidecinin adres değişikliği olması halinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak eski adrese yapılan tebligatlar geçerli midir?

Keşideci herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunmadığı sürece hesap sahibinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese tebligat çıkarılır.Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terk edilmiş olması halinde de tebligat yapılmış sayılır.

 

8- Keşidecinin çek yapraklarını kaybetmesi/çaldırması durumunda ne yapması gerekmektedir?

Bankaya yazılı olarak bilgi verilmeli ve aynı gün savcılığa başvurulmalı, mahkemeden çek iptal/tedbir kararı alınmalıdır. Bankanın çeki ödememesi ancak mahkeme kararı veya savcılığın bankaya talimatı ile mümkün olabilir.

 

9- Keşideci tarafından elden ödenen çekler bankaya iade edilmeli midir?

Çekin banka aracılığı ile değil keşideci tarafından hamile elden ödenmesi durumunda, ödenen çekin mutlaka bankaya iade edilmesi gerekir.

 

10- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, bu karardan önce keşide ederek müşterilerine verdiği ancak henüz ibraz edilmemiş olan çeklerle ilgili ne yapmalıdır?

Keşideci, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, bu karardan önce keşide ederek müşterilerine verdiği ancak henüz ibraz edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste halinde vermekle yükümlüdür.

 

11- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, düzeltme hakkını nasıl kullanacaktır?

Karşılıksız çeklerde “düzeltme hakkı” kavramı, yeni çek kanunu ile birlikte yerini “etkin pişmanlık” kavramına bırakmıştır.

Bu uygulamaya göre;

** Karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan keşide tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek ( 3095 sayılı kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak ) faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında;

– Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,

– Kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,

– Mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir.

** Çek alacaklısının şikayetten vazgeçmesi halinde de yukarıda belirtilen hükümler

uygulanır.

** Keşidecinin, mahkum olduğu adli para cezasını tamamen ödemesinden veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakılmasından itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra keşideci, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir.

 

12- Şahıs hesaplarından vekaletname ile çek keşide edilir mi?

Gerçek kişi, kendisi adına çek keşide etmek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Vekaleten çek keşide edilmiş ise bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.

 

Genel Sağlık Sigortası Uygulaması, Soru Ve Cevaplar

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

Genel Sağlık Sigortası Uygulaması, Soru Ve Cevaplar

 

SORU : Kimler Genel Sağlık Sigortası kapsamındadır?

Cevap : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Olduğu, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 60. maddesinde belirtilmiştir.

“Genel sağlık sigortalısı sayılanlar

MADDE 60- (Değişik: 17/4/2008-5754/38 md.)

İkametgahı Türkiye’de olan kişilerden;

a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;

1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler,

2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,

b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler,

c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan;

1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,

2) Vatansızlar ve sığınmacılar,

3) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

4) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler,

5) 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

6) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

7) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler, Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,

9) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre görevlendirilen kişiler ile aynı Kanunun ek 16 ncı maddesine göre aylık alan kişiler,

10) 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Dünya Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonluğu Kazanmış Sporculara ve Bunların Ailelerine Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,

d) Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler,

e) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun gereğince işsizlik ödeneği ve ilgili kanunları gereğince kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılan kişiler,

f) Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler,

g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.

Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Tarafından Yayınlanan 2011/39 Sayılı Genelge de Ayrıntılı Olarak Genel Sağlık Sigortası Kapsamındakiler Hakkında Ayrıntılı Açıklama Yapılmıştır.

 

Soru : Herhangi bir sağlık güvencesi bulunmayanlar (GSS) Genel Sağlık Sigortası gelir testi için hangi kuruma başvuruda bulunmaları gerekir?

Cevap : 01.01.2012 tarihinden itibaren bir ay içerisinde ikamet edilen il/ilçenin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına gelir testi yaptırmak için başvurulması gerekir.

 

Soru : Yeşil kart sahiplerinin Genel Sağlık Sigortası karşısındaki durumu ne olacak?

Cevap : Yeşil kart sahipleri 01.01.2012 tarihinde SGK tarafından başka bir işleme gerek kalmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılacaklar.

 

Soru : Gelir testi uygulamasında uygulanacak unsurlar nelerdir?

Cevap : Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutar hesap edilecektir.

Kaynak : ( 5510 sayılı kanun madde 60/c(1))

 

Soru : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası primleri Devlet tarafından karşılanacak ?

Cevap : 5510 sayılı Kanun ile birlikte ilk kez sağlık primlerinde Devlet katkısı getirilmiştir.

1- Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Puanlama Formülüne göre tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden (1/3) az olan vatandaşlar.

2. İstiklal madalyası alanlar

3. Vatani hizmet aylığı alanlar

4. Terörle mücadele aylığı alanlar

5. Harp malulleri

6. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakılacak çocuklar

7. Köy korucuları

8. Basarili sporcuların (Dünya, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonları) genel sağlik sigortası primleri devlet tarafından karşılanacaktır.

Soru : Yanlızca Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında prim ödeyecek olanlara uygulanacak prim oranı kaç dır? Genel Sağlık Sigortası (GSS)’ na ödenecek primler nasıl hesaplanacak?

Cevap : % 12 dir.” Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendi ve bu Kanunun geçici 13 üncü maddesinde belirtilenlerin genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın % 12′sidir.”

(Kaynak : Prim oranları ve Devlet katkısı madde 81 (f) bedi)

01.01.2012 tarihi ile 30.06.2012 tarihi arasında;

1- Aile içindeki kişi başına gelir Asgari Ücretin 1/3 ‘ ünden Asgari ücrete kadar olanlar Asgari ücretin Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının üçte biri (1/3) üzerinden %12 oranında GSS primi ödeyecekler

Asgari ücret : 886,50 /3 x %12 = 295,50 x 12/100 = 35,46 TL prim ödenecek

2- Aile içindeki kişi başına gelir asgari ücretten, asgari ücretin iki katına kadar olduğu tespit edilen kişiler için otuz günlük tutar üzerinden %12 oranında GSS primi ödeyecekler

886,50 / 1.773,00 arası : 886,50 x % 12 = 886,50 x 12 / 100 = 106,38 TL prim ödenecek

3- Asgari ücretin iki katından (1.773,00 TL) fazla olduğu tespit edilen kişiler için iki katı prime esas asgari

kazanç tutarı olarak esas alınarak %12 oranında GSS primi ödeyecekler

1.773,00 x % 12 = 1.733,00 x 12 / 100 = 212,76 TL

 

SORU : Ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde çalışanların genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?

Cevap : “6111 sayılı Kanunun 51 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 6 ncı madde ile ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde kısmi süreli çalışanlardan çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olan kişiler sigortalı sayıldıklarından ek 6 ncı madde kapsamında sigortalılıkları başlatılanlar genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.” (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)

 

SORU : 4/b (eski bağkur) kapsamında bulunup SGK’ ya prim borcu bulunanları eş ve çocuklarının genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?

Cevap : “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı

sayılanlardan; 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcu bulunan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirme talebi bulunmayan sigortalıların 18 yaş altı çocukları hariç olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerin talepte bulunmaları halinde, bu kişiler Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.”

Kaynak : (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)

 

Soru : 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar (eski ssk, eski bağkur, eski emekli sandığı) çalışmakta iken sigortalılığı sona erdiğinde sağlık hizmetlerinden faydalanabilme süresi kaç gündür?

Cevap : “60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar, zorunlu sigortalıklarının sona erdiği tarihten itibaren on gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanırlar. Bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle (…)(1) bakmakla yükümlü olduğu kişiler dahil sağlık hizmetlerinden yararlandırılırlar.”

Kaynak : ( 5510 sayılı kanun madde 67)

 

Soru : 18 yaşın altındaki kişilerin GSS (genel sağlık sigortalılığı) kapsamındaki durumları

Cevap : 60 ıncı madde gereği genel sağlık sigortalısı sayılanların çocukları, ana ya da babanın tescil edilmiş olmasına bakılmaksızın ve ayrıca bir işleme gerek olmaksızın 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlandırılır. 18 yaşından küçük çocuğun ana ve babası da yok ise 18 yaşını dolduruncaya kadar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (7) numaralı alt bendi kapsamında primi Devlet tarafından ödenmek üzere genel sağlık sigortalısı sayılır

(Kaynak : 5510 sayılı kanun madde 61)

 

Konu : Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi yaptırmak istemeyenlere uygulanacak ceza

Cevap : Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarının 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katından fazla olduğu kabul edilerek taleplerinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih itibariyle 60 ıncı maddenin (g) bendi kapsamında tescilleri yapılacak ve 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı üzerinden ödeyeceği prim miktarı kendilerine tebliğ edilecektir.

01.01.2012 / 30.06.2012 arası Brüt Asgari Ücret Tutarı = 886,50 x 2 = 1.773,00 x 12/100 = 212,76 TL ödenecek prim.

 

Soru : Ay içinde 30 günden az (kısmi süreli) çalışan kişilerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında ki uygulama nasıl olacak?

Cevap : Ek fıkra: 13/2/2011-6111/49 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar ile bu Kanuna göre ev hizmetlerinde ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü 1/1/2012 tarihinde başlar.

(Kaynak : 5510 sayılı kanun Geçici 12. Maddesi)

Soru : Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi yaptırmayanların durumu?

Cevap : Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarının 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katından fazla olduğu kabul edilerek taleplerinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih itibariyle 60 ıncı maddenin (g) bendi kapsamında tescilleri yapılacak ve 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı üzerinden ödeyeceği prim miktarı kendilerine tebliğ edilecektir.

(Kaynak : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünün 2011/39 sayılı Genelge 6.3- 1/1/2012 tarihine kadar genel sağlık sigortalısı olmak için talepte bulunanlar)

 

SORU : Türkiye İş Kurumunun eğitimlerine katılan kursiyerlerin genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?

Cevap : “6111 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (e) bendinde yapılan değişiklikle Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerlerden bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar genel sağlık sigortalısı sayılacaktır.” (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)

 

Tüketici Hakları ve Mükellefler Tarafından Bilinmesi Gereken Önemli Hususlar, Soru ve Cevaplar

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com

 

TÜKETİCİ HAKLARI VE MÜKELLEFLER TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR, SORU VE CEVAPLAR

 

1- Mesafeli Sözleşme Nedir? : Yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. (İnternet üzerinden yapılan ürün satışları da bu kapsamdadır.)

2- Ayıplı Mal Nedir? : Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

3- Tüketiciler ayıplı mal ile ilgili ayıbı ne kadar zaman içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür? : Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür.

4- Ayıplı mal ile ilgili tüketici, satıcıdan hangi taleplerde bulunabilir? :
a- Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,
b- Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi
c- Ayıp oranında bedel indirimi ya da
d- Ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir
Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

5- Ayıplı malda zaman aşımı süresi ne kadar dır?: ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

6- Satışa sunulan ayıplı malın üzerine veya ambalajına satıcı/imalatçı tarafından bir ikaz notu yazılması gerekir mi? : Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur.

7- Ayıplı Hizmet nedir? : Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

8- Tüketiciler ayıplı hizmet ile ilgili ayıbı ne kadar zaman içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür? : Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür.

9- Ayıplı hizmet ile ilgili tüketici, satıcıdan hangi taleplerde bulunabilir? : Tüketici bu durumda,
a- Sözleşmeden dönme,
b- Hizmetin yeniden görülmesi veya
c- Ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir.

10- Ayıplı hizmette zaman aşımı ne kadar?: Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

11- Satıcı işyeri vitrininde teşhir ettiği ürünün satışından kaçınabilir mi? : Üzerinde “numunedir” veya “satılık değildir” ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.
Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.

12- Haksız Şart ne dir? : Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

13- Taksitli satış sözleşmesinde şekil şartı ve sözleşmede olması gereken asgari koşullar neler dir? : Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda gösterilmiştir:
a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri,
b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı,
c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,
d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,
e) Peşinat tutarı,
f) Ödeme planı,
g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.
Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir.

14- Kapıdan satış ne dir? : Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.

15- Kapıdan satışlarda tüketici hiçbir gerekçe göstermeden malı iade edebilir mi?
Cevap : Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir.

16- Kapıdan satışlarda satıcı, tüketicinin iade talebinde bulunduğu malı ne kadar zaman içinde geri almak zorunda dır?
Cevap : Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

17- Mesafeli satış sözleşmesinden önce satıcı bakanlığı ön gördüğü bilgileri tüketiciye bildirmek zorunda mıdır?
Cevap : Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.

18- Tüketicinin iade ettiği maldan dolayı ödediği bedeli veya kıymetli evrakı satıcı ne kadar zaman içinde iade etmek zorunda dır?
Cevap : Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.

19- Tüketici Sorunları Hakem Heyeti : Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, 4077 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.

20- İhtilafa konu ticari mal ile ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru yapabilmek için bir alt veya üst limit var mı dır?
Cevap : Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.
Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilân edilir.

21- Tüketici mahkemesine başvurunun resim ve harç maliyeti nedir?
Cevap : Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.

22- Tüketiciler ile satıcılar arasında doğan uyuşmazlıkları çözmek için oluşturulan heyetin adı nedir?
Cevap : Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun (4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.
Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen tüketici sorunları hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur.

23- Tüketiciler ile satıcılar arasında doğan uyuşmazlıklara hangi mahkemeler de bakılır?
Cevap : Bu Kanunun(4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır.

24- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında inceleme ve araştırma yapmaya kim/kimler yetkilidirler?
Cevap : Bu Kanunun uygulamasında, Bakanlık müfettişleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, mağaza, dükkan, ticarethane, depo, ambar gibi her türlü mal konulan ve/veya satılan veya hizmet sunulan yerlerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidirler.

25- Tüketiciler mesafeli satış sözleşmelerinden önce bilgilendirilmeleri gerekir mi?
Cevap : “ Tüketici, mesafeli sözleşmenin kurulmasından önce aşağıdaki bilgilerin tamamını içerecek şekilde açık, anlaşılır ve kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun bir şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir.
a) Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.
b) Sözleşme konusu mal veya hizmetin temel nitelikleri.
c) Tüm vergiler dâhil olmak üzere mal veya hizmetin Türk Lirası olarak satış fiyatı.
ç) Varsa teslim masrafları.
d) Ödeme ve teslim veya ifa ile ilgili bilgiler.
e) Cayma hakkının kullanılmasının şartları ve bu hakkın nasıl kullanılacağı.
f) Uzaktan iletişim aracının kullanım bedelinin olağan ücret tarifesi üzerinden hesaplanmadığı durumlarda, bu iletişim aracının kullanılması nedeniyle tüketicilere yüklenen ilave maliyeti.
g) Mal veya hizmete ilişkin fiyat dâhil taahhütlerin geçerlik süresi.
ğ) Sözleşme konusunu, sürekli veya dönemsel olarak ifa edilen bir mal veya hizmet ediminin oluşturduğu hâllerde söz konusu sözleşmenin asgari süresi.
h) Belirsiz süreli veya süresi bir yıldan fazla olan borç ilişkilerinin feshedilme şartları.
ı) Tüketicilerin şikâyet ve itirazları konusunda başvuruların, Bakanlıkça her yıl Aralık ayında belirlenen parasal sınırlar dâhilinde tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya ikametgâhının bulunduğu yerdeki tüketici sorunları hakem heyetine veya tüketici mahkemesine yapılabileceğine ilişkin bilgi.
(2) Satıcı veya sağlayıcı, mallar için sözleşme konusu mal tüketiciye ulaşmadan, hizmetler için de sözleşmenin ifasından önce makul bir sürede, birinci fıkrada yer alan bilgilerin tamamını içeren bilgilendirme formunu yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısı vasıtasıyla tüketiciye ulaştırmak zorundadır. Telefon gibi sözlü uzaktan iletişim araçlarının kullanıldığı durumlarda, satıcı birinci fıkrada yer alan bilgilerin tamamını içeren bilgilendirme formunu en geç mal teslimi sırasında tüketiciye teslim etmek zorundadır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin, kullanılan uzaktan iletişim araçlarına uygun olarak ve iyiniyet ilkeleri çerçevesinde ergin olmayanlar ile ayırtım gücünden yoksun veya kısıtlı erginleri koruyacak şekilde ticari amaçlarla verildiğinin belirtilmesi zorunludur.
(4) Telefon gibi sözlü uzaktan iletişim araçlarının kullanılması durumunda, ayrıca her görüşmenin başında satıcı veya sağlayıcının kimliğinin ve görüşmenin ticari amacının tüketiciye açık bir şekilde bildirmesi zorunludur.”
Kaynak : Mesafeli Sözleşmelere Dair Yönetmelik – madde 5

25- Mesafeli satış sözleşmesine konu ürün satın alan tüketicinin ürünü iade etmek istemesi halinde, ürünü hangi şartlarda ve ne kadar zaman içinde satıcıya iade etmesi gerekir?
Cevap : Mesafeli sözleşmelerde tüketici, yedi gün içerisinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısıyla bildirilmesi yeterlidir.
Cayma hakkı süresi, malın teslimine ilişkin sözleşmelerde, tüketicinin malı teslim aldığı günden itibaren, diğer sözleşmelerde ise sözleşmenin akdedildiği günden itibaren işlemeye başlar.

 

ÖNEMLİ NOT . BU WEB SİTESİNDEKİ BİLGİLER BİLGİLENDİRME AMAÇLI OLUP HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL EDİLMEZ

 

TÜKETİCİ HAKLARI VE MÜKELLEFLER TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR, SORU VE CEVAPLAR

S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com
BU WEB SİTESİNDEKİ BİLGİLER BİLGİLENDİRME AMAÇLI OLUP HİÇ BİR ŞEKİLDE SORUMLULUK KABUL EDİLMEZ

TÜKETİCİ HAKLARI VE MÜKELLEFLER TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR, SORU VE CEVAPLAR
1- Mesafeli Sözleşme Nedir? : Yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. (İnternet üzerinden yapılan ürün satışları da bu kapsamdadır.)

2- Ayıplı Mal Nedir? : Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar, ayıplı mal olarak kabul edilir.

3- Tüketiciler ayıplı mal ile ilgili ayıbı ne kadar zaman içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür? : Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür.

4- Ayıplı mal ile ilgili tüketici, satıcıdan hangi taleplerde bulunabilir? :
a- Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,
b- Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi
c- Ayıp oranında bedel indirimi ya da
d- Ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir
Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

5- Ayıplı malda zaman aşımı süresi ne kadar dır?: ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır. Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

6- Satışa sunulan ayıplı malın üzerine veya ambalajına satıcı/imalatçı tarafından bir ikaz notu yazılması gerekir mi? : Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, imalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde “özürlüdür” ibaresini içeren bir etiket konulması zorunludur.

7- Ayıplı Hizmet nedir? : Sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

8- Tüketiciler ayıplı hizmet ile ilgili ayıbı ne kadar zaman içinde satıcıya bildirmekle yükümlüdür? : Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür.

9- Ayıplı hizmet ile ilgili tüketici, satıcıdan hangi taleplerde bulunabilir? : Tüketici bu durumda,
a- Sözleşmeden dönme,
b- Hizmetin yeniden görülmesi veya
c- Ayıp oranında bedel indirimi haklarına sahiptir.

10- Ayıplı hizmette zaman aşımı ne kadar?: Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetler hakkında yukarıdaki hükümler uygulanmaz.

11- Satıcı işyeri vitrininde teşhir ettiği ürünün satışından kaçınabilir mi? : Üzerinde “numunedir” veya “satılık değildir” ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.
Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.

12- Haksız Şart ne dir? : Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

13- Taksitli satış sözleşmesinde şekil şartı ve sözleşmede olması gereken asgari koşullar neler dir? : Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda gösterilmiştir:
a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri,
b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı,
c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,
d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,
e) Peşinat tutarı,
f) Ödeme planı,
g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.
Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür. Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet, her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde ve sadece nama yazılı olarak düzenlenir. Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir.

14- Kapıdan satış ne dir? : Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.

15- Kapıdan satışlarda tüketici hiçbir gerekçe göstermeden malı iade edebilir mi?
Cevap : Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir.

16- Kapıdan satışlarda satıcı, tüketicinin iade talebinde bulunduğu malı ne kadar zaman içinde geri almak zorunda dır?
Cevap : Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

17- Mesafeli satış sözleşmesinden önce satıcı bakanlığı ön gördüğü bilgileri tüketiciye bildirmek zorunda mıdır?
Cevap : Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Bakanlıkça çıkarılacak tebliğle belirlenecek bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.

18- Tüketicinin iade ettiği maldan dolayı ödediği bedeli veya kıymetli evrakı satıcı ne kadar zaman içinde iade etmek zorunda dır?
Cevap : Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.

19- Tüketici Sorunları Hakem Heyeti : Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, 4077 Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.

20- İhtilafa konu ticari mal ile ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuru yapabilmek için bir alt veya üst limit var mı dır?
Cevap : Değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.
Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Kararların bağlayıcı veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar. Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilân edilir.

21- Tüketici mahkemesine başvurunun resim ve harç maliyeti nedir?
Cevap : Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.

22- Tüketiciler ile satıcılar arasında doğan uyuşmazlıkları çözmek için oluşturulan heyetin adı nedir?
Cevap : Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun (4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.
Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur tarafından yürütülen tüketici sorunları hakem heyeti; belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye, baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye, ticaret ve sanayi odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye ve tüketici örgütlerinin seçecekleri bir üye olmak üzere başkan dahil beş üyeden oluşur.

23- Tüketiciler ile satıcılar arasında doğan uyuşmazlıklara hangi mahkemeler de bakılır?
Cevap : Bu Kanunun(4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır.

24- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında inceleme ve araştırma yapmaya kim/kimler yetkilidirler?
Cevap : Bu Kanunun uygulamasında, Bakanlık müfettişleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, mağaza, dükkan, ticarethane, depo, ambar gibi her türlü mal konulan ve/veya satılan veya hizmet sunulan yerlerde denetleme, inceleme ve araştırma yapmaya yetkilidirler.

1- Mesafeli Sözleşme Nedir? : Yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. (İnternet üzerinden yapılan ürün satışları da bu kapsamdadır.)

25- Tüketiciler mesafeli satış sözleşmelerinden önce bilgilendirilmeleri gerekir mi?
Cevap : “ Tüketici, mesafeli sözleşmenin kurulmasından önce aşağıdaki bilgilerin tamamını içerecek şekilde açık, anlaşılır ve kullanılan uzaktan iletişim aracına uygun bir şekilde satıcı veya sağlayıcı tarafından bilgilendirilir.
a) Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.
b) Sözleşme konusu mal veya hizmetin temel nitelikleri.
c) Tüm vergiler dâhil olmak üzere mal veya hizmetin Türk Lirası olarak satış fiyatı.
ç) Varsa teslim masrafları.
d) Ödeme ve teslim veya ifa ile ilgili bilgiler.
e) Cayma hakkının kullanılmasının şartları ve bu hakkın nasıl kullanılacağı.
f) Uzaktan iletişim aracının kullanım bedelinin olağan ücret tarifesi üzerinden hesaplanmadığı durumlarda, bu iletişim aracının kullanılması nedeniyle tüketicilere yüklenen ilave maliyeti.
g) Mal veya hizmete ilişkin fiyat dâhil taahhütlerin geçerlik süresi.
ğ) Sözleşme konusunu, sürekli veya dönemsel olarak ifa edilen bir mal veya hizmet ediminin oluşturduğu hâllerde söz konusu sözleşmenin asgari süresi.
h) Belirsiz süreli veya süresi bir yıldan fazla olan borç ilişkilerinin feshedilme şartları.
ı) Tüketicilerin şikâyet ve itirazları konusunda başvuruların, Bakanlıkça her yıl Aralık ayında belirlenen parasal sınırlar dâhilinde tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya ikametgâhının bulunduğu yerdeki tüketici sorunları hakem heyetine veya tüketici mahkemesine yapılabileceğine ilişkin bilgi.
(2) Satıcı veya sağlayıcı, mallar için sözleşme konusu mal tüketiciye ulaşmadan, hizmetler için de sözleşmenin ifasından önce makul bir sürede, birinci fıkrada yer alan bilgilerin tamamını içeren bilgilendirme formunu yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısı vasıtasıyla tüketiciye ulaştırmak zorundadır. Telefon gibi sözlü uzaktan iletişim araçlarının kullanıldığı durumlarda, satıcı birinci fıkrada yer alan bilgilerin tamamını içeren bilgilendirme formunu en geç mal teslimi sırasında tüketiciye teslim etmek zorundadır.
(3) Birinci fıkrada belirtilen bilgilerin, kullanılan uzaktan iletişim araçlarına uygun olarak ve iyiniyet ilkeleri çerçevesinde ergin olmayanlar ile ayırtım gücünden yoksun veya kısıtlı erginleri koruyacak şekilde ticari amaçlarla verildiğinin belirtilmesi zorunludur.
(4) Telefon gibi sözlü uzaktan iletişim araçlarının kullanılması durumunda, ayrıca her görüşmenin başında satıcı veya sağlayıcının kimliğinin ve görüşmenin ticari amacının tüketiciye açık bir şekilde bildirmesi zorunludur.”
Kaynak : Mesafeli Sözleşmelere Dair Yönetmelik – madde 5

25- Mesafeli satış sözleşmesine konu ürün satın alan tüketicinin ürünü iade etmek istemesi halinde, ürünü hangi şartlarda ve ne kadar zaman içinde satıcıya iade etmesi gerekir?
Cevap : Mesafeli sözleşmelerde tüketici, yedi gün içerisinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin bu süre içinde yazılı olarak veya bir sürekli veri taşıyıcısıyla bildirilmesi yeterlidir.
Cayma hakkı süresi, malın teslimine ilişkin sözleşmelerde, tüketicinin malı teslim aldığı günden itibaren, diğer sözleşmelerde ise sözleşmenin akdedildiği günden itibaren işlemeye başlar.

GENEL SAĞLIK SİGORTASI UYGULAMASI, SORU VE CEVAPLAR

GENEL SAĞLIK SİGORTASI UYGULAMASI, SORU VE CEVAPLAR

SORU : Kimler Genel Sağlık Sigortası kapsamındadır?

Cevap : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Olduğu, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 60. maddesinde belirtilmiştir.

“Genel sağlık sigortalısı sayılanlar Okumaya devam et

ÇEK VE ÇEK KEŞİDE ETMEK İLE İLGİLİ FAYDALI BİLGİLER

ÇELİK HUKUK & DANIŞMANLIK

AV.SAADET ÇELİK

Tel : 0532 498 56 38

0216 683 21 71

ÇEK VE ÇEK KEŞİDE ETMEK İLE İLGİLİ FAYDALI BİLGİLER

Değerli okuyucu,

Ticaret hayatının vazgeçilmez ve en önemli ödeme araçlarından biri olan çekin doğru kullanılmadığı zaman keşidecisine büyük zararlar verdiği bilinen bir gerçektir.

Bu sebeple, aşağıda çek ile ilgili önemli bazı detayları soru-cevap şeklinde bilgilerinize sunuyorum. Faydalı olması ümidiyle;

1- Yeni çek yasasına göre çek karnesi tipleri nelerdir?

a)      Tacir çeki

b)      Tacir olmayan kişi çeki

c)      Tacir hamiline çeki

d)      Tacir olmayan hamiline çeki

2- Çek keşide edilirken nelere dikkat edilmelidir?

** Tacir ve tacir olmayan çek yaprakları keşide edilirken, çekin emre ( isim veya unvan yazılarak ) düzenlenmesi gerekmektedir. Bu tip çekler kesinlikle hamiline düzenlenmemelidir. Düzenlenmesi halinde çek keşidecisi her bir çek için bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.

** Hamiline çek keşide etmek isteyen keşideciler “Tacir Hamiline” veya “Tacir Olmayan Hamiline” çek defterlerini kullanmalıdır.

** Çek keşide edilirken; Keşide Yeri, Keşide Tarihi, Çek Tutarı, Keşidecinin Adı ve Soyadı ile Emrine Düzenlenen Kişinin Adı-Soyadı veya Unvanı okunaklı şekilde yazılarak imzalanmalıdır. Çekin geçerliliğini etkileyen bu kısımlar boş bırakılmamalıdır.

** Çek düzenlendikten sonra keşideci tarafından çek üzerinde herhangi bir düzeltme yapılması gerekiyorsa yapılan düzeltme mutlaka keşideci imzası/parafı ile onaylanmalıdır.

** Tüzel kişi tarafından keşide edilecek olan çeklerde, çeke imzasını atan yetkilinin ad ve soyadının belirtilmesi kanunen gereklidir.

** Çek yapraklarının keşideci tarafından doldurulması gereken kısımları doldurulmadan, boş olarak imzalanıp hamile verilmemelidir.

** Bankalardan alınan çek karnelerinin özenle saklanması gerekmektedir.

3- Tacir olan bir kişi bankadan tacir olmayan kişinin kullanması gereken çek karnesini talep eder ve bu çeki kullanırsa ne olur?

Tacir kişi, ticari işletmesi ile ilgili iş ve işlemlerinde, “tacir olmayan” çek defteri kullanarak çek keşide ederse 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir.

4- Karşılıksız çek keşide etmenin cezası nedir?

Hamilin şikayeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezası hükmolunur. Belirlenen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezası uygulanır.

5- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki çek yapraklarını ait oldukları bankalara iade etmek zorunda mıdır?

Keşideci bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür.

6- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, yasaklı olmasına rağmen çek keşide ederse cezası nedir?

Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

7- Keşidecinin adres değişikliği olması halinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak eski adrese yapılan tebligatlar geçerli midir?

Keşideci herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunmadığı sürece hesap sahibinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese tebligat çıkarılır.Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terk edilmiş olması halinde de tebligat yapılmış sayılır.

8- Keşidecinin çek yapraklarını kaybetmesi/çaldırması durumunda ne yapması gerekmektedir?

Bankaya yazılı olarak bilgi verilmeli ve aynı gün savcılığa başvurulmalı, mahkemeden çek iptal/tedbir kararı alınmalıdır. Bankanın çeki ödememesi ancak mahkeme kararı veya savcılığın bankaya talimatı ile mümkün olabilir.

9- Keşideci tarafından elden ödenen çekler bankaya iade edilmeli midir?

Çekin banka aracılığı ile değil keşideci tarafından hamile elden ödenmesi durumunda, ödenen çekin mutlaka bankaya iade edilmesi gerekir.

10- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, bu karardan önce keşide ederek müşterilerine verdiği ancak henüz ibraz edilmemiş olan çeklerle ilgili ne yapmalıdır?

Keşideci, kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on gün içinde, bu karardan önce keşide ederek müşterilerine verdiği ancak henüz ibraz edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste halinde vermekle yükümlüdür.

11- Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, düzeltme hakkını nasıl kullanacaktır?

Karşılıksız çeklerde “düzeltme hakkı” kavramı, yeni çek kanunu ile birlikte yerini “etkin pişmanlık” kavramına bırakmıştır.

Bu uygulamaya göre;

** Karşılıksız kalan çek bedelini, üzerinde yazılı bulunan keşide tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek ( 3095 sayılı kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak ) faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında;

–          Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına,

–          Kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,

–          Mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına, karar verilir.

** Çek alacaklısının şikayetten vazgeçmesi halinde de yukarıda belirtilen hükümler

uygulanır.

** Keşidecinin, mahkum olduğu adli para cezasını tamamen ödemesinden veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakılmasından itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra keşideci, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir.

12- Şahıs hesaplarından vekaletname ile çek keşide edilir mi?

Gerçek kişi, kendisi adına çek keşide etmek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez. Vekaleten çek keşide edilmiş ise bu çekten dolayı hukuki ve cezai sorumluluk çek hesabı sahibine aittir.

İŞLETMELER İLE İLGİLİ MÜKELLEFLER TARAFINDAN BİLİNMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR

PRATİK BİLGİLER

2012 YILINDA UYGULACAK HAD VE ORANLARIN BAZILARI;

1-     2011 Yeniden Değerleme oranı : % 10,26 (on virgül yirmi altı)

Vergi Usul Kanun Genel Tebliği (Sıra No: 410)

2-     2012 yılında elde edilen mesken kira gelirlerine uygulanacak istisna tutarı  :  3.000 TL (GVK madde 21)

3-     İşverenler tarafından işçilere (çalışanlara / hizmet erbabına) yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatlerin gelir vergisinden istisna edilen tutarı  :  11, 70 TL (GVK madde 23 / 8. bent)

4-     Sakatlık indirim tutarı

birinci derece sakatlar için 770 TL,

ikinci derece sakatlar için 380 TL,

üçüncü derece sakatlar için 180 TL olarak tespit edilmiştir. (GVK madde 31)

5-     Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartlarından Olan İşyeri Kira Bedeline İlişkin Tutar

Yıllık kira bedeli toplamı Büyükşehir belediye sınırları içinde 5.000 TL, diğer yerlerde 3.500 TL olarak uygulanacaktır

( GVK madde 47 / 2. bent )

6-     Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartlarını Belirleyen Hadler

1- Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının 70.000 TL veya yıllık satışları tutarının 105.000 TL aşmaması,

2- 1 numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hasılatının 35.000 TL aşmaması,

3. 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde yıllık satış tutarı ile iş hasılatı toplamının 70.000 TL aşmaması,

( GVK madde 48)

7-     Değer Artışı Kazançlarına İlişkin İstisna Tutarı

Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinde yer alan değer artışı kazançlarına ilişkin  istisna tutarı, 8.800 TL

( GVK madde 80 )

8-     Gelir Vergisine Tabi Gelirlerin Vergilendirilmesinde Esas Alınan Tarife

– 10.000 TL’ye kadar                                                                                                       % 15

– 25.000 TL’nin 10.000 TL’si için 1.500 TL, fazlası                                                            % 20

– 58.000 TL’nin 25.000 TL’si için 4.500 TL (ücret gelirlerinde 88.000 TL’nin

25.000 TL’si için 4.500 TL), fazlası                                                                               % 27

– 58.000 TL’den fazlasının 58.000 TL’si için 13.410 TL (ücret gelirlerinde

88.000 TL’den fazlasının 88.000 TL’si için 21.510 TL), fazlası                                     % 35

( GVK madde 103 )

9-     Basit Usule Tabi Mükelleflerde Gün Sonunda Toplu Belge Düzenleme Uygulaması

Basit usulde vergilendirilen mükelleflerle ilgili 215 seri no’ lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile getirilen, belge vermedikleri günlük hasılatları için gün sonunda tek bir fatura düzenlemesine ilişkin uygulamanın, 31/12/2012 tarihine kadar devam etmesi Vergi Usul Kanununun mükerrer 257’nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye istinaden uygun görülmüştür.

10-  Fatura düzenleme mecburiyeti (Nihai müşterilere yapılan teslim ve hizmetlerde)  KDV dahil 770,00 TL  (Mal teslimi veya hizmet ifasının tutarı 770,00 TL ‘ nin altında bile olsa müşterinin istemesi halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir. VUK madde 232 – VUK 411 sayılı Genel Tebliği)

11- Amortisman Ayırma haddi ( Demirbaş ve Peştemallıklarda) : 770,00 TL (VUK madde 313 – VUK 411 sayılı Genel Tebliği)

12-  Usulsüzlük Dereceleri Ve Cezaları  (VUK madde 352- VUK 411 sayılı Genel Tebliği )

Usulsüzlük dereceleri ve cezaları (Kanuna bağlı cetvel)  
I inci derece usulsüzlükler1- Sermaye şirketleri 105
2- Sermaye şirketi dışında kalan birinci sınıf tüccarlar ve serbest  meslek erbabı 66
3 – İkinci sınıf tüccarlar 33
4- Yukarıdakiler dışında kalıp beyanname usulüyle gelir vergisine tabi olanlar 16
5- Kazancı basit usulde tespit edilenler 8,80
6- Gelir vergisinden muaf esnaf 4
II nci derece usulsüzlükler                                    1- Sermaye şirketleri 58
2- Sermaye şirketi dışında kalan birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı 33
3 – İkinci sınıf tüccarlar 16
4- Yukarıdakiler dışında kalıp beyanname usulüyle gelir vergisine tabi olanlar 8,80
5- Kazancı basit usulde tespit edilenler 4
6- Gelir vergisinden muaf esnaf 2,30

13-  Fatura ve benzeri evrak verilmemesi ve alınmaması halinde uygulanacak ceza 

Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların herbirine, her bir belge için 01.01.2012 den itibaren 180,00 TL den aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının % 10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir.

Bir takvim yılı içinde her bir belge nevine ilişkin olarak tespit olunan yukarıda yazılı özel usulsüzlükler için kesilecek cezanın toplamı 88.000,00 TL ‘ yi geçemez

(VUK madde 353- VUK 411 sayılı Genel Tebliği)

14- 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunundaki Miras Hisselerinin istisna tutarı 

7338 sayılı kanun madde 4/(b) bendi;

Değerleri 10 uncu maddeye göre belirlenen menkul ve gayrimenkul mallardan evlatlıklar da dahil olmak üzere füruğ ve eşten her birine isabet eden miras hisselerinin 400 000 000 lirası (130.589 TL) (füruğ bulunmaması halinde eşe isabet eden miras hissesinin 800 000 000 lirası (261.336 TL)

(Veraset Ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No:43)

15- Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi ( Araç Bandrol Tarifesi)

Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifeleri

A. (I) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletler aşağıdaki (I) sayılı tarifeye göre vergilendirilecektir.

(I) SAYILI TARİFE

Motor Silindir Hacmi (cm³) Taşıtların Yaşları İle Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)
1 – 3 yaş 4 – 6 yaş 7 – 11 yaş 12 – 15 yaş 16 veyukarı yaş
1-Otomobil, kaptıkaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri
1300 cm³ ve aşağısı 480,00 335,00 189,00 142,00 52,00
1301 – 1600 cm³ e kadar 768,00 576,00 335,00 237,00 92,00
1601 – 1800 cm³ e kadar 1.352,00 1.059,00 624,00 381,00 149,00
1801 – 2000 cm³ e kadar 2.129,00 1.642,00 965,00 576,00 229,00
2001 – 2500 cm³ e kadar 3.194,00 2.320,00 1.449,00 867,00 345,00
2501 – 3000 cm³ e kadar 4.452,00 3.873,00 2.421,00 1.304,00 480,00
3001 – 3500 cm³ e kadar 6.780,00 6.101,00 3.676,00 1.836,00 675,00
3501 – 4000 cm³ e kadar 10.658,00 9.204,00 5.422,00 2.421,00 965,00
4001 cm³ ve yukarısı 17.443,00 13.080,00 7.747,00 3.484,00 1.352,00
2-Motosikletler
100 – 250 cm³ e kadar 92,00 71,00 52,00 34,00 15,00
251 – 650 cm³ e kadar 189,00 142,00 92,00 52,00 34,00
651 – 1200 cm³ e kadar 480,00 286,00 142,00 92,00 52,00
1201 cm³ ve yukarısı 1.159,00 768,00 480,00 381,00 189,00

B. (II) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

(I) sayılı tarifede yazılı taşıtlar dışında kalan motorlu kara taşıtları, aşağıdaki (II) sayılı tarifeye göre vergilendirilecektir.

(II) SAYILI TARİFE

Taşıt Cinsi ve Oturma Yeri /Azami Toplam Ağırlık Taşıtların Yaşları ile Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)
1 – 6 yaş 7 – 15 yaş 16 ve yukarı yaş
1) Minibüs 576,00 381,00 189,00
2) Panel van ve motorlu karavanlar (Motor Silindir Hacmi)
1900 cm³ ve aşağısı 768,00 480,00 286,00
1901 cm³ ve yukarısı 1.159,00 768,00 480,00
3) Otobüs ve benzerleri (Oturma Yeri)
25 kişiye kadar 1.449,00 867,00 381,00
26 – 35 kişiye kadar 1.739,00 1.449,00 576,00
36 – 45 kişiye kadar 1.935,00 1.642,00 768,00
46 kişi ve yukarısı 2.320,00 1.935,00 1.159,00
4) Kamyonet, kamyon, çekici ve benzerleri (Azami Toplam Ağırlık)
1.500 kg.’a kadar 518,00 345,00 170,00
1.501 – 3.500 kg’a kadar 1.043,00 606,00 345,00
3.501 – 5.000 kg’a kadar 1.565,00 1.304,00 518,00
5.001 – 10.000 kg’a kadar 1.739,00 1.477,00 694,00
10.001 – 20.000 kg’a kadar 2.088,00 1.739,00 1.043,00
20.001 kg ve yukarısı 2.612,00 2.088,00 1.215,00

C. (III) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

5897 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (c) bendiyle 30/6/2009 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırılmıştır.

D. (IV) Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Tarifesi

Uçak ve helikopterler (Türkkuşu, Türk Hava Kurumuna ait olanlar hariç) aşağıdaki (IV) sayılı tarifeye göre vergilendirilecektir.

(IV) SAYILI TARİFE

Taşıt Cinsi ve Azami Kalkış Ağırlığı Taşıtların Yaşları İle Ödenecek Yıllık Vergi Tutarı (TL)
1 – 3 yaş 4 – 5 yaş 6 – 10 yaş 11 ve yukarı yaş
Uçak ve helikopterler
1.150 kg’a kadar 9.688,00 7.747,00 5.810,00 4.648,00
1.151 – 1.800 kg.’a kadar 14.535,00 11.625,00 8.719,00 6.975,00
1.801 – 3.000 kg.’a kadar 19.380,00 15.504,00 11.625,00 9.301,00
3.001 – 5.000 kg.’a kadar 24.228,00 19.380,00 14.535,00 11.625,00
5.001 – 10.000 kg.’a kadar 29.074,00 23.258,00 17.443,00 13.952,00
10.001 – 20.000 kg.’a kadar 33.920,00 27.136,00 20.349,00 16.276,00
20.001 kg. ve yukarısı 38.766,00 31.011,00 23.258,00 18.606,00

——————————————————————————————————————————————————-

 

 

 

1)   KDV Beyannamesi

Basit Düzeyde KDV Tanımı ve  Uygulanışı :

KDV (Katma Değer Vergisi) : Basit anlatımla harcama ve tüketimden (mal teslimi ve hizmet ifası) dolayı ödenen vergidir.

KDV Beyannamesi aylık verilen bazı özel durumlarda da üç aylık olarak verilen bir vergidir.

Mükelleflerimiz devlete aktarılmak üzere müşterilerinden KDV tahsil eder ve kendi mal alışı ve giderleri için de KDV öderler. KDV indirim mekanizmasına sahip  bir vergidir. Aylık beyanname veren mükellefler için düşünüldüğünde mükellefimizin ay içinde KDV’ ye tabi satışları dolayısı ile müşterisinden tahsil etmesi gereken KDV ile mal alışı veya giderleri için ödediği KDV karşılaştırılacaktır. Tahsil ettiği KDV ödedikleri KDV ‘ den fazla olursa aradaki fark maliyeye ödenecektir. Mal alışlarına veya giderlerine ait KDV, tahsil edecekleriKDV daha fazla ise aradaki KDV mükellefin alacağı olarak sonraki döneme aktarılacaktır ve bir sonraki ay bu fark tekrar hesaba katılacaktır.

Örnek 1 : 2011-Temmuz ayında ki satışlarımızdan dolayı 10,00 TL lik tahsil edilecek KDV’ mizin olması ve bunun karşısında da 7,00 TL lik harcamalarımızın KDV’ si olması halinde tahsil edilecek KDV’ miz harcamalarımızın  KDV’ sinden  fazla olduğu için aradaki 3,00 TL lik fazlalık takip eden ayda (Ağustos)KDV beyannamesi ile ayın 24′ üne kadar maliyeye bildirilecek ve 26′ sına kadar da ödemesi yapılacaktır.

Örnek 2 : 2011-Ağustos ayında ki satışlarımızdan dolayı 5,00 TL lik tahsil edilecek KDV’ mizin olması ve bunun karşısında da 9,00 TL lik harcamalarımızın KDV’ si olması halinde harcamalarımızın KDV’ si tahsil edeceğimiz KDV’ den fazla olduğu için aradaki 4,00 TL lik fark mükellefimizim alacağı olarak sonraki döneme devredecektir ve takip eden aydaki KDV hesaplanmasında indirim olarak dikkate alınacaktır.

        Önemli Not :  Mükellefimiz KDV den dolayı alacaklı olsa bile düzenlenen KDV Beyannamesinden dolayı her ay için 19,90 TL damga vergisi ödeyecektir.( beyannamelerin damga vergisi her  yıl başında maliye tarafından arttırılmaktadır.)

2)  Muhtasar Beyanname

Deftere tabi mükellef tarafından ödenmekte olan Kira, İşçi Ücreti, Sermest Meslek erbabına yapılan ücret, Müstahsil ödemesi, v.s. için yapılan

ödemlerden, mükellef tarafından  yapılan gelir vergisi kesintilerinin aylık veya duruma göre üç aylık verilecek Muhtasar beyanname ile yerine getirilen vergilendirme türüdür.

Örnek :  Deftere tabi mükellefimiz kiracı olduğu işyerini brüt 100,00 TL ‘ ye kiralamış ise yapacağı kira ödemesinden %20 stopaj (tevkifat/kesinti) yapıp mal sahibini banka hesabına 80,00 TL yatıracak ve kesinti yaptığı 20,00 TL’ yi muhtasar beyanname ile maliyeye bildirilecek ve ödeyecektir.

3)  Geçici Vergi (Peşin vergi) Beyannamesi

       Mükellefler yıllık ödeyecekleri gelir veya kurumlar vegisinden düşülmek (mahsup edilmek) üzere yıllık dört dönem halinde geçici vergi öderler. Üçer aylık dönemlerde kar/zarar hesapları yapılır ve geçici vergi beyannamesi ile maliyeye bildirilir ve ödenir.

      Gelir Vergisi mükellefleri yıl içinde vergi matrahı üzerinden % 15 oranından geçici vergi öderler. Gelir vergisi mükelleflerinin Yıllık gelir vergi oranları ise 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 103. maddesine göre  % 15 den başlar ve vergi matrahının durumuna göre % 35′ e kadar yükselir.

2011 Yılı Gelir Vergisi Matrahına Uygulanacak Tarife ( 193 sayışı Gelir vergisi kanunun 103. maddesi Esas Tarife )

9.400,00 TL ye kadar                                                                      % 15

23.000 TL’nin      9.400 TL’si için      1.410 TL, fazlası                         % 20

53.000 TL’nin 23.000 TL’si için 4.130 TL,(ücret gelirlerinde 80.000 TL’nin 23.000 TL’si için 4.130 TL),fazlası                                                                          – % 27

53.000 TL’den fazlasının 53.000 TL’si için 12.230 TL,(ücret gelirlerinde 80.000 TL’den fazlasının 80.000 TL’si için 19.520 TL), fazlası  –                                  % 35

Örnek : 2011 yılı için yıl içinde 10.000,00 TL vergi matrahı üzerinden % 15 oranı üzerinden 1.500,00 TL geçici vergi (peşin vergi) ödeyen gelir vergisi mükellefi için takip eden yılda verilecek Yıllık gelir vergisinin matrahı 9.400,00 TL yi aştığı için aşan kısım % 20 oranı üzerineden vergilendirilecek ve 9.400,00 x %15 = 1.410,00 TL ve

10.000,00 – 9.400,00 = 600,00 TL x % 20 = 120,00 TL

1.410,00 + 120,00 = 1.530,00 TL Yıl içinde 1.500,00 TL olarak ödenen geçici vergi ile yıllık beyanname üzerinden ödenecek olan 1.530,00 TL arasında oluşan 30,00 TL lik fark eğer mükellef geçici vergileri yıllık beyanname verilinceye kadar ödemiş ise yıllık gelir vergisi beyannamesinde sadece bu 30,00 TL lik farkı öder.

4)  Yıllık Gelir Vergi Beyannamesi

Gelir vergisi mükelleflerinin yılllık işleri ile ilgili kazançlarını ve beyannameye dahil edilecek diğer gelirlerini topluca beyan edeleceği vergi beyannamesidir.

Örnek : Bakkallık faaliyeti ile iştigal eden mükellefin yıllık beyannamesine bakkalı ile ilgili mali sonuç beyannamesine dahil edilmesinin yanında kira geliri elde ettiği mesken kira geliride bu yıllık beyannameye dahil edilerek maliyeye bildirilir.

BEYANNAME VERME VE ÖDEME SÜRELERİ

KDV (Aylık) – Her Ayın 24 ‘ ünde Beyanname Verilir – 26. günü ödeme yapılır.

Muhtasar (Aylık) – Her Ayın 23 ‘ ünde Beyanname Verilir – 26. günü ödeme yapılır

1- Muhtasar (3 aylık) – 01.01.2011 / 31.03.2011 üç aylık dönemi beyan 23.04.2011 ödeme 26.04.2011

2- Muhtasar (3 aylık) – 01.04.2011 / 30.06.2011 üç aylık dönemi beyan 23.07.2011 ödeme 26.07.2011

3- Muhtasar (3 aylık) – 01.07.2011 / 30.09.2011 üç aylık dönemi beyan 23.10.2011 ödeme 26.10.2011

4- Muhtasar (3 aylık) – 01.10.2011 / 31.12.2011 üç aylık dönemi beyan 23.01.2012 ödeme 26.01.2012

1-. Geçici Vergi (3 aylık) – 01.01.2011 / 31.03.2011 üç aylık dönemi beyan 14.05.2011 ödeme 17.05.2011

2- Geçici Vergi (3 aylık) –  01.04.2011 / 30.06.2011 üç aylık dönemi beyan 14.08.2011 ödeme 17.08.2011

3- Geçici Vergi (3 aylık) –  01.07.2011 / 30.09.2011 üç aylık dönemi beyan 14.11.2011 ödeme 17.11.2011

4- Geçici Vergi (3 aylık) – 01.10.2011 / 31.12.2011 üç aylık dönemi beyan 14.02.2012 ödeme 17.02.2012

Yıllık Gelir Vergisi – 01.01.2011 / 31.12.2011 Yıllık Beyanname beyan 25.03.2011 – 1.Taksit ödemesi 31.03.2011

Yıllık Gelir Vergisi – 2. Taksit ödemesi 30.06.2011

YAZAR KASA KULLANICILARININ DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSULAR  

1) Günlük satışlar için Yazar Kasa Fişi düzenlendiğinde Günlük Z Raporu alınmak zorundadır.

CEZAi MÜEYYİDESİ : Günlük Z Raporu almak zorunda olduğu halde almayan mükelleflere;

3100 sayılı Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları

Mecburiyeti Hakkındaki Kanun’ un mükerer 8. maddesinin 2. bendine istinaden 213 sayılı

Vergi Usul Kanunu’ nun 352. maddesinin ekinde yer alan usulsüzlük cezalarından 1. derecede

usulüslük cezasının beş katı ceza kesilir.

2011 Yılı İçin Birinci Derece Usulsüzlük Cezaları ( 1. Derece Usulsüzlük Cezaları )

.- Sermaye Şirketlerine : 96.00 x 5 = 480.00 TL

.- Sermaye Şirketleri Dışında Kalan 1. Sınıf Tüccar ve Serbest Meslek Erbabına :60.00 x 5 = 300.00 TL

.- İkinci Sınıf Tüccarlar : 30.00 x 5 = 150.00 TL

2) Gün içinde satış yapılmadı ve yazar kasa fişi kesilmediği günler için Yaza Kasadan günlük Z raporu almaya gerek yoktur. (Kaynak:

www.gib.gov.tr/Mükellef Hizmetleri/Sıkça Sorulan Sorular/10 Soruda Ödeme Kaydedici Cihaz Kullanımı)

3) Yazar Kasadan tek seferde keseceğiniz fişin bir üst limiti var ve bu sınır her yıl başında

Maliye Bakanlığı tarafından yenilenmektedir.

2011 yılı için tek seferde kesebileceğiniz fişin KDV dahil tutarı en fazla 700.00 TL olabilir

Mükellef 700.00 TL ‘ yi aşan tutarlar için müşteri isemese bile fatura düzenlemek zorundadır.

CEZAİ MÜEYYİDESİ :

4) Yazar Kasadan Hatalı Fiş Kesilmesi Durumu ;

Kesilmek istenen tutardan daha fazla tutarda fiş kesilmesi durumunda öncelikle hemen kesikmek

istenen doğru tutar da fiş kesilecek ve bu durum bir dilekçe ile hatalı fiş de dilekçeye eklenerek

vergi dairesine bildirilecek.

FATURA İLE  İLGİLİ BİLİNMESİ GERENLER VE FATURA KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR  

Faturanın tarifi 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 229. maddesinde yapılmıştır.

“Faturanın Tarifi

Madde 229- Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.”

Faturada olması gereken asgari bilgiler ise VUK madde 230 da belirtilmiştir.

“ Faturanın Şekli

Madde 230-

(2365 sayılı Kanunun 34′üncü maddesiyle değişen madde) Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:

1. Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası;

2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;

3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;

4. Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı;

5. (3239 sayılı Kanunun 19′uncu maddesiyle değişen bent) Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının,

teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.) Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu

veya diğer bir aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231 inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir.

şu kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesiaranmaz.”

Faturanın kullanım mecburiyeti ise VUK madde 232 de düzenlenmiştir.

“ Fatura Kullanma Mecburiyeti
Madde 232-

Birinci ve (4369 sayılı Kanunun 81/A-7 nci maddesiyle değiştirilen ibare Yürürlük: 1.1.1999) ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle(1) defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:

1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;

2. Serbest meslek erbabına;

3. Kazançları (4369 sayılı Kanunun 81/A-7 nci maddesiyle değiştirilen ibare Yürürlük: 1.1.1999) basit usulde tespit olunan tüccarlara;(2)

4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;

5. Vergiden muaf esnafa.

Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.

(2686 sayılı Kanunun 28′inci maddesiyle değişen fıkra) (4444 sayılı Kanunun 13/C-4 maddesiyle değişen ibare Yürürlük; 14.8.1999) Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tesbit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin (3) (4444 sayılı Kanunun 13/C-4 maddesiyle belirlenen miktarlar Yürürlük; 14.8.1999) 50.000.000 lirayı (402 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2011′den itibaren 700, -TL) geçmesi veya bedeli 50.000.000 liradan (4) (402 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2011′den itibaren 700, -TL) az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir. “

1) Fatura , malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren yedi gün ( 7 gün ) içinde

düzenlenir.

Bu süre içinde düzenlenmemiş faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır. ( VUK madde 231/5)

CEZAi MÜEYYİDESİ : Fatura düzenlenmediğinde 170.00 TL den aşağı

aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının

% 10′u nispetinde özel usulsüzlük ezası kesilir. ( VUK madde : 353 )

Örnek : 100.00 Tl lik fatura düzenlemediğinizde 170.00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap

olursunuz

Örnek : 5.000.00 TL lik fatura düzenlemediğinizde 5.000.00 x % 10 = 500.00 TL özel usulsüzlük

cezasına muhatap olursunuz.

SEVK İRSALİYESİ ve SEVK İRSALİYESİ KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR  

Sevk irsaliyesi VUK ‘da Faturanın Şekli başlığını taşıyan olan 230. maddesinin 5. bendinde düzenlenmiştir. İlgili kanun

maddesinde “Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından

 taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının, taşınan veya  taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.)

        Malın, bir mükellefin birden çok iş yerleri ile şubeleri arasında taşındığı veya satılmak üzere bir komisyoncu veya diğer bir  aracıya gönderildiği hallerde de, malın gönderen tarafından sevk irsaliyesine bağlanması gereklidir. Bu bentte yazılı irsaliyeler hakkında  fiyat ve bedel ile ilgili bilgiler hariç olmak üzere, bu madde hükmü ile 231 inci madde hükmü uygulanır. İrsaliyelerde malın nereye ve kime gönderildiği ayrıca belirtilir şu kadar ki nihai tüketicilerin tüketim amacıyla perakende olarak satın aldıkları malları kendilerinin taşıması veya  taşıttırması halinde bu mallara ait fatura veya perakende satış fişinin bulunması şartıyla sevk irsaliyesi aranmaz.”

denilmek sureti ile sevk irsaliyesini  kullanım zorunluluğuna vurgu yapılmıştır.

İrsaliyede olması Gereken Bilgiler; (173 sıra nolu VUK genel tebliği)

a- Gönderilen malın nev’i ve miktarı

b- Satıcını veya malı sevk edenin adı , soyadı varsa ticaret ünvanı,adresi, bağlı bulunduğu vergi dairesi ve hesap numarası

c- Müşterinin adı, soyadı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi hesap numarası

d- Sevk irsaliyesinde tanzim tarihi ve fiili sevk tarihi ayrı ayrı yer alacaktır.   ( 253 no’lu VUK genel tebliği)

e- Sevk irsaliyesi en az üç nüsha olarak düzenlenecektir.   ( 206 no’lu VUK genel tebliği)

Cezai Müeyyide : Sevk irsaliyesini hiç düzenlenmemesi veya olması gereken bilgilerin eksik olması halinde VUK 353.

maddesinin 2. bendine göre 2011 yılı için 170,00 TL özel usulsüzlük ceza kesilir.

Önemli Not : İrsaliyeli Faturada ayrıca ” düzenleme saati ” yazılması gerekir.

GİDER PUSULASI KULLANIMINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR  

– Mükellefiyeti olmayan kişilerden alınacak şahsi eşyaları içinveya basit usul mükelleflerden alınacak demirbaş ve araç gerek için alıcı olan mükellef Gider Pusulası düzenleyip ve bu belgeyi satıcıya imzalatarak bu belge ile işletmeye resmi giriş yapılacaktır.

Örnek : Vergi mükelleflerinin işletmelerinde kullanmak üzere Vergi Mükellefi olmayan kişilerden

İkinci el araç (otomobil,kamyonet) alışların da Gider Pusulası düzenlenecektir.

– Nihai tüketicilere yapılan satışlardan iade alınan mallar içinde Gider Pusulası düzenlenecektir.

BELİRLİ BİR HADDİ AŞAN TUTARLARIN VE ÖDEMELERİN İSPAT EDİLMESİ  

8.000,00 TL’ yi Aşan Tahsilat, Ödeme ve Fatura Tutarlarının Banka, Finans Kurumları veya

PTT ‘ den Yapılması Gerekir. (VUK 332) ( VUK madde 324 )

Fatura tutarının 8.000,00 TL ‘ yi aşması durumunda taksitle veya parça parça ödeme yapılsa da

her ödemenin ilgili kurumlarda yapılması gerekmektedir.

GELİR BEYAN EDİLMEMESİ İLE İLGİLİ KARŞILAŞILACAK DURUM  

FATURA KESİLMEMESİ  

Vergi Bayannameleri yasal süresinde verilmiş olsa bile mükellef tarafından fatura kesilmemiş ise

gelir beyan edilmeyen (boş beyanname / matrahsız beyanname) için maliye (idare) tarafından

re’ sen vergi tarh ededilebilir. Yani matrah beyan edilmeyen beyanne için durumu takdir

komisyonuna gönderip maliye kendisi matrah takdir edebilir. (VUK madde 30 )

PERSONEL (İŞÇİ) ÇALIŞTIRANLAR VEYA ÇALIŞTIRACAK OLANLAR ;  

1) SİGORTALI ÇALIŞTIRMA İLE İLGİLİ İŞYERİNİN SİGORTAYA (SGK ‘ NA) BİLDİRİLMESİ

– İşyeri Bildirgesi : İşveren örneği kurumca hazırlanan İşyeri Bildirgesini en geç sigortalı

çalıştırmaya başladığı tarihte kuruma vermekle yükümlüdür. Kaynak: 5510 sayılı kanun madde 11

CEZAi MÜEYYİDESİ : 5510 sayılı kanunun 102 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi

uyarınca idarî para cezası uygulanır

a) Kamu idareleri ile bilânço esasına göre defter tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin

üç katı tutarında,

01.07.2011 / 31.12.2011 arası Asgari Ücret 837.00 x 3 = 2.510.00 TL

b) Diğer defterleri tutmak zorunda olanlar için asgari ücretin iki katı tutarında,

01.07.2011 / 31.12.2011 arası Asgari Ücret 837.00 x 2 = 1.674.00 TL

c) Defter tutmakla yükümlü olmayanlar için bir aylık asgari ücret tutarında,

01.07.2011 / 31.12.2011 arası Asgari Ücret 837.00 x 1 = 837.00 TL

 2) SİGORTALI ÇALIŞTIRMA İLE İLGİLİ İŞÇİNİN SİGORTAYA( SGK ‘ NA) BİLDİRİLMESİ

– Sigortalı Bildirimi ve Tescili : İşverenler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi

kapsamında sigortalı sayılan kişileri, 7 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen

sigortalılık başlangıç tarihinden önce, sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirmekle

yükümlüdür. ( 5510 sayılı kanunun 8. maddesi)

İşyerlerinde çalışacak sigortalılar işe başlayacakları günden en az bir gün önce işveren tarafından sigortaya (SGK) bildirilmeleri gerekiyor.

CEZAi MÜEYYİDESİ : 5510 sayılı kanunun 102 nci maddenin birinci fıkrasının (a) / 1)

Her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. ( 837.00 TL )

3) On kişi ve daha fazla işçi çalıştıran işverenler 01.01.2009 tarihinden itibaren ücret ödemelerini

bankadan yapmak zorunda ( Kaynak: 18 Kasım 2008 tarihli 27058 sayılı Çalışma ve Sosyal

Güvenlik Bakanlığı yönetmeliği )

On kişinin hesabında mükellefin Türkiye geneldeki tüm işyerinede ki toplam işçi sayısı

hesaba katılır.

 4) Onbir ve daha fazla işçi çalıştıran mükellefler Muhtasar Beyannamelerini aylık vermek zorunda

Muhtasar Beyannameler üç aylık verilebilir fakat işverenler onbir işçi çalıştırmaya başladığı

zaman Muhtasar Beyannamelerini aylık vermek zorundadır. ( GVK madde : 94 )

5) Asgari Geçim İndirimi : Ücretin gerçek usûlde vergilendirilmesinde asgarî geçim indirimi

uygulanır…

             Asgarî geçim indirimi; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde

çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgarî ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin

kendisi için % 50′si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10′u, çocukların her

biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5′ idir. (GVK mad.32)

Asgari Geçim İndirimi uygulaması 01.01.2008 tarihinden itibaren 2008 yılı ücretlerine

uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir. (GVK 265 nolu Tebliğ)

Asgari Geçim İndirim tutarı ücretlinin aylık net ücretine ilaveten ödenecektir.

6) Yıllık Ücretli İzin Süreleri (Çalışana Verilecek Yıllık Ücretli İzin Süreleri )

İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl

çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.

İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;

(Yıllık İzin, İşçinini Yıllık İzni, İşçinin Yıllık İzin Süresi, Çalışanın İnzi, Çalışanın Yıllık İzni)

a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden,

b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden,

c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, Az olamaz.

“Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.”

Kaynak : 4857 Sayılı İş Kanunu Madde : 53

İşyeriniz İle İlgili Yapacağınız Mal Alışı ve Giderlerinizde Belge Düzeni;

1) Mal Alımı – Satımı Veya İmalat İşi İle İştigal Ediyor İseniz Mal Alışlarınızı Fatura İle Belgelendirmeniz Gerekmektedir.

Perakende satış fişi veya yazar kasa fişi geçerli değildir.

Bu konu ile ilgili VUK 204 no’ lu Genel Tebliğinde ” İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin

alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerekmektedir.”

denilmek sureti ile satışa konu olacak mal alışlarının kesinlikle fatura ile yapılmasına dikkat çekilmiştir

Örneğin : Bakkallık faaliyeti ile iştigal eden mükellef büyük toptancı marketlerden almış olduğu ve bakkalında satışa

sunacağı malları yazar kasa fişi ile almış olsa bu belgeyi kullanamaz, muhakkak suretle fatura alması gerekir.

Alış ve Satış Belgelerindeki KDV’ nin Durumu

Vergi Mükellefleri Satıl almış oldukları mal (emtia) veya giderlerin faturalarında ki kdv’ yi indirim konusu

yapabilmeleri için KDV’ nin faturada ayrıca gösterilmesi gerekmektedir. 3065 sayılı katma değer vergisi kanunun

34. maddesinin 1. bendinden ” Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi,

alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere

kaydedilmek şartıyla indirilebilir.” denilmektedir.

KDV ‘ nin indirim konusu yapılabilmesi için üç husus çok önemli

1- Mal alışı veya giderlerin usulüne uygun belgeler ile iktisap edilmesi.

 Satılmak amacıyla alınan mal alışlarının veya imalatta kullanmak üzere alınan hammaddelerin fatura ile belgelendirilmesi.

İşletmeniz ile ilgili olsa dahi mal alışlarınız ile ilgili fatura yerine perakende satış fişi veya yazar kasa fişi almanız durumunda bu belgeyi mal alışı olarak kullanamazsınız ve KDV ‘ sini indirim konusu yapamazsınız.

            Mal alışlarınız da fatura ile belgelendirme zorunluluğuna uymadığınızda önemli sorunlarla karşılaşa bilirsiniz.

Vergi uygulamaları ile ilgili zaman aşımı beş yıldır ve işlemin gerçekleştiği yılı takip ede yılın bir ocağından başlar

ve takip eden beş yılı kapsar. 01.01.2011 tarihinde yapılan bir işlem ile ilgili zaman aşımı 01.01.2012 başlar ve 31.12.2016 ya kadar sürer ve mali idare 2011 yılının her hangi bir günüde yapılan işlem ile ilgili defterlerinizi 31.12.2016 ya kadar inceleme yapabilir. Örneğin siz bir perakende satış yapan bir firma olsanız ve 01.01.2011 tarihinde satmak üzere 5,90 TL lik KDV dahil aldığınız mal ile ilgili fatura yerine yazar kasa fişi almanız halinde maliyenin belge düzenine

uymadığınız ve doğru belge ile belgelendirmediğiniz için maliye 5,90 TL lik yazar kasa fişini kayıtlarınızdan

çıkarmanızı ve ilgili dönemin beyannamesini düzeltmenizi isteyecektir. İlgili dönem Ocak/2011 dönemi olup

ilgili ayın kdv beyannamesini düzelttiğinizde eğer KDV niz önceki beyananamede devrediyor ise ve düzeltme

beyannamesinde de KDV niz devretmeye devam ediyor ise maliyenin görüşü KDV ödemeniz çıkıncaya kadar takip eden tüm beyannamelerin düzeltilmesi yönündedir. Ocak/2011 dönemindeki hatalı işlenen 5,90 TL lik yazar kasa fişi için eğer maliye tarafından hatanın tespiti Aralık/2016 yapılmış ise ve sürekli KDV ‘ niz devrediyor ise 72 adet KDV Beyannamenizi düzeltmek zorunda kalabilirsiniz. Bu da sadece beyannamelerin tahakkuklarındaki damga vergisi açısından size maliyeti 19,90 x 72 ay = 1.432,80 TL dir. Eğer yapılan düzeltme ile herhangi bir ayda KDV ödemesi çıkması halinde ise çıkacak KDV’nin ilgili olduğu aydan düzeltme yapıldığı aya kadar gecikme faizi ödemek zorunda kalırsınız. Maliyenin genel görüşü mükellefler tarafından fatura kullanılması olsa da mali idare VUK mükerrer madde

257 ‘ ye istinaden zaman zaman istisnalar belirlemiştir.

204 sıra no’ lu vergi usul kanunu genel tebliği ile “….. mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak; işyerlerinde

kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (Kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen Kanuni haddi aşmayan diğer bir anlatımla perakende satış fişi (veya yazar kasa fişi) düzenleme sınırları  içinde kalan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257 nci maddesinin Bakanlığımıza verdiği yetkiye dayanılarak uygun  görülmüştür.” denilerek bahsi geçen giderler yazar kasa fişi veya perakende satış fişi ile belgelendirilmeleri halinde geçerli gider olarak kabul edilmiştir.275 sıra no’ lu vergi usul kanunu genel tebliği ile de ” Vergi Usul Kanununun Mükerrer 257 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak taksi işleten mükelleflerden alınan perakende satış fişlerinin de gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. ” denilerek bu konuda ki istisna genişletilmiştir. Daha sonra 68 seri no’lu katma değer vergisi mükelleflerinin ödeme kaydedici cihazları kullanmaları mecburiyeti hakkında kanunla ilgili genel tebliği ile akaryakıt istasyonlarında ki yakıt pompalarında alınan yakıt

fişleri de geçerli gider belgesi olarak kabul edilmiştir. İlgili  tebliğ de ” Buna göre, nihai tüketicilerin tüketim amacıyla,

mükellef olanların ise ticari, zirai ve mesleki faaliyetleriyle ilgili olarak satın aldıkları akaryakıt karşılığında düzenlenecek

(üzerinde “taşıt veya müşteri tanıma sistemi faturaya dönüştürülecek” ibaresi bulunanlar hariç) söz konusu

ödeme kaydedici cihaz fişleri, üzerinde yazılı tutar ne olursa olsun fatura yerine geçen belge olarak kabul edilecek, ayrıca faturaya dönüştürülmesi istenmeyecek ve yapılan incelemeler ve kontroller sırasında bu fişleri gider belgesi olarak kullananlardan fatura ibrazı talep edilmeyecektir.” denilmiştir ve yazar kasa fişi (ödeme kaydedici cihaz fişi) ve

perakende satış fişlerini gider olarak kullanılması sınırı biraz daha genişletilmiştir.

            2- KDV ‘nin İndirim konusu yapılabilmesi için fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmesi gerekmektedir.

3065 sayılı katma değer vergisi kanunun 34 maddesinde fatura ve benzeri belgelerde KDV ‘ nin ayrıca gösterilmesine

dikkat çeker.Bu husus ile ilgili yayınlanan 22 seri no ‘lu KDV Genel Tebliğinde ” mal ve hizmet satın alan mükellefler,

satın alınan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisini indirim konusu yapabilmek için, düzenlenecek fatura ve benzeri

vesikalarda verginin mutlak surette ayrıca gösterilmesini isteyeceklerdir. ” denilmektedir. Örneğin : Nakliyecilik faaliyeti

ile iştigal eden vergi mükellefi aracı için yedek parça faturası aldığında eğer satıcı firma faturanın KDV kısmına ” Dahil “

ibaresi yazar ve faturada KDV’ ayrıca göstermez ise alıcı nakliyeci firma bu faturada ki KDV ‘ yi indirim konusu yapamaz.

            KDV kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında ” Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca

gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca

tespit olunur. ” denmek sureti ile konu ile ilgili istisnaların düzenlenebileceği  belirtilmektedir. Bu husus ile ilgili

KDV Kanunun 15 no’ lu genel tebliğinde “Katma Değer Vergisi Kanununun 29 ve 34. maddelerine göre verginin indirim

konusu yapılabilmesi için fatura veya benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi zorunludur. Ancak Katma Değer Vergisi

Kanunun 23. maddesine göre özel matrah şekilleri tespit edilen işlemler ile aynı Kanunun 20/4. fıkrasına göre, tarife ve

bilet bedelinin vergi dahil edilerek hesaplandığı hallerde, düzenlenecek vesikalarda verginin ayrıca gösterilmesi şartı

aranmayacaktır. Mükellefler bu neviden mal ve hizmet alımları dolayısıyla yüklendikleri vergileri, vergili bedeli 11′e

bölerek hesaplayacaklar ve indirim konusu yapabileceklerdir. Mesela; akaryakıt, tekel maddeleri ve biletle tahsil edilen

yolculuk giderlerinde indirilecek vergi bu şekilde hesaplanacaktır. ” denilmek sureti ile bir kısım işlem için fatura ve benzeri evraklarda KDV’ nin ayrıca gösterilmesi hususuna istisnalar getirilmiştir. Yukarıda bahsi geçen nakliyeci mükellef aracı için fatura aldığında KDV ayrıca gösterilmek zorunda iken aracı için yakıt aldığında KDV’yi indirim konusu yapmak için faturada KDV ayrıca gösterilmesine gerek yoktur. Yakıt faturasında KDV dahil yazsa da KDV indirim konusu yapılacaktır.

            3- KDV ‘nin İndirim konusu yapılabilmesi için fatura veya fatura yerine geçen belgelerin (vesikaların) kanuni

defterlere kaydedilmesi şarttır.

          İşletmeniz ile ilgili geçerli olabilecek usulüne göre düzenlenmiş fatura yasal defterlere kaydedilir ise ancak KDV’ si

indirim konusu yapılabilir. Aksi takdirde indirim konusu yapılamaz.

Sonuç : Mükelleflerin, küçük veya önemsiz saydığı meblağlar mali denetime takıldığında önemli sonuçlar doğurabileceğinden mali değeri olan her işlem ve belge konusunda gerekli özen ve dikkat hem mükellefler hem de uygulayıcılar tarafından tarafından gösterilmesi gerekmektedir.

AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLER KAPSAMINDA İŞÇİ ÇALIŞTIRAN İŞVERENLERİN BİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ HUSUSLAR

Resmi Gazete Tarihi: 22.05.2002 Resmi Gazete Sayısı: 24762

İLKYARDIM YÖNETMELİĞİ

İlkyardımcı ve zorunlu ilkyardımcı istihdamı

Madde 16 – (Başlığıyla birlikte değişik:RG-18/03/2004-25406)(1)

Tüm kurum ve kuruluşlarda istihdam edilen her yirmi personel için bir, ilgili mevzuata göre ağır ve tehlikeli işler kapsamında bulunan işyerlerinde, her on personel için bir olmak üzere, bu yönetmeliğe göre yetkilendirilmiş merkezden en az “Temel İlkyardım Eğitimi” sertifikası almış “İlkyardımcının bulundurulması zorunludur.

Sürücü Kursları ve ilkyardım eğitiminin zorunlu olarak verildiği kurslarda verilecek ilkyardım eğitimleri, bu yönetmeliğe göre sertifika almış eğitimciler tarafından verilmesi zorunlu olup, denetimleri müdürlük adına Acil Sağlık Hizmetleri Şubesi tarafından yapılır.

 

Resmi Gazete Tarihi: 14.07.2004 Resmi Gazete Sayısı: 25522

GEBE VEYA EMZİREN KADINLARIN ÇALIŞTIRILMA ŞARTLARIYLA

EMZİRME ODALARI VE ÇOCUK BAKIM YURTLARINA

DAİR YÖNETMELİK

Emziren İşçinin Çalıştırılması

Madde 13 — Emziren işçilerin, 16/6/2004 tarihli ve 25494 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinde kadınların çalıştırılabilecekleri belirtilmiş olan işlerde çalıştırılabilmeleri için, doğumdan sonraki sekiz haftanın bitiminde ve işe başlamalarından önce, işyeri hekimi, işyeri ortak sağlık birimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırasıyla en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, Sağlık Ocağı, Hükümet veya belediye hekimlerine muayene ettirilerek çalışmalarına engel durumları olmadığının raporla belirlenmesi gerekir.

Muayene sonunda ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasının sakıncalı olduğu hekim raporuyla belirlenen işçi, doğumdan sonra ilk altı ay içinde bu işlerde çalıştırılamaz.

Resmi Gazete Tarihi: 16.06.2004 Resmi Gazete Sayısı: 25494

AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLER YÖNETMELİĞİ

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Dayanak

 Amaç

Madde 1 – Bu Yönetmelik, hangi işlerin ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağına, kadınlarla 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabileceklerine ilişkin hükümleri belirler.

 

Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalıştırılacak İşçiler

Madde 4 – (Değişik: RG 23/10/2004-25622)

16 yaşını doldurmamış genç işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaktır.

EK-1 deki çizelgede, karşısında (K) harfi bulunmayan işlerde kadınlar ve (Gİ) harfleri bulunmayan işlerde de 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçiler çalıştırılamaz.

Ancak; ihtisas ve meslek öğrenimi veren okulları bitirip bu işi meslek edinmiş kadınlar ihtisas ve mesleklerine uygun ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabilir.

İhtisas ve meslek öğrenimi veren okulları bitirip bu konudaki işi meslek edinmiş 16 yaşını doldurmuş genç işçiler ise, sağlığı, güvenliği ve ahlâkının tam olarak güvenceye alınması şartıyla ihtisas ve mesleklerine uygun ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabilir.

İlgili Bakanlıklarca yeterliliği kabul edilen kursları bitirip, o işi meslek edinmiş olan kadınlar ile 16 yaşını doldurmuş genç işçiler EK-1’deki çizelgede 36 ncı sırasından 66 ncı sırasına kadar (66 dahil) belirtilen işlerde çalıştırılabilir.

EK-1 deki çizelgede karşısında (Gİ) harfleri bulunan işlerde genç işçi çalıştırılması halinde, 6/4/2004 tarihli ve 25425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri göz önünde bulundurulur.

Sağlık Raporu

Madde 5 – Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacak işçiler (kadınlar dahil) ile 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin işe girişlerinde, işin niteliğine ve şartlarına göre bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı olduklarının fizik muayene ve gerektiğinde laboratuvar bulgularına dayanılarak hazırlanan hekim raporu ile belirlenmesi zorunludur. İşin devamı süresince de bu işlerde çalıştırılmalarında bir sakınca olmadığının 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçiler için en az 6 ayda bir, diğerleri için de en az yılda bir defa hekim raporu ile tespiti zorunludur. Bu raporlar işyeri hekimi, (Değişik ibare:R.G-7/3/2010-27514) işyeri sağlık ve güvenlik birimi, ortak sağlık ve güvenlik birimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırasıyla en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, Sağlık Ocağı (Ek ibare:R.G-7/3/2010-27514) veya 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun gereği sağlık ocağının kaldırıldığı yerlerde aile hekimi, Hükümet veya belediye hekimleri tarafından verilir.

Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenen Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışacaklara Ait İşe Giriş / Periyodik Muayene Formu örneği EK-II de verilmiştir.

Sağlık raporu alınmamış herhangi bir işçinin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaktır. İşçilerin gerek ilk işe girişlerinde gerekse periyodik muayenelerinde belirlenen sağlık durumları ile diğer gerekli bilgiler bu raporlara işlenir.

Bu raporlar, teftiş esnasında İş Müfettişlerine her istenildiğinde gösterilmek üzere işveren veya yetkilisi tarafından, gizliliğine halel gelmeyecek bir surette işyerlerindeki özlük dosyalarının kişisel sağlık bölümünde saklanır.

İşyeri hekimi tarafından verilen rapora itiraz halinde, işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesi Sağlık Kurulunca muayeneye tabi tutulur. Verilen rapor kesindir.

İşyerinden ilişkileri kesilerek yeni bir işe giren işçilerin bu raporları veya örnekleri yeni işveren veya vekilinin isteği  halinde o işyerine gönderilir.

Nüfus Cüzdanlarının Onaylı Örneklerinin Saklanması

Madde 7 – İşveren veya vekili, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırdığı işçilerin nüfus cüzdanlarının onaylı örneklerini saklayarak, bunları İş Müfettişlerinin her isteyişinde göstermekle yükümlüdür.

 

 

 

 

 

 

 

EK – I

 AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLERE AİT ÇİZELGE

 

 

Kadınların çalış-tırılabilecekleri işler

16 yaşını doldur-muş fakat 18 yaşını  bitirmemiş genç işçilerin çalıştırı-labilecekleri  işler

31

Bina, duvar, set, baraj, yol, demiryolu, köprü,  tünel, metro, her türlü raylı sistem, iskele, liman, marina, dalgakıran, balıkçı barınağı, hava alanı, havai hat, çelik konstrüksiyon yapı  kanalizasyon, yağmur suyu drenajı ve her türlü drenaj sistemleri, kanal, kanalet, foseptik, kuyu, havuz, spor tesisleri, her türlü sondaj işleri, her nevi yer üstü ve yer altı inşaat, su üstü ve su altı inşaatları, her türlü temel inşaatı işleri (Ankrajlı istinat duvarı, fore kazık yapımı, palplanşlı çalışmalar vb. ), yıkım işleri, arazi ölçüm, etüt, araştırma, her çeşit onarım ve güçlendirme ve benzeri işler ve bu işler için gerekli araç, malzeme, sabit tesis ve ekipmanın kullanılması işleri  (Teknik hizmetler ve yardımcı işlerde kadın ve genç işçi çalışabilir).

 

 

 

 

 

146

Kara, demiryolu, deniz ve göl taşıt araçları için bakım, ikmal, onarım ve park yerlerinde yapılan işler.

 

              K

 

Beyannameler (Deftere Tabi Mükelleflerimiz İçin Verilen Beyannameler)

ULUSLARARASI FİNANSAL RAPORLAMA KAPIMIZDA

  ULUSLARARASI FİNANSAL RAPORLAMA KAPIMIZDA

Hakan ARSLANTÜRK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

hakan.arslanturk@hotmail.com
İstanbul / 09.09.2009

 

 

 

ULUSLARARASI FİNANSAL RAPORLAMA KAPIMIZDA

            Uluslararası finansal raporlama standardına bir örnek verecek olursak iki tane öğrenci düşünelim bunların karnelerini değerlendirirken bir karşılaştırma yada kıyas yapmamız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın karne standartları aynı olduğu için birden fazla öğrencinin çok kısa sürede bir yıllık ders notlarına bakarak ikisi arasındaki başarı ve  çalışkanlığını yorum yapar hale gelebiliriz. Eğer not verme sistemi bir öğrencinin 10 üzerinden diğer öğrencinin 5 üzerinden olsaydı veya notların sıralaması farklı olsaydı bunu diğerine mukayeseli olarak kıyaslanabilir hale getirmek özel bir  beceri ve uzmanlık gerektiriyor olacaktı ve buda ek maliyet ve işleri daha uzun sürede yapma zorluğunu ortaya koyacaktı  İşte uluslararası finansal raporlama standardı halka açık şirketlerin ve ilerleyen günlerde  sermayeye dayalı tüm şirketlerde zorunlu hale gelebilecek şirketlerin temel mali tabloları  ( Bilanço-gelir tablosu) ve ek mali tablolarının dünya çapında bütün Avrupa Birliğine bağlı ortak ülkelerin anlayabileceği dilde standarda (ortak şekil ) de raporlarını sunmasıdır.

                NEDEN ULUSLARARASI  FİNANSAL RAPORLAMA STANDARDI GEREKLİ ?

                Nasıl ki Türkiye de muhasebe işlemlerini bir düzene sokmak için konulmuş olan tek düzen muhasebe planı var ve uygulanıyorsa uluslararası finansal raporlama standardı da çok yakın bir zamanda  genel olarak tüm  Serbest Muhasebeci Mali Müşavirleri ve Denetim alanında faaliyet gösterenleri  iş yaşamlarını kapsayacaktır. Bilindiği üzere çoğu insanlar ellerindeki fonları şirketlere ortak olarak değerlendirmektedir ve yatırım yaptığı şirketin mali durumlarını yakından takip etmektedirler ve yatırımlarının güç olsa da devlet güvencesine alınmasını arzu etmektedirler ve yatırımlarının değer kaybetmemesini istemektedirler geçtiğimiz yıllarda ismini burada vermemize gerek duymadığımız ama herkesin yakından tanıdığı halka açık bir şirketin yanlış yatırımları sonucunda yatırımcılarının elinde bulundurduğu fonu geri dönüşümü uzun süren bir yatırımı sonucunda zarar meydana gelmiş ve yatırımcıların mağdur olmasına sebep olmuştur. Bu durum yatırımcıların SPK’ya tabi firmaların özel denetim firmalarından denetlenmiş olması ve devlet tarafından takip ediliyor olması dünya çapında güveni artırmıştır iş bunların temel sebebi gerçek doğru anlaşılabilir ve en önemlisi güvenilir raporlamadan geçmektedir bu yüzden uluslararası finansal raporlama standardı son yüz yılın önemli bir muhasebe sistemi haline gelmesine sebep  olmuştur. 

                KOBİ’LERDE  ULUSLARARASI  FİNANSAL RAPORLAMA STANDARDI

            İlk önce KOBİ’yi tanımlayalım : bilindiği üzere KOBİ ( Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) sermaye şirketlerinin belli ölçütlerle küçük orta ve büyük olarak değerlendirilmektedir bu sınıflandırma bir çok kuruma  göre değişmektedir ama AB standartlarına öre  1-99 arası işçi çalıştıranlar  küçük işletme 100-499 arası işçi çalıştıranlar  orta işletme 500 ve üzeri çalıştıranlar  büyük işletme kategorisine girmekte iken Hazine Müsteşarlığı’nın yeni tanımı ise mikro kobiler en çok 9 işçi çalıştıran işletmeler olacaktır. Küçük kobiler 10 ila 49 arasında işçi çalıştıran kuruluşlar olarak tanımlanıp, orta kobi ler ise 50- 250 arası işçi çalıştıranlar işletmeler  sayılmaktadır .

            Hala görüşülmekte olan yeni  Türk Ticaret Kanun tasarısı neticesinde uluslararası finansal raporlama standardının KOBİ ler açısından da uyulama alanı belli olacaktır

 

                FAYDALARI   NELERDİR?

            İlk görünüşte yeni bir iş yükü gibi gözükse de ilk yıldan sonra sistem yerli yerine oturacak, bilgi ve işte kaliteyi getirecektir muhasebenin önemi iyice yerleşecektir unutmamalıyız ki dünya ekonomisi muhasebeden geçmektedir sağlıklı muhasebe de sistemden düzenden geçmektedir bugün bir bakkal bile veresiye defterini tutarken alfabetik sıralama ya  göre tutmaktadır.

            Günümüzde kullandığımız muhasebe programları bizlerin eli ayağı olacaktır iyi bir muhasebe programı anlatmaya çalıştığımız raporlamayı kendi hazırlayacak istediğimiz dile çevirebilecek halde sunmamıza yardımcı olacaktır.

            Yeni düzenlemelerin muhasebe mesleğine ve ticari hayata önemli ölçüde ciddiyet  ve sorumluluk katacağından  yeni meslek mensuplarının bu mevzuatlara hakim olması gerektiğini bildirir tüm ticari faaliyette bulunan esnafların ve meslek mensuplarının çalışmalarında başarılar dilerim.

Hakan ARSLANTÜRK

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

hakan.arslanturk@hotmail.com 

Ödemelerin Tevsiki (Belgelendirilmesi)

    

                                                                                                                                             09.04.2010

                                                                                                                                               Cuma

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

            Yakup Üçkardeş

Tlf: 0216 – 412 26 62

Faks: 0216 – 329 72 31

e mail: yuckardes@gmail.com

ÖDEMELERİN TEVSİKİ (BELGELENDİRMESİ)

            Ödemelerin tevsiki ile ilgili yayınlanan 04.07.2003 tarih ve 25158 no’ lu 320 sıra no’ lu vergi usul kanunu genel tebliği ile Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafa kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 5.000.000.000.-Türk Lirasını aşan tahsilat ve ödemelerinin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunluluğu getirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun (VUK) 320 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile tahsilat ve ödemeler  ile ilgili aracı kılınan kurumlara, Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, (PTT) ‘de dahil edilmiştir.

            01/08/2003 tarih ve 25186 nolu resmi gazetede yayınlanan 323 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile limit 10.000,00 Tl’ ye çıkarılmıştır.

            Ödeme ve tahsilatlar ile ilgili aracı kılınan kurumlardan yapılacak havale, çek, kredi kartı ve bu kurumlar aracılığıyla tahsil edilen senetler gibi bankacılık araçları kullanılarak yapılan ödemeler ve tahsilatlar karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden tevsik edilmiş sayılacaktır. Banka ve özel finans kurumlarının internet şubeleri üzerinden yapılan işlemlerde aynı kapsamdadır.

            Tespit edilen tutarın altında kalan tahsilat veya ödemelerin banka veya özel finans kurumları aracılığıyla yapılması ihtiyaridir. (isteğe bağlı) Tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunludur. Tespit edilen tutarın üzerinde kalan işlemlerin tevsik zorunluluğundan kaçınmak amacıyla parçalara ayrılması kabul edilmeyecek, aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemler tek bir ödeme veya tahsilat kabul edilecektir. Ödemelerin tevsiki ile ilgili durum sadece ödeme tutarları ile sınırlı olmayıp fatura tutarı tevsik zorunluluğu getirilen tutarı aşması halinde bu faturalarında durumu tevsik kapsamında değerlendirilerek bu durumdaki faturaların tamamının bir defada veya parça parça ödenmesi, ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır.  (VUK 324 no’ lu tebliğ)

            İşletmelerin kendi ortakları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketlerinin de işlem tutarları belirlenen haddi aşıyor ise bunlar da tevsik kapsamında olacağından bu şekilde ki ödeme ve tahsilatlarda banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla yapılacaktır. VUK’ nun 324 no’ lu tebliğinde kişilerin, ortağı oldukları şirketten borç para almış olmaları ve tutarında belirlenen haddi aşması halinde, tahsilat ve ödemelerin banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla yapılacağı vurgulanmaktadır.

            27.04.2004 tarih 25445 nolu resmi gazetede yayınlanan 332 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile 10.000,00 TL (eski para 10.000.000.000 – on milyar) olan tevsik limiti 8.000,00 (eski para 8.000.000.000 – sekiz milyar) Tl’ ye indirilmiştir.

Tevsik Zorunluluğu Olmayan Ödeme ve Tahsilatlar

VUK 320 sıra nolu Genel Tebliğinde, “Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerinin banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu bulunmamaktadır.”denildikten sonra 21.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 323 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile kapsam genişletilmiştir. İlgili tebliğde, 4. Tevsik Zorunluluğu Olmayan Ödeme ve Tahsilatlar başlıklı kısımda aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda tevsik zorunluluğu kapsamından çıkarılmıştır.

“ Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerine ilave olarak aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda yapılan işlemler de ilave edilmiştir.

1-Sermaye piyasası aracı kurumlarında,

2-Yetkili döviz müesseselerinde,

3-Noterlerde,

4-Tapu idarelerinde

yapılan işlemlere konu ödeme ve tahsilatların belirtilen kurumlar aracı kılınarak yapılması zorunlu bulunmamaktadır. “ denilmiştir. Daha sonra yayınlanan 332 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar ile ilgili “ Genel ve Katma Bütçeli İdareler, İl Özel İdareleri, Belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, Kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarları, belirtilen limiti aşsa bile bunlara ilişkin ödeme ve tahsilatların; banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.” Denilmek sureti ile kapsam biraz daha genişletilmiştir.

Tevsik Zorunluluğuna Uymayanlara Uygulanacak Cezai Müeyyide

Vergi Usul Kanununun Mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hükme göre, mükerrer 257 nci maddenin 2. bendi ile getirilen zorunluluklara uymayanlara hem ödemeyi yapana hem de tahsil edene VUK 355. Maddesinin 1. Bendine göre 1. Sınıf tüccarlara ( sermaye şirketlerine, bilanço esasına göre defter tutan şahıs firmalarına .v.s.) 01.0.1.2010 dan itibaren 1.000,00 Tl’ den 2. Bendinde ise 2. Sınıf tüccarlara (İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar)’a 01.01.2010 dan itibaren 500,00 Tl’ den az olmamak üzere tevsik (ispat) zorunluluğuna uyulmayan tutarın % 5’ i kadar özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Bu itibarla tahsilat ve ödemelerinde bu Tebliğle getirilen zorunluluğa uymayan mükelleflere her bir işlem için özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

            Kesilecek olan cezalar tevsik zorunluluğuna uyulmayan yıl veya dönemde geçerli olan ceza miktar veya nispetinde kesilir. Örnek: 2005 yılında tevsik zorunluluğuna uymayan 1. Sınıf tüccarlara 1.180,00 TL ceza kesilmekte iken 2010 yılında uygulanacak ceza 1.00,00 Tl dir. Uygulanacak ceza her bir işlem için ayrı ayrı uygulanacağı için 3 kez mal alışı yapıldığında,

  1. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) –  10.000,00 TL
  2. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) –  20.000,00 TL
  3. mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) –  30.000,00 TL olduğunu düşündüğümüzde uygulanacak ceza

 

2005 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)

  1. Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
  2. Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
  3. Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.

Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.

2010 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)

  1. Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
  2. Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
  3. Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.

Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.

Sonuç : Yapılan düzenlemeler ile sadece ödeme ve tahsilatlar değil, fatura bedelleri de 8.00,00 TL lik haddi aşması halinde tevsik kapsamına girecek ve bu durumdaki faturaların farklı zamanlarda taksitle ve parça parça ödenmesi durumu değiştirmeyecek ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır.

İşsizlik Sigortası ve Sağlanan Yardımlar

 

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir                                                              05.05.2010

Yakup Üçkardeş

0216 – 412 26 62

yuckardes@gmail.com
yuckardes@mynet.com

 

İŞSİZLİK SİGORTASI, SAĞLANAN HAKLAR VE YARARLANMA ŞARTLARI

            4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 01.06.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup işsizlik sigortası uygulamaları ile ilgili sık sorulan sorulara aşağıda cevap verilmeye çalışılmıştır.

*  İşsizlik Ödeneği Nasıl Hesaplanır:  Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde kırkıdır ( % 40 ) Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

(Kaynak : 15.05.2008 tarih 5763 sayılı kanunun 15. maddesi ile değişmiş hali)

* İşsizlik ödeneğini ne kadar süre ile ödenir ?  Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan,

son üç yıl içinde;

a)     600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,

b)     900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,

c)      1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,

  Süre ile işsizlik ödeneği verilir.  (Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

* İşsizlik ödeneği ne zaman ödenir ?  İşsizlik ödeneği her ayın sonunda aylık olarak işsizin kendisine ödenir.İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )

* İşsizlik ödeneğine hak kazanma şartları:

    Madde 51 – Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.

    a) 25/08/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/04/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/06/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi işveren tarafından sona erdirilmiş olmak,

    b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak,

    c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak,

    d) Hizmet akdinin belirli süreli olması halinde, bu sürenin bitimi nedeniyle işsiz kalmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 7 nci maddesinin (II) numaralı bendinde belirtilen hizmet akdinin belirli bir sefer için yapılmış olması nedeniyle sefer sonunda işsiz kalmak,

    e) İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedenleriyle işten çıkarılmış olmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (IV) numaralı bendindeki nedenlerle işsiz kalmak,

    f) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesi kapsamında işsiz kalmak.

    g ) (Ek bent: 24/08/2000 – KHK/617, md.38; İptal: Anayasa M.nin 31/10/2000 – E. 2000/63, K. 2000/36 S. K.; (Yeniden düzenlenen bend: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Yukarıdaki bentlerde belirtilen iş kanunları kapsamına girmeyen sigortalılardan hizmet akitleri, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında yapılmış olan toplu iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmesi bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerindeki hükümlere paralel olarak sona ermiş olmak.

    (Değişik fıkra: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Ancak, işsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler nedeniyle askıya alınmamış olması gerekmektedir.

(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 51 )

* Sigortalı işsize sağlanan yardımlar ve ödemeler nelerdir?

Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır;

    a) İşsizlik ödeneği,

    b) (Değişik bent: 17/04/2008-5754 S.K./90.mad.) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri,

    c) Yeni bir iş bulma,

    d) Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi.

    ( Değişik fıkra: 15/05/2008-5763 S.K/14.md.) Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan Devlet payının yüzde otuzunu geçemez. Bu oranı yüzde elliye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.

    İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkeye gönderilen sigortalıların hak ve yükümlülükleri bu görevi yaptıkları sürece devam eder. Ülkeye dönmeleri ve 51 inci maddede belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde kendilerine işsizlik sigortasından hak ettikleri ödemeler yapılır ve hizmetlerden yararlanmaları sağlanır.