Ticari Taksilerde Çalışanlar SSK’lı (SGK) Olmak Zorunda Mı?
S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com
TİCARİ TAKSİLERDE ÇALIŞANLAR SSK’LI (SGK) OLMAK ZORUNDA MI?
BASİT USUL MÜKELLEFLERİNİN YANINDA ÇALIŞAN HİZMET ERBABI, DİĞER ÜCRETLİ KAPSAMINDA TESCİL EDİLİP VERGİLENDİRİLİRLER.
07.06.2005 tarihinde kabul edilen 21.06.2005 tarihli 25852 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu yayınlanması ile daha önce yürürlükte olan 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.
507 sayılı kanunun uygulamasında, taksi sahibi olmadığı halde taksilerde çalışan şoförlerde esnaf kapsamında olup odalara kayıt açtırıp, sosyal güvenlik açısından da Bağ-Kur’a kayıt oluyorlardı.
Yürülükten kaldırılan 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Kanunun 2. Maddesi Kanun Kapsamı başlığını taşımakta olup, “ MADDE 2 – İster gezici olsun, ister bir dükkân veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticareti, sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, aynı niteliğe (sermaye unsuru olsun, olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren, hizmet, meslek ve sanat sahipleriyle bunların yanlarında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin birinci maddede belirtilen amaçlarla kuracakları odalar bu kanun hükümlerine tabidir.” hükmü gereğince esnaf ve sanatkarların yanında çalışanlarıda esnaf ve sanatkar kabul etmekte idi. 507 sayılı Esnaf Ve Sanatkarlar Kanununu yürülükten kaldıran 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunun 3. Madesi “ Tanımlar “ başlığını taşımakta olup,
“ Tanımlar
MADDE 3. — Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri,” denilmek sureti ile Esnaf ve Sanatkarların tanımından “bunların yanlarında çalışanlar “ ibaresi çıkarıldığından, 5362 sayılı kanunun yayınlanmasından sonra esnaf ve sanatkarların yanında çalışanlar, esnaf ve sanatkar kapsamından çıkarılmışlardır. Bu durumdaki hizmet erbabının esnaf odalarına da kayıtları yapılmamaktadır. Bu durumda hizmet erbabı esnaf ve sanatkar statüsünden çıkmış olup “ işçi “ statüsüne geçmişlerdir.
31.05.2006 tarihinde kabul edilen 5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU kapsamında düşünüldüğünde ticari taksi sahibi yanında çalışan şoförler 5510 sayılı kanun kapsamında 4 (b) ( eski adı Bağ-Kur) kapsamında değil, 4 (a) (eski adı SSK) kapsamında sigortalı olacaklardır.
BASİT USUL MÜKELLEFLERİNİN YANINDA ÇALIŞAN HİZMET ERBABI, DİĞER ÜCRETLİ KAPSAMINDA TESCİL EDİLİP VERGİLENDİRİLİRLER.
Basit Usul Mükellefin yanında çalışan hizmet erbabı (şoför)’ ün 5510 sayılı kanun kapsamında 4 (a) (eski adı SSK)’ lı olmaları ile durum neticelenmiş olmayıp bir de budurumda olan kişilerin vergilendirilmesine de değinmekte fayda var. Aksi taktirde SSK sigorta açılışı yapıldığı halde vergi dairesine gerekli tescil işlemini yaptırmayanlar sonradan ciddi külfetlerle karşılaşabilirler.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 64. Madesi Diğer Ücretler başlığını taşır ve 1. Bendinde “ Aşağıda yazılı hizmet erbabının safi ücretleri takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 25′idir” hükmü yer almaktadır.
Basit Usul Mükellefin yanında çalışan hizmet erbabı (Taksi şoförü v.s.) ikametgahlarının bağlı olduğu vergi dairelerine de kendilerini Diğer Ücretli olarak tescil ettirecekler ve bunun yıllık iki taksitte vergisini ödeyecekler.
Tescil İçin gerekli Evraklar
a- Açılış İçin Dilekçe ( Taksilerde, araç sahibinin şoföre aracında çalışabileceğine dair muvafakat yazısı )
b- Nüfus Cüzdan fotokopisi
c- Resimli İkametgah
d- Sözleşme (Taksi sahibi ile şoför arasında yapılacak sözleşme)
2010 yılı için Basit Usul Mükellefin Yanında Çalışan Hizmet Erbabı İçin Gelir Vergisi Hesabı
Matrah : Takvim Yılı Başındaki Asgari Ücret x 12 ay x %25 = 729,00 x%25= 2.187,00
Vergi Hesabı : 2.187,00 x %15 ( 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu 103. Maddesindeki 1. Tarife dilimi)
Vergi Hesabı : 2.187,00 x % 15 = 328,05 TL 2010 yılı için ödenecek vergi tutarı
Diğer Ücretli olarak tescil edilen hizmet erbabı takip eden yıllarda Şubat ayında dilekçe vererek ilgili yılın vergilerini, bağlı oldukları vergi dairesine tahakkuk ettirecekler ve iki taksite ödeyeceklerdir. 215 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde “51. Kazançları basit usulde vergilendirilen ticaret erbabı, yanında çalışanların vergi karnesi almalarını ve karnelerinde yazılı vergilerini ödemelerini temin etmeye mecburdurlar” denilmek suretiyle ile taksi şoförünün Diğer Ücretli kapsamında ödeyeceği gelir vergisi hususunda taksi sahibine de sorumluluk yüklemektedir.
Diğer Ücretli yılın ilk altı aylık döneminde çalışıp ikinci altı aylık döneme girmeksizin işi bırakır ise tahakkuk eden ikinci altı aylık vergiyi iptal ettirebilir.
Faturada KDV ‘nin Ayrıca Gösterilmesi
S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com
A. FATURADA KDV’ NİN AYRICA GÖSTERİLMESİ
B. TAKSİCİ ESNAFININ DÜZENLEDİĞİ FATURA VE PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİNİN İŞLETMELER TARAFINDAN GİDER OLARAK KULLANILMASI VE BU BELGELERDEKİ KDV ‘NİN İNDİRİM KONUSU YAPILMASI
A. FATURADA KDV’ NİN AYRICA GÖSTERİLMESİ
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 34. Maddesinde
“ 1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanunî defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.
2. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek görülmeyen işlemlerde vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit olunur.”
İfadesi ile KDV ‘ nin indirim konusu yapılabilmesinin şartlarından birinin, faturada KDV’nin ayrıca gösterilmesinin zorunlu olduğu vurgulanmıştır. KDV ‘ nin faturada ayrıca gösterilmeyip KDV DAHİL yazılması durumunda KDV indirim konusu yapılamayacağı açıktır. Örneğin: deftere tabi nakliyecilik faaliyeti ile iştigal eden şoför esnafı kamyonu için yedek parça satın aldığında satıcı faturada KDV‘ yi ayrıca gösterdiğinde şoför esnafı KDV’ yi indirim konusu yapabilecek fakat satıcı tarafından düzenlenen faturada KDV ayrıca gösterilmeyip KDV DAHİL dahil ibaresi yer aldığında şoför esnafı tarafından KDV indirim konusu yapılamayacaktır.
B. TAKSİCİ ESNAFININ DÜZENLEDİĞİ FATURA VE PERAKENDE SATIŞ FİŞLERİNİN İŞLETMELER TARAFINDAN GİDER OLARAK KULLANILMASI VE BU BELGELERDEKİ KDV ‘NİN İNDİRİM KONUSU YAPILMASI
Taksici esnafının büyük bir kısmı Basit Usul Mükellef olmakla birlikte bir kısmı ise deftere tabi gelir vergisi mükellefidir. Aynı işi yapmakta olan taksicilerin basit usul mükellef ile deftere tabi mükellef arasında ki farklardan biri de deftere tabi taksicilerin taksi hizmet bedeli %18 KDV ‘ye tabi olduğu halde basit usul mükellefin hizmeti KDV ‘ye tabi değildir. Vergi mükellefleri tarafından, deftere tabi taksicilerden alınan belgeler üzerinden KDV hesaplanıp indirim konusu yapılabildiği halde basit usul mükellef hizmeti KDV’ ye tabi olmadığından indirim konusu yapılamaz. Yani 59,00 TL lik bir taksi hizmeti satın aldığınızda belgeyi düzenleyen basit usul mükellefi ise KDV’ yi indirim konusu yapamayıp 59,00 TL nin tamamını gider yazmak durumundasınız, oysa ki belgeyi düzenleyen taksici esnafı deftere tabi ise 59,00 TL lik taksi giderinin 50,00 TL lik kısmı deftere gider yazılacak 9,00 TL lik KDV ise yasal defterlere kayıt etmek şartı ile KDV beyannamesinde indirim konusu yapılır.
Deftere tabi taksici esnafının düzenlemiş olduğu fatura ve perakende satış fişlerinde KDV DAHİL ibaresi yer alması durumunda KDV indirim konusu yapılabilir mi? Sorusu akla gelmektedir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 20. Maddesinin 4.fıkrasında “Belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile bedelin biletle tahsil edildiği hallerde tarife ve bilet bedeli Katma Değer Vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez.” denilmiş 22 SERİ NO’LU KATMA DEĞER VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ’ nin B – Verginin İndirimi kısmında “ Katma Değer Vergisi Kanununun 34. maddesine göre, verginin indirim konusu yapılabilmesi için fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, uygulama kapsamına giren mükelleflerden gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınabilecek mal ve hizmet satın alan mükellefler, satın alınan mal ve hizmetlere ait katma değer vergisini indirim konusu yapabilmek için, düzenlenecek fatura ve benzeri vesikalarda verginin mutlak surette ayrıca gösterilmesini isteyeceklerdir. “
Ancak, tarifesi vergi dahil olarak tespit edilen işler ile özel matrah şekillerine tabi mal ve hizmetlere ait katma değer vergisi iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanıp indirim konusu yapılabildiğinden, bu mal ve hizmetlere ilişkin fatura ve benzeri vesikalarda katma değer vergisi ayrıca gösterilmeyecek, vergi dahil tek tutar olarak ifade edilebilecektir.” Denilmek sureti ile tarifeye bağlı işlerde örneğin Ticari Taksi işletmelerinde ücret belirlenmesi tarifeye tabi olduğundan deftere tabi taksici esnafının düzenlemiş olduğu perakende satış fişinde KDV DAHİL yazılsa da iç yüzde yöntemi ile uygulanarak hesaplama yapılacaktır.
Örnek : İşletmeler tarafından işleri ile ilgili yapmış oldukları taksi ulaşım gideri karşılığında deftere tabi taksici esnafı tarafından KDV Dahil 59,00 TL perakende satış fişi düzenlendiğinde;
( KDV Dahil Tutar / 1,18 = KDV Matrah ) = 59,00 / 1,18 = 50,00 TL (KDV Matrahı)
( KDV Matrahı X 18 /100 = KDV tutarı ) = 50,00 x 18 / 100 = 9,00 TL KDV
hesaplaması ile matrah ve KDV hesaplanıp 50,00 TL deftere gider yazılacak 9,00 TL lik KDV ise yasal deftere kayıt edilmek şartı ile KDV beyannamesinde indirim konusu yapılacaktır.
Taksici esnafının düzenlediği belgelerin üzerinde durmamızın sebebi önem arz etmesinden dir. 59,00 TL lik tutarın neresi önem arz eder der iseniz, bu hususu belirtmek isterim. Elli ay önce basit usul mükellef taksici esnafı size bir fatura düzenleyip vermiş olsa ve siz yanılıp bu belge üzerinden KDV hesaplayıp indirim konusu yapsanız ve maliye bu hatayı tespit etmiş olsa size ilgili dönemin KDV beyannamesini düzelttirecektir. Eğer KDV ‘ niz sürekli devreden bir yapıya sahip ise düzletme yaptığınız dönemde sonraki dönemlere devreden KDV ile takip eden dönemde ki önceki dönemden devreden KDV farklı olacağından takip eden dönemin KDV beyannamesini de düzetmek zorunda kalacaksınız ve belki de böylece 50 aylık KDV beyannamesini düzeltme zorunda kalacaksınız.
İşsizlik Sigortası, Sağlanan Haklar Ve Yararlanma Şartları
İşsizlik ödeneği 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 50. maddesi ” İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri ” başlığını taşımakta olup ilgili madde de işsizlik ödeneği ve işsizlik ödeneği almakta olanların istihdamı halinde SGK teşviklerinden bahsedilmektedir.
İlgili madde metni “
İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri[16]
Madde 50 – (Değişik birinci fıkra: 15/5/2008-5763/15 md.) Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.
Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olanlardan, son üç yıl içinde;[17]
- a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
- b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
- c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,
süre ile işsizlik ödeneği verilir.
(Değişik birinci ve ikinci cümle: 28/11/2017-7061/55 md.) İşsizlik ödeneği başvuruları izleyen ayın sonuna kadar sonuçlandırılır. İşsizlik ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak işsizin kendisine ödenir. (Ek cümle: 28/11/2017-7061/55 md.) Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkilidir. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır.(Ek cümle: 15/5/2008-5763/15 md.) Ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemeler geri tahsil edilmez. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/25 md.) 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi gereği işe iade davası nedeniyle yatırılan primlerin son günü esas alınarak işsizlik ödeneği hak sahipliği belirlenir ve işsiz geçen dönem için ödeme yapılır.[18]
Sigortalı, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe girer ve işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanmak için bu Kanunun öngördüğü şartları yerine getiremeden yeniden işsiz kalırsa, daha önce hakettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar bu haktan yararlanmaya devam eder. Bu Kanunun öngördüğü şartları yerine getirmek suretiyle yeniden işsiz kalınması halinde ise sadece bu yeni hak sahipliğinden doğan süre kadar işsizlik ödeneği ödenir.
(Mülga beşinci fıkra: 31/5/2006-5510/106 md.; Yeniden düzenleme: 11/8/2009-5921/1 md.) İşsizlik ödeneği alanların; işe alındığı tarihten önceki aydan başlayarak işe alan işyerine ait son altı aylık dönemde, prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak işe alınması kaydıyla, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan kısa vadeli sigorta primi tutarının yüzde biri olmak üzere işçi ve işveren payı sigorta primleri ile genel sağlık sigortası primi, kalan işsizlik ödeneği süresince Fondan karşılanır. Bu süre başlangıçta belirlenen toplam hak sahipliği süresinden düşülür. Söz konusu primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi, varsa prime esas alt kazanç sınırı ile prime esas kazanç arasındaki fark ve kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin prim tutarı farkı ile işsizlik sigortası primlerini Sosyal Güvenlik Kurumuna ödemiş olması şarttır. Bu maddede düzenlenen teşvik, 5510 sayılı Kanun kapsamında bulunanlarla aynı şartlarda olmak üzere 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi personeli için de uygulanır. Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Ayrıca, işçinin, işten ayrıldığı işyerinde tekrar işe başlaması halinde bu teşvik hükümlerinden yararlanılamaz. Bu fıkrada düzenlenen teşvik, 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaya başlayanlar hakkında uygulanmaz.[19]
İşsizlik sigortasının ödenme süresi içinde ödenmesi gereken geçici işgöremezlik ödeneğinin miktarı işsizlik ödeneği miktarından fazla olamaz. (Mülga ikinci cümle: 31/5/2006-5510/106 md.)(…)” şeklindedir. Üstte ki madde metni Mevzuat Bilgi Sisteminden alınmıştır.
İŞSİZLİK SİGORTASI, SAĞLANAN HAKLAR VE YARARLANMA ŞARTLARI
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu 01.06.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup işsizlik sigortası uygulamaları ile ilgili sık sorulan sorulara aşağıda cevap verilmeye çalışılmıştır.
* İşsizlik Ödeneği Nasıl Hesaplanır: Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde kırkıdır ( % 40 ) Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.
(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )
(Kaynak : 15.05.2008 tarih 5763 sayılı kanunun 15. maddesi ile değişmiş hali)
* İşsizlik ödeneğini ne kadar süre ile ödenir ? Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan,
son üç yıl içinde;
- a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
- b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
- c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,
Süre ile işsizlik ödeneği verilir. (Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )
* İşsizlik ödeneği ne zaman ödenir ? İşsizlik ödeneği her ayın sonunda aylık olarak işsizin kendisine ödenir.İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır.
(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 50 )
* İşsizlik ödeneğine hak kazanma şartları:
Madde 51 – Bu Kanun uyarınca sigortalı sayılanlardan hizmet akitleri aşağıda belirtilen hallerden birisine dayalı olarak sona erenler, Kuruma süresi içinde şahsen başvurarak yeni bir iş almaya hazır olduklarını kaydettirmeleri, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış olmaları kaydıyla işsizlik ödeneği almaya hak kazanırlar.
- a) 25/08/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi veya 20/04/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununun 16 ncı maddesi ya da 13/06/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen bildirim önellerine uygun olarak hizmet akdi işveren tarafından sona erdirilmiş olmak,
- b) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 16 ncı maddesinin (I), (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (II) ve (III) numaralı bentlerine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 7 nci maddesi ile 11 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sigortalı tarafından feshedilmiş olmak,
- c) Hizmet akdi, süresi belli olsun veya olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeksizin 1475 sayılı İş Kanununun 17 nci maddesinin (I) ve (III) numaralı bentlerine veya 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (III) numaralı bendine veya 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasına göre işveren tarafından feshedilmiş olmak,
- d) Hizmet akdinin belirli süreli olması halinde, bu sürenin bitimi nedeniyle işsiz kalmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 7 nci maddesinin (II) numaralı bendinde belirtilen hizmet akdinin belirli bir sefer için yapılmış olması nedeniyle sefer sonunda işsiz kalmak,
- e) İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedenleriyle işten çıkarılmış olmak, 854 sayılı Deniz İş Kanununun 14 üncü maddesinin (IV) numaralı bendindeki nedenlerle işsiz kalmak,
- f) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 inci maddesi kapsamında işsiz kalmak.
g ) (Ek bent: 24/08/2000 – KHK/617, md.38; İptal: Anayasa M.nin 31/10/2000 – E. 2000/63, K. 2000/36 S. K.; (Yeniden düzenlenen bend: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Yukarıdaki bentlerde belirtilen iş kanunları kapsamına girmeyen sigortalılardan hizmet akitleri, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu kapsamında yapılmış olan toplu iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmesi bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda (a), (b), (c), (d) ve (e) bentlerindeki hükümlere paralel olarak sona ermiş olmak.
(Değişik fıkra: 25/06/2003 – 4904 S.K./28. md.) Ancak, işsizlik ödeneğine hak kazanabilmek için hizmet akdinin başvuru sırasında grev, lokavt veya kanundan doğan ödevler nedeniyle askıya alınmamış olması gerekmektedir.
(Kaynak : 4447 sayılı kanun madde 51 )
* Sigortalı işsize sağlanan yardımlar ve ödemeler nelerdir?
Sigortalı işsizlere bu Kanunda belirtilen esas ve usuller çerçevesinde, Kurumca aşağıda belirtilen ödemeler yapılır ve hizmetler sağlanır;
- a) İşsizlik ödeneği,
- b) (Değişik bent: 17/04/2008-5754 S.K./90.mad.) 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri,
- c) Yeni bir iş bulma,
- d) Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi.
( Değişik fıkra: 15/05/2008-5763 S.K/14.md.) Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan Devlet payının yüzde otuzunu geçemez. Bu oranı yüzde elliye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.
İşveren tarafından geçici görevle yabancı ülkeye gönderilen sigortalıların hak ve yükümlülükleri bu görevi yaptıkları sürece devam eder. Ülkeye dönmeleri ve 51 inci maddede belirtilen koşulları yerine getirmeleri halinde kendilerine işsizlik sigortasından hak ettikleri ödemeler yapılır ve hizmetlerden yararlanmaları sağlanır.
Benzer Kavramlar :
Kimler işsizlik ödeneği alabilir.
Kim işsizlik ödeneği alabilir.
İşsizlik ödeneği nasıl hesaplanır
İşsizlik maaşı nasıl hesaplanır
İşsizlik maaşı ne kadar
Kaç gün işsizlik maaşı alınabilir
Kaç gün işsizlik maaşı alabilirim
İşsizlik maaşı süresi ne kadar
İşsizlik maaşı ne kadar süre alınabilir
İşsizlik maaşı ne kadar süre alınır
İşsizlik maaşı süre
İşsizlik maaşında süre
İşsizlik maaşı ne kadar zaman alınabilir
işsizlik ödeneği ne zaman ödenir
İşsizlik ödeneğinde vergi kesintisi var mıdır? ( İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. 4447/50)
İşsizlik ödeneği haczedilebilir mi? ( İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez 4447/50)
İşsizlik maaşı almakta iken sigortalının iş alınmasında teşvik
İşsizlik maaşı almakta iken sigortalının iş alınmasında sgk teşviki
Ödemelerin Tevsiki (Belgelendirmesi)
S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Atatürk Mah. Mimar Sinan Sok.
Atam İş Merkezi B Blok No:14/13 Kat : 4
Ümraniye/İst.
Ücretsiz Danışma Tlf. : 0216 – 412 26 62 Faks : 0216 – 329 72 31
web : www.yevmiyemaddesi.com
mail : smmm.yakupuckardes@hotmail.com
ÖDEMELERİN TEVSİKİ (BELGELENDİRMESİ)
Ödemelerin tevsiki ile ilgili yayınlanan 04.07.2003 tarih ve 25158 no’ lu 320 sıra no’ lu vergi usul kanunu genel tebliği ile Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenler, defter tutmak zorunda olan çiftçiler, serbest meslek erbabı ile vergiden muaf esnafa kendi aralarında yapacakları ticari işlemleri ile nihai tüketicilerden (Türkiye’de mukim olmayan yabancılar hariç) mal veya hizmet bedeli olarak yapacakları 5.000.000.000.-Türk Lirasını aşan tahsilat ve ödemelerinin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunluluğu getirilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun (VUK) 320 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile tahsilat ve ödemeler ile ilgili aracı kılınan kurumlara, Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü, (PTT) ‘de dahil edilmiştir.
01/08/2003 tarih ve 25186 nolu resmi gazetede yayınlanan 323 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile limit 10.000,00 Tl’ ye çıkarılmıştır.
Ödeme ve tahsilatlar ile ilgili aracı kılınan kurumlardan yapılacak havale, çek, kredi kartı ve bu kurumlar aracılığıyla tahsil edilen senetler gibi bankacılık araçları kullanılarak yapılan ödemeler ve tahsilatlar karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden tevsik edilmiş sayılacaktır. Banka ve özel finans kurumlarının internet şubeleri üzerinden yapılan işlemlerde aynı kapsamdadır.
Tespit edilen tutarın altında kalan tahsilat veya ödemelerin banka veya özel finans kurumları aracılığıyla yapılması ihtiyaridir. (isteğe bağlı) Tespit edilen tutarı aşan avansların da banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunludur. Tespit edilen tutarın üzerinde kalan işlemlerin tevsik zorunluluğundan kaçınmak amacıyla parçalara ayrılması kabul edilmeyecek, aynı günde aynı kişi veya kurumlarla yapılan işlemler tek bir ödeme veya tahsilat kabul edilecektir. Ödemelerin tevsiki ile ilgili durum sadece ödeme tutarları ile sınırlı olmayıp fatura tutarı tevsik zorunluluğu getirilen tutarı aşması halinde bu faturalarında durumu tevsik kapsamında değerlendirilerek bu durumdaki faturaların tamamının bir defada veya parça parça ödenmesi, ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır. (VUK 324 no’ lu tebliğ)
İşletmelerin kendi ortakları ile diğer gerçek ve tüzel kişilerle olan ve herhangi bir ticari içeriği olmayan nakit hareketlerinin de işlem tutarları belirlenen haddi aşıyor ise bunlar da tevsik kapsamında olacağından bu şekilde ki ödeme ve tahsilatlarda banka, özel finans kurumları veya PTT aracılığıyla yapılacaktır. VUK’ nun 324 no’ lu tebliğinde kişilerin, ortağı oldukları şirketten borç para almış olmaları ve tutarında belirlenen haddi aşması halinde, tahsilat ve ödemelerin banka, özel finans kurumları ve PTT aracılığıyla yapılacağı vurgulanmaktadır.
27.04.2004 tarih 25445 nolu resmi gazetede yayınlanan 332 sıra no’lu vergi usul kanunu genel tebliği ile 10.000,00 TL (eski para 10.000.000.000 – on milyar) olan tevsik limiti 8.000,00 (eski para 8.000.000.000 – sekiz milyar) Tl’ ye indirilmiştir.
TEVSİK ZORUNLULUĞU OLMAYAN ÖDEME VE TAHSİLATLAR
VUK 320 sıra nolu Genel Tebliğinde, “Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerinin banka veya özel finans kurumlarınca düzenlenen belgelerle tevsiki zorunlu bulunmamaktadır.”denildikten sonra 21.08.2003 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 323 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile kapsam genişletilmiştir. İlgili tebliğde, 4. Tevsik Zorunluluğu Olmayan Ödeme ve Tahsilatlar başlıklı kısımda aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda tevsik zorunluluğu kapsamından çıkarılmıştır.
“ Tevsik zorunluluğu kapsamına giren kişiler ile nihai tüketicilerin genel ve katma bütçeli idareler ile döner sermaye işletmelerine yapacakları ödeme veya tahsilat işlemlerine ilave olarak aşağıdaki kurum ve kuruluşlarda yapılan işlemler de ilave edilmiştir.
1-Sermaye piyasası aracı kurumlarında,
2-Yetkili döviz müesseselerinde,
3-Noterlerde,
4-Tapu idarelerinde
yapılan işlemlere konu ödeme ve tahsilatların belirtilen kurumlar aracı kılınarak yapılması zorunlu bulunmamaktadır. “ denilmiştir. Daha sonra yayınlanan 332 sıra no’ lu VUK Genel Tebliği ile tevsik zorunluluğu olmayan ödeme ve tahsilatlar ile ilgili “ Genel ve Katma Bütçeli İdareler, İl Özel İdareleri, Belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler, Kanunla kurulan diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşlar veya bunlara ait veya tabi diğer müesseseler tarafından yapılan ihale işlemlerine ilişkin yatırılması gereken teminat tutarları, belirtilen limiti aşsa bile bunlara ilişkin ödeme ve tahsilatların; banka, özel finans kurumları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü aracı kılınarak yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.” Denilmek sureti ile kapsam biraz daha genişletilmiştir.
TEVSİK ZORUNLULUĞUNA UYMAYANLARA UYGULANACAK CEZAİ MÜEYYİDE
Vergi Usul Kanununun Mükerrer 355 inci maddesinde yer alan hükme göre, mükerrer 257 nci maddenin 2. bendi ile getirilen zorunluluklara uymayanlara hem ödemeyi yapana hem de tahsil edene VUK 355. Maddesinin 1. Bendine göre 1. Sınıf tüccarlara ( sermaye şirketlerine, bilanço esasına göre defter tutan şahıs firmalarına .v.s.) 01.0.1.2010 dan itibaren 1.000,00 Tl’ den 2. Bendinde ise 2. Sınıf tüccarlara (İşletme hesabı esasına göre defter tutanlar)’a 01.01.2010 dan itibaren 500,00 Tl’ den az olmamak üzere tevsik (ispat) zorunluluğuna uyulmayan tutarın % 5’ i kadar özel usulsüzlük cezası kesilecektir. Bu itibarla tahsilat ve ödemelerinde bu Tebliğle getirilen zorunluluğa uymayan mükelleflere her bir işlem için özel usulsüzlük cezası kesilecektir.
Kesilecek olan cezalar tevsik zorunluluğuna uyulmayan yıl veya dönemde geçerli olan ceza miktar veya nispetinde kesilir. Örnek: 2005 yılında tevsik zorunluluğuna uymayan 1. Sınıf tüccarlara 1.180,00 TL ceza kesilmekte iken 2010 yılında uygulanacak ceza 1.00,00 Tl dir. Uygulanacak ceza her bir işlem için ayrı ayrı uygulanacağı için 3 kez mal alışı yapıldığında,
-
mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 10.000,00 TL
-
mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 20.000,00 TL
-
mal alışı (KDV dahil fatura toplamı) – 30.000,00 TL olduğunu düşündüğümüzde uygulanacak ceza
2005 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)
-
Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
-
Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
-
Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.180,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.
Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.
2010 Yılı İçin ( 1. Sınıf Tüccarlara Uygulanacak Ceza)
-
Fatura Tutarı : 10.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
-
Fatura Tutarı : 20.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.000,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.180,00 TL dir.
-
Fatura Tutarı : 30.000,00 – Asgari Tutar .1.000,00 – %5 Tutarı 1.500,00 TL olduğu için uygulanacak ceza 1.500,00 TL dir.
Yukarıda dökümü yapılan üç adet faturanın tevsik kapsamında ilgili kurumlardan ödendiği ispat edilmez ise 1.180,00 + 1.180,00+1.500,0 = 3.860,00 TL özel usulsüzlük cezasına muhatap olunacaktır.
Sonuç : Yapılan düzenlemeler ile sadece ödeme ve tahsilatlar değil, fatura bedelleri de 8.000,00 TL lik haddi aşması halinde tevsik kapsamına girecek ve bu durumdaki faturaların farklı zamanlarda taksitle ve parça parça ödenmesi durumu değiştirmeyecek ilgili kurumlar aracılığı ile yapılacaktır.
Genel Sağlık Sigortası Uygulaması, Soru Ve Cevaplar
S.M.M.M. Yakup Üçkardeş
Genel Sağlık Sigortası Uygulaması, Soru Ve Cevaplar
SORU : Kimler Genel Sağlık Sigortası kapsamındadır?
Cevap : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası Kapsamında Olduğu, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 60. maddesinde belirtilmiştir.
“Genel sağlık sigortalısı sayılanlar
MADDE 60- (Değişik: 17/4/2008-5754/38 md.)
İkametgahı Türkiye’de olan kişilerden;
- a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının;
1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler,
2) (b) bendi gereğince sigortalı sayılan kişiler,
- b) İsteğe bağlı sigortalı olan kişiler,
- c) Yukarıdaki (a) ve (b) bentlerine göre sigortalı sayılmayanlardan;
1) Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden az olan vatandaşlar,
2) Vatansızlar ve sığınmacılar,
3) 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
4) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre şeref aylığı alan kişiler,
5) 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
6) 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
7) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu hükümlerine göre korunma, bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalanan kişiler, Harp malûllüğü aylığı alanlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında aylık alanlar,
9) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre görevlendirilen kişiler ile aynı Kanunun ek 16 ncı maddesine göre aylık alan kişiler,
10) 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Dünya Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonluğu Kazanmış Sporculara ve Bunların Ailelerine Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerine göre aylık alan kişiler,
- d) Mütekabiliyet esası da dikkate alınmak şartıyla, oturma izni almış yabancı ülke vatandaşlarından yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında sigortalı olmayan kişiler,
- e) 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı Kanun gereğince işsizlik ödeneği ve ilgili kanunları gereğince kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılan kişiler,
- f) Bu Kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişiler,
- g) Yukarıdaki bentlerin dışında kalan ve başka bir ülkede sağlık sigortasından yararlanma hakkı bulunmayan vatandaşlar, genel sağlık sigortalısı sayılır.
Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğü Tarafından Yayınlanan 2011/39 Sayılı Genelge de Ayrıntılı Olarak Genel Sağlık Sigortası Kapsamındakiler Hakkında Ayrıntılı Açıklama Yapılmıştır.
Soru : Herhangi bir sağlık güvencesi bulunmayanlar (GSS) Genel Sağlık Sigortası gelir testi için hangi kuruma başvuruda bulunmaları gerekir?
Cevap : 01.01.2012 tarihinden itibaren bir ay içerisinde ikamet edilen il/ilçenin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına gelir testi yaptırmak için başvurulması gerekir.
Soru : Yeşil kart sahiplerinin Genel Sağlık Sigortası karşısındaki durumu ne olacak?
Cevap : Yeşil kart sahipleri 01.01.2012 tarihinde SGK tarafından başka bir işleme gerek kalmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılacaklar.
Soru : Gelir testi uygulamasında uygulanacak unsurlar nelerdir?
Cevap : Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Kurumca belirlenecek test yöntemleri ve veriler kullanılarak tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutar hesap edilecektir.
Kaynak : ( 5510 sayılı kanun madde 60/c(1))
Soru : Kimlerin Genel Sağlık Sigortası primleri Devlet tarafından karşılanacak ?
Cevap : 5510 sayılı Kanun ile birlikte ilk kez sağlık primlerinde Devlet katkısı getirilmiştir.
1- Harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak, Puanlama Formülüne göre tespit edilecek aile içindeki geliri kişi başına düşen aylık tutarı asgari ücretin üçte birinden (1/3) az olan vatandaşlar.
- İstiklal madalyası alanlar
- Vatani hizmet aylığı alanlar
- Terörle mücadele aylığı alanlar
- Harp malulleri
- Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından bakılacak çocuklar
- Köy korucuları
- Basarili sporcuların (Dünya, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonları) genel sağlik sigortası primleri devlet tarafından karşılanacaktır.
Soru : Yanlızca Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında prim ödeyecek olanlara uygulanacak prim oranı kaç dır? Genel Sağlık Sigortası (GSS)’ na ödenecek primler nasıl hesaplanacak?
Cevap : % 12 dir.” Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar ile 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendi ve bu Kanunun geçici 13 üncü maddesinde belirtilenlerin genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın % 12′sidir.”
(Kaynak : Prim oranları ve Devlet katkısı madde 81 (f) bedi)
01.01.2012 tarihi ile 30.06.2012 tarihi arasında;
1- Aile içindeki kişi başına gelir Asgari Ücretin 1/3 ‘ ünden Asgari ücrete kadar olanlar Asgari ücretin Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının üçte biri (1/3) üzerinden %12 oranında GSS primi ödeyecekler
Asgari ücret : 886,50 /3 x %12 = 295,50 x 12/100 = 35,46 TL prim ödenecek
2- Aile içindeki kişi başına gelir asgari ücretten, asgari ücretin iki katına kadar olduğu tespit edilen kişiler için otuz günlük tutar üzerinden %12 oranında GSS primi ödeyecekler
886,50 / 1.773,00 arası : 886,50 x % 12 = 886,50 x 12 / 100 = 106,38 TL prim ödenecek
3- Asgari ücretin iki katından (1.773,00 TL) fazla olduğu tespit edilen kişiler için iki katı prime esas asgari
kazanç tutarı olarak esas alınarak %12 oranında GSS primi ödeyecekler
1.773,00 x % 12 = 1.733,00 x 12 / 100 = 212,76 TL
SORU : Ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde çalışanların genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?
Cevap : “6111 sayılı Kanunun 51 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 6 ncı madde ile ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde kısmi süreli çalışanlardan çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olan kişiler sigortalı sayıldıklarından ek 6 ncı madde kapsamında sigortalılıkları başlatılanlar genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.” (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)
SORU : 4/b (eski bağkur) kapsamında bulunup SGK’ ya prim borcu bulunanları eş ve çocuklarının genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?
Cevap : “Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı
sayılanlardan; 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcu bulunan ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirme talebi bulunmayan sigortalıların 18 yaş altı çocukları hariç olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerin talepte bulunmaları halinde, bu kişiler Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılacaklardır.”
Kaynak : (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)
Soru : 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar (eski ssk, eski bağkur, eski emekli sandığı) çalışmakta iken sigortalılığı sona erdiğinde sağlık hizmetlerinden faydalanabilme süresi kaç gündür?
Cevap : “60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar, zorunlu sigortalıklarının sona erdiği tarihten itibaren on gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanırlar. Bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle (…)(1) bakmakla yükümlü olduğu kişiler dahil sağlık hizmetlerinden yararlandırılırlar.”
Kaynak : ( 5510 sayılı kanun madde 67)
Soru : 18 yaşın altındaki kişilerin GSS (genel sağlık sigortalılığı) kapsamındaki durumları
Cevap : 60 ıncı madde gereği genel sağlık sigortalısı sayılanların çocukları, ana ya da babanın tescil edilmiş olmasına bakılmaksızın ve ayrıca bir işleme gerek olmaksızın 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlandırılır. 18 yaşından küçük çocuğun ana ve babası da yok ise 18 yaşını dolduruncaya kadar 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (7) numaralı alt bendi kapsamında primi Devlet tarafından ödenmek üzere genel sağlık sigortalısı sayılır
(Kaynak : 5510 sayılı kanun madde 61)
Konu : Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi yaptırmak istemeyenlere uygulanacak ceza
Cevap : Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarının 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katından fazla olduğu kabul edilerek taleplerinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih itibariyle 60 ıncı maddenin (g) bendi kapsamında tescilleri yapılacak ve 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı üzerinden ödeyeceği prim miktarı kendilerine tebliğ edilecektir.
01.01.2012 / 30.06.2012 arası Brüt Asgari Ücret Tutarı = 886,50 x 2 = 1.773,00 x 12/100 = 212,76 TL ödenecek prim.
Soru : Ay içinde 30 günden az (kısmi süreli) çalışan kişilerin Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında ki uygulama nasıl olacak?
Cevap : Ek fıkra: 13/2/2011-6111/49 md.) 4857 sayılı İş Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanlar ile bu Kanuna göre ev hizmetlerinde ay içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait genel sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü 1/1/2012 tarihinde başlar.
(Kaynak : 5510 sayılı kanun Geçici 12. Maddesi)
Soru : Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında gelir testi yaptırmayanların durumu?
Cevap : Gelir testi yaptırmak istemeyenlerin aile içindeki kişi başına düşen gelir payının aylık tutarının 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katından fazla olduğu kabul edilerek taleplerinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarih itibariyle 60 ıncı maddenin (g) bendi kapsamında tescilleri yapılacak ve 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının iki katı üzerinden ödeyeceği prim miktarı kendilerine tebliğ edilecektir.
(Kaynak : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünün 2011/39 sayılı Genelge 6.3- 1/1/2012 tarihine kadar genel sağlık sigortalısı olmak için talepte bulunanlar)
SORU : Türkiye İş Kurumunun eğitimlerine katılan kursiyerlerin genel sağlık sigortası karşısındaki durumu nedir?
Cevap : “6111 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin (e) bendinde yapılan değişiklikle Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerlerden bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar genel sağlık sigortalısı sayılacaktır.” (2011/39 Sayılı Genelge – SGK)